İzmir

Eğitim- Sen: Ne baskıya boyun eğeceğiz ne hukuksuzluğa alışacağız

Eğitim-Sen İzmir 2 No'lu Şube, ihraçlara, Ankara'daki öğretmen gözaltılarına ve hak ihlallerine karşı gerçekleştirdiği eylemin 374'üncü haftasında tek ses oldu. Basın açıklamasını okuyan Kadın Sekreteri Cansu Başer, "Son arkadaşımız görevine dönene kadar mücadelemiz sürecek" dedi.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 2 No'lu Şube, OHAL KHK'leri ile ihraç edilen kamu emekçilerinin hakları ve son dönemde tırmanan hak ihlallerine karşı gerçekleştirdiği oturma eyleminin 374'üncü haftasında bir basın açıklaması yaptı.

Metni okuyan Eğitim Sen İzmir 2 No'lu Şube Kadın Sekreteri Cansu Başer, KHK'lerden Ankara'da gözaltına alınan öğretmenlere, Deniz Poyraz cinayetinden madencilerin direnişine kadar pek çok konuya değinerek iktidarın baskı politikalarını eleştirdi.

''KHK'LER TASFİYE ARACINA DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞTÜR''

Konuşmasına KHK ihraçlarının yarattığı hak kayıplarına dikkat çekerek başlayan Başer, Türkiye'nin geçmişten bu yana darbe ve sıkıyönetim politikalarıyla yönetildiğini hatırlattı. Başer, şu ifadeleri kullandı:

"OHAL KHK’leri darbe girişimiyle mücadele sınırlarını aşmış, muhalif kesimlere yönelik bir tasfiye aracına dönüştürülmüştür. Sendikal faaliyet yürütenler, barışı savunanlar, kadın hakları, demokrasi ve eşitlik mücadelesi verenler hedef haline getirilmiştir."

DENİZ POYRAZ UNUTULMADI

Açıklamada, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi yürüttüğü için ihraç edilen kadın kamu emekçilerine selam gönderilirken, 5 yıl önce bugün İzmir’de katledilen Deniz Poyraz da anıldı. Başer, "Özgürlük mücadelesinde yitirdiğimiz Deniz Poyraz'a bu alandan sözümüz barış olacaktır" diyerek kadın cinayetlerine ve kadınları güvencesizleştiren politikalara karşı mücadelenin süreceğini vurguladı.

ANKARA'DAKİ EYLEMDE POLİS MÜDAHALESİNE TEPKİ

Son günlerde mülakat adaletsizliğine karşı Ankara'da hak arayan öğretmenlere yönelik polis müdahalesi, eylemin ana gündem maddelerinden biri oldu. Aralarında Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak’ın da bulunduğu sendika yöneticilerinin darp edilerek gözaltına alınmasını kınayan Cansu Başer, şunları söyledi:

"Öğretmenlerin meşru taleplerine diyalog yerine ters kelepçe, biber gazı ve polis ablukasıyla yanıt verilmiştir. Eğitimin itibarsızlaştırılmasına, mülakat adaletsizliğine karşı çıkmak suç değildir. Suç olan, anayasal hakkını kullanan öğretmenlerin karşısına polis gücüyle çıkmaktır. Haklarını savunmak için açlık grevine başlayan eğitim emekçilerinin sesine derhal kulak verilmelidir.''

Açıklamada sadece eğitim alanındaki değil, yerin metrelerce altında hak mücadelesi veren madencilerin de yalnız olmadığı belirtildi. Başer, güvenli çalışma koşulları ve insanca yaşam talep eden madencilere yönelik saldırıların karşısında olduklarını belirterek, "Çünkü biliyoruz ki öğretmenlerin, madencilerin ve tüm emekçilerin mücadelesi ortaktır" dedi.

Eğitim Sen İzmir 2 No'lu Şube, adaletin ve hukukun yeniden tesis edilmesi için KHK'li tüm kamu emekçilerinin tüm özlük haklarıyla birlikte eksiksiz olarak işlerine iade edilmesi çağrısını yineledi.

Açıklama, "Ne baskıya boyun eğeceğiz, ne hukuksuzluğa alışacağız! Yaşasın örgütlü mücadelemiz, yaşasın KESK!" sloganlarıyla son buldu.