28 Şubat, 28 Şubat 1997 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu'nun aldığı kararlarla başlayan ve dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın istifasıyla sonuçlanan siyasi sürecin adıdır. Türkiye siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen bu süreç, üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen gündemden düşmüyor. Konunun yeniden tartışılmasının en somut nedeni, yıllardır devam eden 28 Şubat davasında yeniden yargılanan sanıklar hakkında verilen mahkumiyet kararının gerekçesinin geçtiğimiz aylarda açıklanması ve sürecin Şubat ayında kutlanan yıl dönümünde çeşitli kurumlarca yeniden anılması oldu.
28 Şubat süreci nasıl ortaya çıktı?
Sürecin kökleri 1995 yılına dayanıyor. Aralık 1995'te yapılan genel seçimlerde Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi, yüzde 21 oy oranıyla birinci parti çıktı ve 550 sandalyeli Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 158 milletvekilliği kazandı. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini Erbakan'a vermemek için bir süre direnç gösterse de sonunda bu görevi Refah Partisi lideri üstlendi. 28 Haziran 1996'da Erbakan başkanlığında, Tansu Çiller liderliğindeki Doğru Yol Partisi ile kurulan REFAHYOL koalisyon hükümeti göreve başladı.
Koalisyon döneminde toplumun bir kesiminde laiklik ve rejim endişelerini büyüten birtakım olaylar art arda yaşandı. 6 Ekim 1996'da Ankara Kocatepe Camii çevresinde düzenlenen bir yürüyüşte atılan sloganlar geniş yankı uyandırdı, Erbakan'ın Başbakanlık Konutu'nda çeşitli tarikat liderlerine iftar yemeği vermesi de tepkiyle karşılandı. Bu gelişmeler üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üst düzey komutanları Gölcük'te bir araya gelerek irtica konusunu görüştü. 4 Şubat 1997'de Sincan'da düzenlenen bir "Kudüs Gecesi" programına İran'ın Ankara Büyükelçisi'nin katılması ve Hizbullah liderlerinin posterlerinin asılması gerginliği tırmandırdı; bir tatbikattan dönen tanklar ve zırhlı araçların Sincan'dan geçirilmesi üzerine dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çevik Bir, bu hareketi "demokrasiye balans ayarı yaptık" sözleriyle yorumladı.

28 Şubat 1997'de Milli Güvenlik Kurulu'nda neler kararlaştırıldı?
Bu gergin ortamda 28 Şubat 1997'de olağanüstü toplanan Milli Güvenlik Kurulu, dokuz saat süren bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantı sonunda açıklanan kararlarda irtica, devletin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehdit olarak tanımlandı; Atatürk ilke ve inkılaplarının taviz verilmeden uygulanması ve sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitime geçilmesi gibi maddeler yer aldı. Cumhurbaşkanı Demirel, kararların anayasal bir kurumdan çıktığını hatırlatarak uygulanmaması halinde devlet düzeninin aksayacağını belirtti. MGK, alınan kararların ne ölçüde hayata geçirildiğini takip etmek üzere 26 Nisan'da bir İzleme Komitesi kurulmasına ve bu komitenin aylık raporlar sunmasına karar verdi.
Erbakan'ın İstifası ve Refah Partisi'nin kapatılması
MGK kararlarının ardından hükümet üzerindeki baskı giderek arttı. Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, 21 Mayıs 1997'de laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle Refah Partisi'nin kapatılması istemiyle dava açtı. Genelkurmay Başkanlığı 11 Haziran'da, MGK kararlarının izlenmesini amaçlayan Batı Çalışma Grubu'nu oluşturdu. Bu baskılar sonucunda Erbakan 18 Haziran 1997'de istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Demirel, hükümeti kurma görevini o sırada Meclis'te çoğunluğa sahip Tansu Çiller'e değil, ANAP lideri Mesut Yılmaz'a verdi. Yılmaz, 30 Haziran'da Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk ile birlikte ANASOL-D hükümetini kurarak 28 Şubat kararlarının uygulanmasını sürdürdü. Süreç, 16 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi'nin Refah Partisi'ni resmen kapatmasıyla siyasi sonuçlarını tamamladı.
Neden "Postmodern Darbe" olarak anılıyor?
27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinden farklı olarak 28 Şubat'ta ordu doğrudan yönetime el koymadı. Bunun yerine hükümete MGK kararları, medya kampanyaları ve bürokratik mekanizmalar üzerinden baskı uygulandı; seçilmiş bir hükümet, tank kullanılmadan, doğrudan bir muhtıra verilmeden istifaya yönlendirildi. Bu özgün yöntem, sürecin literatürde "postmodern darbe" olarak adlandırılmasına yol açtı.
28 Şubat davası: Yıllarca süren yargı süreci
Sürecin hukuki boyutu, olaylardan on yılı aşkın bir süre sonra şekillendi. Aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, Genelkurmay Harekat Başkanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ve YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz'ün de bulunduğu 103 sanıklı bir dava açıldı. Beş yıl süren yargılamanın ardından 2018'de açıklanan kararla 21 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bir kısım sanık hakkındaki hüküm ise Yargıtay tarafından bozuldu; bozma kararı verilenler arasında Kemal Gürüz, Erdoğan Öznal, Hayri Bülent Alpkaya ve Muhittin Erdal Şenel de yer aldı. Bu isimler dahil 16 sanığın dosyası, yeniden yargılanmak üzere Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

28 Şubat neden yeniden gündeme geldi?
Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yeniden yargılama geçtiğimiz aylarda sonuçlandı. Yargılama sürecinde hayatını kaybeden sanıklar Şevket Turan, İzzettin İyigün ve Kamuran Orhon'un dosyaları düşürülürken, geriye kalan 13 sanık "darbe girişimine yardım" suçundan 18'er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu kararın gerekçesi kısa süre sonra kamuoyuyla paylaşıldı. Binlerce sayfalık gerekçeli kararda mahkeme, 54. Hükümet'in meşru politikaları çerçevesinde ülkeyi yönetmesinin engellenmeye çalışıldığını, hükümet üyelerine açık tehdit ve hakaretlerde bulunulduğunu, medya aracılığıyla toplumda algı oluşturulmaya çalışıldığını ve tüm bu faaliyetlerin Batı Çalışma Grubu tarafından organize edildiğini tespit etti. Sanıklar ve avukatları ise savunmalarında, davanın soruşturma aşamasında görev alan bazı savcı ve hakimlerin sonradan FETÖ üyeliğinden ihraç edildiğini öne sürerek yargılamanın kumpasa dayandığını iddia etti ve beraat talep etti; mahkeme bu itirazları kabul etmedi.
Sürecin ikinci gündem gerekçesi ise takvimle ilgili. 28 Şubat 2026'da sürecin 29. yıl dönümü çeşitli kurum ve kuruluşlarca anıldı. AK Parti Genel Merkez İnsan Hakları Başkanlığı, İstanbul İl Başkanlığı'nda "28 Şubat: Vesayet, Darbe ve Milli İradenin İnşası" başlıklı bir program düzenledi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da yıl dönümü mesajında, ülkenin geleceğinde benzer müdahalelere zemin bırakılmadığına dair açıklamalarda bulundu. Hem hukuki sürecin nihayete ermesi hem de yıl dönümü etkinlikleri, 28 Şubat'ı yeniden arama motorlarının ve gündemin üst sıralarına taşıdı.




