KENAN YEŞİL/MANŞETİZ- İzmir’de, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ait Dokuz Eylül Sosyal Güvenlik Merkezi (SGM) binasının İzmir Demokrasi Üniversitesi'ne tahsis edilmesine tepkiler büyüyor.
Büro Emekçileri Sendikası (BES) ve Büro İş Sendikası, binanın tahsisi ne karşı çıkarak üyeleri ve SGK çalışanlarıyla birlikte bir günlük iş bıraktı.
Sendikalar, Dokuz Eylül SGM'den SGK İzmir İl Müdürlüğü önüne yürüyüş yaparak alınan kararı basın açıklaması ile duyurdu.
Hukuksuz karardan geri dönülmesi çağrısında bulunan sendikalar, “SGK Yönetim Kurulu ve Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanlığı, Dokuz Eylül SGM’nin devir ve tasfiye kararını derhal durdurmalıdır. Bu hukuksuz karardan geri dönülene kadar ne bir adım geri atacağız ne de susacağız. Sokakta, alanda ve yargı önünde hakkımızı aramaya devam edeceğiz. Binamızı da, geleceğimizi de, halkın hizmet alma hakkını da SGK yönetiminin keyfi kararlarına teslim etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

İzmirli mağdur olacak
Dokuz Eylül SGM'nin İzmir Demokrasi Üniversitesi'ne tahsis edilmesi kararının kurum çalışanları yanı sıra binlerce vatandaşı mağdur edeceğini belirten İzmir Büro İş Şube Başkanı Zafer Çağlar, “Bugün Menemen'den, Çiğli'den, Karşıyaka'dan, Bornova'dan, Balçova'dan ve İzmir'in birçok noktasından gelen çalışanlar, metro ve diğer toplu ulaşım araçlarıyla merkezi konumdaki bu binaya kolaylıkla ulaşabilmektedir. Buna rağmen çalışanların ve emeklilik tahsis servisinin Buca Sosyal Güvenlik Merkezi yerleşkesine taşınmasının planlanmasını doğru bulmuyor, bu kararı kınıyoruz. Emeklilik tahsis işlemleri, Sosyal Güvenlik Kurumunun vatandaşa en yoğun hizmet sunduğu birimlerden biridir. Bu hizmetin ulaşımı kolay, merkezi bir noktada verilmesi hem vatandaşlarımız hem de kamu çalışanları açısından büyük önem taşımaktadır. Ayda ortalama 8 ila 10 bin, yılda ise 80 ila 90 bin vatandaşa hizmet veren bir kamu binasının, yaklaşık 8 bin öğrencisi bulunan İzmir Demokrasi Üniversitesine tahsis edilmesi kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasına aykırıdır. Kamu binalarının kişisel ilişkilerle değil, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda değerlendirilmesi esastır. Bizler, kamu hizmetinin kesintisiz, erişilebilir ve verimli bir şekilde sürdürülmesini istiyoruz. Bu nedenle, çalışanları ve vatandaşları mağdur edecek bu uygulamadan derhal vazgeçilmesini talep ediyoruz” açıklamasını yaparak SGK’nın itibarını zedeleyecek bu yanlıştan bir an önce dönmeye davet etti.

Büro emekçileri iş bıraktı
Daha önce iki kez alanlara inerek konuyu gündeme getirdilerini, kamu zararı konusunda uyardıklarını vurgulayan Büro Emekçileri Sendikası (BES) İzmir Şube Başkanı Deniz Çelik, “Ancak karşımızda kulaklarını tıkayan bir Bakanlık, sorumluluktan kaçan bir SGK Yönetim Kurulu ve "ben yaptım oldu" diyen bürokratik bir anlayış bulduk. Yıllardır hem kendi meslek odaları ve sendikalarının koltuklarını işgal edip maaş alan hem de SGK yönetim kurulu üyesi oldukları için huzur hakkı alan, bugüne kadar ne emekten ne de emekçiden yana olan yönetim kurulu artık halka kulak vermelidir. Uyarı dönemi geride kalmıştır! Sözün tükendiği yerde, bugün hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanıyor ve SGK emekçileri olarak İzmir genelinde hizmeti durdurarak tam gün iş bırakıyoruz” diye konuştu.

“SGK emekçisiyle dalga geçiliyor”
Dokuz Eylül SGM’nden yüzbinlerce İzmirlinin yararlandığına dikkat çeken Çelik, “Bu binanın kapısına kilit vurmaya kalkışmak, SGK hizmetlerini felç etmek ve İzmir halkını ve SGK emekçilerini çileye mahkûm etmektir” ifadelerini kullandı.
SGK’nin, SGK çalışanların kreş taleplerine "Bütçe yok, fiziki alanımız yetersiz" diyerek karşılıksız bıraktığını hatırlatan Çelik, “Bugün ne hikmetse kentin nitelikli ve sağlam kamu binasını bir çırpıda gözden çıkarabiliyor. Çalışan ebeveynlerin çocuğunu bırakacağı bir kreşi esirgeyen zihniyet, kamu mülklerini devretmeye gelince gayet cömert davranıyor. Bu çifte standarttır, SGK emekçisiyle dalga geçmektir” dedi.

Cinayet davetiyesi
İzmir bir deprem Kenti olduğuna dikkat çeken Çelik, “Elimizdeki fiziki şartları sağlam bir binayı boşaltıp, personeli ve hizmet almaya gelen yaşlı, engelli, hasta vatandaşlarımızı riskli ve çürük yapılara hapsetmek açıkça bir cinayet davetiyesidir. İş sağlığı ve güvenliğini hiçe sayan bu anlayışı kabul etmiyoruz, çürük binalarda can korkusuyla çalışmayı reddediyoruz. İşin altına imza atan SGK Yönetim Kurulu ve Bakanlık yetkilileri, yaşanacak ilk olumsuzlukta bunun tarihsel ve hukuki sorumluluğunu doğrudan taşıyacaktır” diye konuştu.




