Diyanet İşleri Başkanlığı, 14 Ağustos 2026 Cuma günü Türkiye genelindeki camilerde okunacak cuma hutbesini yayımladı. Bu haftaki hutbede birlik, beraberlik, kardeşlik ve toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekildi.
14 Ağustos Cuma hutbesinin konusu ne?
Diyanet’in bu haftaki hutbesinde Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesinin önemi vurgulanıyor. Hutbede, kardeşlik ve dayanışma duygularının güçlendirilmesine yönelik mesajlara yer veriliyor.
Cuma hutbesi, cuma namazının önemli unsurlarından biri olarak imam tarafından namazdan önce cemaate okunuyor.

Hutbe nedir?
Hutbe, özellikle cuma ve bayram namazlarında imam tarafından cemaate yönelik yapılan dini konuşmadır. Hutbelerde ayet ve hadislerin yanı sıra dini ve ahlaki öğütlere yer verilir.
Hutbelerin temel amaçları arasında Müslümanları dini konularda bilgilendirmek, ahlaki sorumlulukları hatırlatmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek bulunur.

Cuma hutbesi
Cuma hutbesi, cuma namazından önce okunur. Hutbede dini bilgiler, ahlaki öğütler ve toplumsal konular ele alınabilir.
Cemaatin hutbe sırasında sessiz olması ve hutbeyi dinlemesi gerekir.

Bayram hutbesi
Ramazan ve Kurban Bayramı namazlarının ardından bayram hutbesi okunur. Cuma hutbesinden farklı olarak bayram hutbesi namazdan sonra gerçekleştirilir.

Hutbe nasıl başlar?
Hutbeler genellikle Allah’a hamd ve sena ile başlar. Ardından Kelime-i Şehadet getirilir ve ayet, hadis ve dini öğütlere yer verilir.
Hutbenin son bölümünde ise Müslümanların ve toplumun huzuru için dua edilir.

Hutbe:
HER YETİM BİR EMANET
Muhterem Müslümanlar!
Bir şehadet haberiyle kor düşmüştü Medine’ye. Allah Resûlü (s.a.s)’in, ‘Kardeşim!’ dediği amcasının oğlu Ca‘fer-i Tayyâr (r.a) şehit olmuş, ardında üç yetim bırakmıştı. Rahmet Elçisi (s.a.s), mateme bürünmüş yetimlerin evine vardı. Onları yanına çağırdı, bağrına bastı, onların ihtiyaçlarını giderdi. 1 Ve bir defasında Rahmet Elçisi (s.a.s), şehadet ile orta parmağını birleştirerek, “Yetime kol kanat geren kimse ile ben, cennette böyle yan yana olacağız”2 buyurdu.
Aziz Müminler!
Gönül coğrafyamızın bir yanı ateşler içindeyken, öbür yanında bizler, zulmün devam ettiğini unutabiliyoruz. Ekranlar haber yapmayı kestiğinde zulmün de sona erdiği düşüncesine kapılabiliyoruz. Bizler; günlük telaşlarımızın ve dünya meşguliyetlerimizin arkasından koşarken, Gazze’de ve farklı coğrafyalarda insanlar varoluş mücadelesi vermeye devam ediyor. Yine her gün yüzlerce çocuk, zalimlerin bombaları altında ya can veriyor, ya da yetim ve öksüz kalıyor.
Kıymetli Müslümanlar!
İnsanlığın kaybettiği merhametin acı bir itirafını, savaşın ortasında minik bir yüreğin ‘Bizim buralarda çocuklar büyümez!’ sözünde görüyoruz. Oysaki çocukların büyüyemediği; oyun alanlarının kabirleri haline geldiği bir dünyada, insanlığın huzurlu olamayacağı açıktır. Yetim ve öksüzlerin; başlarını okşayacak ve yaralarını saracak şefkatli bir el bulmakta zorlandıkları çağımızda, Müslümanların rahat olamayacakları bir gerçektir. Ve şu da bir hakikattir ki; yetimlere sahip çıkmak, onları himaye etmek ve koruyup gözetmek, kendisi de yetim olan Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünnetidir.
Değerli Müminler!
Akrabalarımızın ve komşularımızın geride bıraktığı; mahallemizde, şehrimizde ve ülkemizde bulunan yetimler bizim olduğu gibi, mazlum coğrafyalarda hayata tutunmaya çalışan yetimler de bizimdir, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere emanetidir. Zira merhametin coğrafyası olmaz. Ümmet olmak bir olmaktır, kardeşlik bağını korumaktır. Belki bugün, elimizden savaşları durdurmak gelmeyebilir. Fakat yarına hazırlık yapmak, zalimlerin heveslerini kursağında bırakacak güce ulaşmak elimizdedir. Unutmamak, duyarsızlaşmamak, mazlumların sesi olmak elimizdedir. Yüce Rabbimizin, “Yetimi sakın incitme!”3 emri gereğince, yetimleri biçare bırakmamak; evimizi ve gönlümüzü onlara açmak, yeri geldiğinde koruyucu bir aile olmak, maddi ve manevi desteğimizle onların yanında durmak elimizdedir.
Aziz Kardeşlerim!
Hutbemizi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Müslümanların evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir…” 4





