Türkiye’de satılan bazı sigaraların, Almanya’daki aynı marka adıyla piyasaya sunulan ürünlere kıyasla daha yüksek miktarda ince partikül yayabildiği ortaya çıktı. Goethe Üniversitesi Frankfurt araştırmacılarının yaptığı çalışmada 11 Türkiye menşeli sigara, Almanya’da satılan dört karşılık ürün ve bir referans sigara laboratuvar ortamında incelendi. Türkiye’den test edilen bazı ürünlerde PM10, PM2.5 ve özellikle PM1 seviyelerinin yüksek olduğu belirlendi. Ancak araştırmacılar, ölçülen partikül miktarının tek başına bir sigaranın diğerinden “daha ölümcül” olduğunu göstermediğinin de altını çiziyor.
Sigara dumanının oluşturduğu tehlike yıllardır biliniyor. Ancak yeni araştırma, tartışmayı yalnızca nikotin, zifir veya karbonmonoksit miktarı üzerinden değil, dumanın havaya bıraktığı çok küçük partiküller üzerinden de gündeme taşıdı.
Eylül 2026’da Tobacco Use Insights dergisinde yayımlanan araştırmada, Türkiye’de satılan farklı sigara ürünlerinin kapalı bir ortamda oluşturduğu partikül yoğunluğu ölçüldü. Araştırmanın sonuçlarında, bazı Türkiye ürünlerinin Almanya’daki karşılıklarından belirgin şekilde daha fazla ince partikül yaydığı görüldü. Çalışmada ölçülen en yüksek PM2.5 değeri Türkiye’den alınan Parliament Night Blue örneğinde kaydedildi.
Araştırmada hangi sigaralar incelendi?
Çalışma, Goethe Üniversitesi Frankfurt Mesleki Tıp, Sosyal Tıp ve Çevre Tıbbı Enstitüsü araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi. Araştırmacılar, Türkiye’den 11 farklı filtreli sigara ürünü üzerinde çalıştı. Bunlar arasında Tekel 2000 Mavi, Muratti Rosso, Monte Carlo Slender Red, Kent Blue, Viceroy Navy, Lark Blue, Parliament Night Blue, L&M Red Label, Camel Yellow, Marlboro Red ve Davidoff Ivory yer aldı.
Karşılaştırma amacıyla Almanya’dan L&M Red, Camel Yellow, Marlboro Red ve Davidoff Gold ürünleri de teste dahil edildi. Ayrıca sonuçların değerlendirilmesinde ABD’de geliştirilmiş 3R4F isimli referans sigara kullanıldı. Araştırmada her ürün grubundan çok sayıda tekil sigara test edilerek toplamda yüzlerce örnek üzerinden ölçüm yapıldı.
Araştırmacılar sigaraları yaklaşık 2,88 metreküplük kapalı bir ölçüm kabininde yaktı. Belirli standartlara göre oluşturulan içim protokolüyle sigaraların dumanı kontrollü biçimde ortama bırakıldı ve havadaki partiküller lazer aerosol spektrometresiyle ölçüldü. Ölçümlerde PM10, PM2.5 ve PM1 olarak adlandırılan farklı partikül boyutlarına bakıldı.
En yüksek PM2.5 değeri Türkiye’den alınan üründe ölçüldü
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri Parliament Night Blue örneğinde ortaya çıktı. Türkiye’den alınan bu üründe ortalama PM2.5 yoğunluğu metreküp başına yaklaşık 1675 mikrogram olarak ölçüldü.
Türkiye örneklerinde L&M Red Label için yaklaşık 1624 mikrogram, Camel Yellow için yaklaşık 1569 mikrogram ve Lark Blue için yaklaşık 1516 mikrogram PM2.5 ölçüldü. Öte yandan Marlboro Red ve Davidoff Ivory örneklerinin değerleri diğer bazı Türkiye ürünlerine göre daha düşük kaldı.
Almanya’dan test edilen ürünlerde ise değerler genel olarak daha düşük çıktı. Almanya’daki Camel Yellow örneğinde PM2.5 ortalaması yaklaşık 1043 mikrogram olurken, L&M Red yaklaşık 1265, Marlboro Red yaklaşık 1327 ve Davidoff Gold yaklaşık 1202 mikrogram seviyesinde ölçüldü.
Bu sonuçlar, aynı marka adı altında satılan ürünler arasında üretim yapılan ülkeye göre dikkate değer farklılıklar bulunabileceğini gösteriyor.
En büyük fark Camel Yellow’da görüldü
Türkiye ve Almanya'dan alınan aynı marka adındaki ürünler karşılaştırıldığında en çarpıcı fark Camel Yellow örneğinde ortaya çıktı.
Türkiye'den alınan Camel Yellow'un PM2.5 değeri yaklaşık 1569 mikrogram olarak ölçülürken Almanya'dan alınan örnekte bu değer yaklaşık 1043 mikrogramda kaldı. Araştırmanın ölçümlerine göre iki ürün arasındaki fark yaklaşık yüzde 50 seviyesine ulaştı. Çalışmanın genel karşılaştırmasında Türkiye ve Almanya örnekleri arasındaki farkın ürüne göre yaklaşık yüzde 3,6 ile yüzde 51 arasında değiştiği görüldü.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor. Araştırma, bu farkın doğrudan “Türkiye’de üretilen sigara daha zararlıdır” şeklinde yorumlanmasını desteklemiyor. Araştırmacılar, iki ülke arasındaki farkın nedenini kesin biçimde ortaya koyamadı.

Farkın nedeni henüz kesin olarak bilinmiyor
Araştırmacılara göre farklılığın arkasında birden fazla üretim faktörü bulunabilir. Tütün harmanının içeriği, kullanılan katkı maddeleri, sigara kağıdı, filtrenin yapısı veya üretim sırasında uygulanan farklı teknikler bu değişkenler arasında değerlendiriliyor.
Çalışmada özellikle aynı marka adının farklı ülkelerde birebir aynı ürünü ifade etmeyebileceğine dikkat çekiliyor. Üreticiler ülkelerin mevzuatına ve pazar şartlarına göre farklı tütün harmanları veya üretim özellikleri kullanabiliyor. Türkiye'de piyasaya sunulan sigaralarda yerli tütün kullanımına ilişkin düzenlemeler bulunurken Almanya'da aynı şekilde uygulanan bir yerli tütün kotası bulunmaması da araştırmacılar tarafından olası farklılıklardan biri olarak tartışılıyor.
Bununla birlikte araştırma, yerli tütün kullanım şartlarının yüksek partikül emisyonuna doğrudan neden olduğunu göstermiyor. Başka bir ifadeyle, bu durum araştırmada ortaya konmuş kesin bir neden-sonuç ilişkisi değil, değerlendirilmesi gereken olası faktörlerden biri olarak ele alınıyor.
Sigara dumanının büyük bölümü en küçük partiküllerden oluşuyor
Araştırmada yalnızca toplam partikül miktarı değil, bu partiküllerin boyutu da dikkat çekti.
Ölçümlere göre sigara dumanındaki partiküllerin yaklaşık yüzde 92,3 ila yüzde 95,3’lük bölümü PM1 sınıfında yer aldı. PM1, çapı 1 mikrometrenin altında veya buna eşit olan son derece küçük parçacıkları ifade ediyor. Bu boyuttaki partiküllerin solunum sisteminin daha derin bölgelerine ulaşabildiği belirtiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü de tütün kullanımının yalnızca sigara içen kişiyi değil, ikinci el dumana maruz kalan kişileri de etkilediğini belirtiyor. WHO'ya göre bütün tütün ürünleri zararlı ve tütün dumanına maruziyet için güvenli bir seviye bulunmuyor.
Özellikle kapalı alanlarda bu konu daha fazla önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü, ikinci el tütün dumanının partikül madde içeren önemli bir iç ortam hava kirliliği kaynağı olduğunu ve çocukların bu maruziyete karşı özellikle hassas olduğunu belirtiyor.
Otomobil içindeki sigara dumanına ayrıca dikkat çekildi
Araştırmacıların üzerinde durduğu başlıklardan biri de otomobiller gibi küçük ve havalandırması sınırlı alanlar oldu.
Araştırmada kullanılan 2,88 metreküplük ölçüm kabininin hacmi, küçük bir araç içindeki ortama benzetilebilecek büyüklükteydi. Araştırmacılar, otomobil içerisinde sigara içilmesi halinde partikül yoğunluğunun kısa sürede yükselebileceğine ve araçta bulunan yolcuların, özellikle çocukların, ortaya çıkan dumanın etkisine maruz kalabileceğine dikkat çekti.
Bu noktada mesele yalnızca sigara içen kişinin aldığı dumanla sınırlı kalmıyor. Ortama yayılan partiküller, sigara kullanmayan kişilerin de solunum yoluyla maruz kalabileceği bir hava kirliliği oluşturuyor.
Araştırma “en zararlı sigarayı” belirledi mi?
Araştırmanın kamuoyunda en fazla yanlış anlaşılabilecek bölümü de burası.
Çalışmanın sonuçları, incelenen sigaraların havaya yaydığı partikül madde miktarlarının farklı olduğunu gösteriyor. Ancak araştırma, ürünlerin kanser oluşturma ihtimalini, kalp-damar hastalığı riskini veya uzun vadede ölüm oranlarını marka bazında karşılaştırmadı.
Dolayısıyla çalışmadan hareketle “şu sigara en zararlı, bu sigara daha güvenli” şeklinde bir sıralama yapmak bilimsel açıdan doğru olmaz. Araştırmacılar esas olarak sigara dumanının oluşturduğu PM10, PM2.5 ve PM1 yoğunluklarını inceledi. Çalışmada ayrıca ölçülen partikül miktarı ile tütün ağırlığı, dolum yoğunluğu veya filtre ve tütün çubuğu uzunluğu arasında açıklayıcı bir korelasyon da ortaya konulamadı.
Dünya Sağlık Örgütü'nün mevcut değerlendirmesi de genel çerçeveyi ortaya koyuyor: tütün kullanımının sağlık açısından güvenli bir biçimi bulunmuyor ve sigara dumanına maruz kalmak ciddi sağlık riskleri taşıyor.
Türkiye’de sigara emisyonlarının ölçümü için yeni laboratuvar altyapısı
Araştırmanın yayımlandığı dönemde Türkiye’de tütün ürünlerinin laboratuvar analizleri açısından da yeni bir gelişme yaşandı.
Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul Medeniyet Üniversitesi ile kurulan Tütün ve Tütün Mamulleri Analiz, Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı’nın 30 Haziran 2026 itibarıyla belirli sigara analizleri için TS EN ISO/IEC 17025 standardına göre akredite edildiğini duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre laboratuvar; zifir, nikotin ve karbonmonoksit emisyonları dahil olmak üzere sigara kategorisindeki tütün mamullerinde ilgili ISO standartlarına göre analiz yapabilecek. Bakanlık ayrıca piyasaya arz izin süreçlerinde yalnızca onaylanan ve izlenen laboratuvarlardan alınan analiz sonuçlarının esas alınacağını bildirdi.
Bu gelişme, sigara ürünlerinin yalnızca içerik açısından değil, ölçülebilir emisyon değerleri bakımından da daha yakından takip edilmesinin önemini artırıyor.
Sonuçlar yeni bir tartışmanın kapısını araladı
Goethe Üniversitesi Frankfurt tarafından gerçekleştirilen araştırma, Türkiye’de satılan sigaraların tamamının aynı miktarda partikül yaymadığını ve aynı marka adı altında farklı ülkelerde satılan ürünler arasında da ölçülebilir farklılıklar bulunabileceğini gösterdi.
Özellikle PM1 ve PM2.5 seviyeleri açısından Türkiye'den alınan bazı örneklerin yüksek değerler vermesi dikkat çekerken, araştırmanın ortaya koyduğu en önemli noktalardan biri de farkın nedeninin henüz kesin biçimde açıklanamamış olması oldu. Araştırmacılar, tütün harmanından filtre yapısına, katkı maddelerinden üretim tekniklerine kadar birden fazla faktörün ayrıca incelenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Bu nedenle araştırma, belirli bir sigarayı “güvenli”, bir diğerini ise yalnızca ölçülen partikül miktarına bakarak “en tehlikeli” ilan etmekten çok, sigara dumanının kapalı ortamlardaki hava kalitesine etkisini yeniden gündeme taşıyor.



