KARDELEN BAŞOL/MANŞETİZ- Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeler Platformu, oturma eyleminin 32. haftasında emekçilerin ve emeklilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Platform, ekonomik koşullardan iş cinayetlerine, tarım politikalarından tutuklamalara kadar birçok başlık üzerinden değerlendirme yaptı.
“Kazanılmış haklar saldırı altında”
İşçi sınıfına yönelik çok yönlü saldırıların arttığı savunulan açıklamada, üretici köylülerden maden ve inşaat işçilerine kadar farklı kesimlerin kazanılmış hakları ve ücretleri için mücadele ettiği hatırlatıldı.
Buna rağmen baskı, mobbing, sürgün, işten çıkarma, tazminat gaspları ve ücretlerin ödenmemesi gibi sorunlarla mücadele edildiği belirtilirken, “Kazanılmış en temel haklar dahi sermayenin vahşi saldırısı altında” denildi.
Açıklamada ayrıca 32 yaşındaki Suriyeli bir işçinin fabrikada yaptığı işten kalan 20 bin liralık alacağını almak için gittiği görüşmede öldürülmesi de anıldı. Olay üzerinden işçilerin ücretlerini talep etmesinin dahi ölüm riski oluşturduğu vurgulandı.
Platform, işçi ve emekçi düşmanlığının yanı sıra göçmen düşmanlığının da sistemli biçimde yayıldığını ileri sürdü.
Toprağını, suyunu, ormanını ve denizini savunan köylülerin gözaltına alındığı belirtilen açıklamada, hakkını arayanların baskı, gözaltı, şiddet ve tutuklamalarla susturulmak istendiği savunuldu.

Maden işçileri için de tepki
Bağımsız Maden-İş Sendikası yöneticileri Başaran Aksu ve Gökay Çakır’ın, maden işçilerinin aylardır ödenmeyen ücret ve tazminatları için Ankara’da yürüttükleri mücadele nedeniyle tutuklanması hakkında da eleştiri getiren platform, “sermayenin işçi ve emekçilere gözdağı verme ve sınıf mücadelelerinin önünü kesme çabası” olarak değerlendirdi.
Açıklamada, “Bu şiddet ve baskılar onların gücünü değil güçsüzlüğünü gösteriyor” ifadeleri kullanıldı.
“Emekçilerin verecekleri hiçbir şeyleri yok”
Platform, iktidarın işçi ve emekçilere, emeklilere, işsizlere ve gençlere verecek bir şeyinin kalmadığını vurgulayarak, ücretli kölelik düzeninin yaygınlaştırıldığı, ücret gaspları, çocuk işçi ölümleri, emekli yoksulluğu ve doğa yağmasının kabul ettirilmek istendiğini açıkladı. Emekçilerden ve emeklilerden gasp edildiği savunulan gelirlerin silahlanma bütçesine aktarıldığı iddia edildi.

“Gıda krizi kaçınılmaz hale gelecek!”
Tarım sektöründeki sorunlara da geniş verilen çağrıda, fındık, çay, şeker pancarı ve limon üreticilerinin ürünlerini zararına satmak zorunda bırakıldığı savunulurken, üreticinin düşük fiyata sattığı ürünün tüketiciye pahalı ulaştığı da belirtildi.
Dışa bağımlı tarım politikalarının uluslararası tarım tekellerini beslediği vurgulanan açıklamada, ithalata dayalı model nedeniyle üreticinin zor durumda bırakıldığı ve tarımda uzun süredir çöküş yaşandığı öne sürüldü.
Tarım Bakanlığı’nın buğday, mercimek, nohut, fasulye, canlı hayvan, karkas et, saman, ayçiçeği ve soğanın ardından ithalatına ilişkin aldığı kararlar da eleştirildi.
Platform, mevcut uygulamaların sürmesi halinde yakın gelecekte gıda krizinin kaçınılmaz hale geleceğini belirterek beslenmenin en büyük sorun haline gelebileceğini ifade etti.
“Kurtuluş kendi kollarımızda”
Bütün emekli örgütlerinin işçi sınıfı mücadelesinin ayrılmaz parçası olduğu savunulan açıklamada, farklı kesimler arasında eylem birliktelikleri kurulması ve örgütsüz emekçilere umut olunması çağrısı yapıldı.
Platform, “İrademizi sahte hikâyelerin parlatılmış kahramanlarına teslim etmeyelim. Kendi örgütlü gücümüze güvenelim” denilerek “Kurtuluş kendi kollarımızda”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Savaşa karşı sınıf savaşı” ve “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganlarıyla tamamlandı.





