Çocukluk döneminde sıkça karşılaşılan yeni tatları reddetme ve her gün aynı yiyecekleri
isteme gibi besin seçiciliği davranışları, ebeveynler için süreci bir mücadeleye dönüştürebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Diyetisyen Mısra Aydın, bu sürecin genellikle 2-6 yaş arasında çocukların bağımsızlık arayışları ve yeni gıdalara duydukları doğal temkinlilik nedeniyle belirginleştiğini vurgulayarak, besin seçiciliğiyle doğru mücadele yöntemleri hakkında önemli tavsiyelerde bulundu.
Çocuklarda besin seçiciliği neden görülüyor?
Çocuklarda besin seçiciliği, gelişim dönemlerinin doğal bir parçası olarak kabul edilse de aileler için
ciddi bir endişe kaynağı olabiliyor. Sebze yemeyi reddeden, tabaklarındaki yiyecekleri kokusu, rengi
ya da dokusu nedeniyle geri çeviren çocuklar, sofralarda çatışmalara yol açabiliyor. Bu durumun her
zaman patolojik bir sağlık sorununa işaret etmediğinin altını çizen Medicana International İzmir
Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Mısra Aydın, önemli olanın sürecin doğru ve sağlıklı
bir iletişimle yönetilmesi olduğunu vurguladı. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, ebeveynlerin çocukları yemek
yemeye zorlamasının uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Yemek saatlerini mücadele alanına dönüştürmeyin
Çocukların beslenme sürecinin sabırla yönetilmesi gerektiğini aktaran Uzm. Dyt. Mısra Aydın,
“Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan biri, çocuğu yemek yemesi için zorlamak veya ödül-ceza
yöntemlerine başvurmaktır. "Bir kaşık daha ye" ya da "Sebzeni bitirirsen tatlı vereceğim" gibi ifadeler
kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede çocuğun besinlerle sağlıklı ilişki kurmasını
zorlaştırabilir” uyarısında bulundu. Yemek saatlerinin ekrandan uzak, keyifli ve paylaşım odaklı
olması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Mısra Aydın, porsiyon baskısından kaçınılarak küçük tabaklarla
sunum yapılmasını önerdi.

Yeni bir lezzet için sabır ve rol model olmak şart
Çocukların yeni tatlara alışmasının zaman alabileceğini dile getiren Uzm. Dyt. Mısra Aydın, yapılan
araştırmalara göre, bir çocuğun yeni bir besini kabul etmesi için o besinle en az 10 ila 20 kez
karşılaşması gerektiğini söyledi. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "İlk reddedilişte vazgeçmek yerine, besini
farklı pişirme yöntemleriyle ve farklı sunumlarla tekrar tekrar sofraya getirmek gerekir" dedi.
Ailelerin beslenme alışkanlıklarının çocuklar üzerinde doğrudan etkisi olduğunun altını çizen Uzm.
Dyt. Mısra Aydın, “Çocuklar söylenenden çok gördüklerini öğrenir. Aile bireylerinin sebzeleri severek
tüketmesi ve düzenli sofraya oturması çocuğun da bu davranışları benimsemesini kolaylaştırır”
ifadelerini kullandı. Ayrıca çocukların yemek hazırlama ve alışveriş süreçlerine dahil edilmesinin de
besinlere olan ilgiyi artırabileceğini belirtti.
Hangi durumlarda uzman desteğine başvurulmalı
Besin seçiciliğinin her zaman sadece davranışsal bir durum olmayabileceğini, bazen altında fizyolojik
veya gelişimsel faktörlerin yatabileceğini de ifade eden Dyt. Mısra Aydın, kırmızı çizgilerin iyi
belirlenmesi gerektiğini söyledi. Dyt. Mısra Aydın, sözlerine şöyle devam etti: “Çocuğun gelişiminde
gerilik olması, çok sınırlı sayıda besin tüketmesi, belirli besin gruplarını tamamen reddetmesi, kilo
kaybı yaşaması veya beslenme nedeniyle sosyal yaşamının etkilenmesi durumunda mutlaka çocuk
hekimi ve diyetisyen değerlendirmesi yapılmalıdır. Gerekli durumlarda çocuk gelişimi uzmanı,
psikolog veya ergoterapist gibi farklı disiplinlerle iş birliği yapılması da çocuğun sağlıklı gelişimi
açısından kritik önem taşımaktadır.”





