Uganda ile Türkiye arasındaki ilişkilerde son aylarda yaşanan gerilim yeni bir boyuta taşındı. Uganda Savunma Kuvvetleri Komutanı General Muhoozi Kainerugaba, 9 Eylül 2026 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ülkedeki Türk vatandaşlarının Uganda’dan ayrılmasını istedi. Kainerugaba, Türklerle ilgili ilişkilerin kesildiğini savunurken, 18 Eylül’de Kampala’daki Türkiye Büyükelçiliği önünde geniş katılımlı bir gösteri yapılacağını da duyurdu.
Kainerugaba’nın açıklaması, sıradan bir diplomatik tartışmanın ötesine geçen ifadeler içermesi nedeniyle dikkat çekti. Uganda’nın en üst düzey askeri yetkililerinden biri olan general, Türk vatandaşlarının “eşyalarını toplayarak” ülkeden ayrılmaları yönünde çağrıda bulunduğunu duyururken, planlanan gösteride Türkiye adına hareket edecek kişilerin gözaltına alınacağını da söyledi.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Kainerugaba’nın sosyal medya üzerinden yaptığı bu açıklamanın, Uganda hükümetinin resmen yayımladığı bir sınır dışı veya göç politikası kararı olduğu henüz netleşmiş değil. Haziran ayında yaptığı benzer çağrıların ardından da açıklamanın resmi devlet politikası niteliği taşıyıp taşımadığı konusunda soru işaretleri oluşmuştu.

Krizin merkezinde bir Ugandalı muhalif var
Kampala ile Ankara arasındaki gerilimin önemli başlıklarından biri, Türkiye’de yaşayan Ugandalı hükümet eleştirmeni Fred Kajubi Lumbuye. Uganda yönetimine yönelik sert eleştirileriyle tanınan Lumbuye’nin Türkiye’de bulunması, Kainerugaba ve destekçileri tarafından uzun süredir gündeme getiriliyor.
Uganda’daki bazı siyasi çevreler, Türkiye’nin Lumbuye’yi Uganda’ya teslim etmesini istiyor. Kainerugaba’nın destek verdiği Patriotic League of Uganda (PLU) da bu talep nedeniyle Türkiye’nin Kampala Büyükelçiliği önünde protesto düzenleme çağrıları yaptı. Eylül ayındaki yeni gösteri planının da temelinde Lumbuye dosyası bulunuyor.
Lumbuye meselesi yalnızca siyasi bir tartışma olarak kalmadı. Daha önce Türkiye’de gözaltına alınan Lumbuye serbest bırakıldı ve Türkiye’de yaşamaya devam etti. Uganda tarafında ise kendisi hakkında çeşitli soruşturma ve dosyaların bulunduğu ifade edildi.
Önce 30 günlük süre verdi
Kainerugaba’nın Türk vatandaşlarına yönelik son çıkışı aslında aylardır devam eden bir sürecin yeni halkası.
Uganda Savunma Kuvvetleri Komutanı, 28 Haziran 2026’da Türk vatandaşlarının ülkeden ayrılmasını istemiş ve 30 günlük süre verdiğini açıklamıştı. Bu çağrının diplomatik personeli de kapsadığı öne sürülmüştü. Kainerugaba, açıklamasında Türkiye ile Ugandalılar arasında bir anlaşma bulunmadığı yönünde ifadeler kullanmıştı.
Bu gelişmenin ardından Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni ile Türkiye’nin Kampala Büyükelçisi Mehmet Fatih Ak arasında temmuz ayında bir görüşme gerçekleşti. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkiler ve karşılıklı önem taşıyan konular ele alındı. Bu temas, Uganda-Türkiye ilişkilerinde tamamen kopuş yaşanmadığını gösteren gelişmelerden biri olarak değerlendirildi.
Türkiye'nin Kampala Büyükelçiliği de çalışmalarını sürdürüyor. Dışişleri Bakanlığı'nın güncel büyükelçilik sayfasında Mehmet Fatih Ak'ın büyükelçi olarak görev yaptığı görülürken, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 1969'da kurulduğu belirtiliyor.
Her şey Nisan ayında başladı
Kainerugaba'nın Türkiye'ye yönelik sert çıkışlarının en çok ses getiren bölümü ise nisan ayında ortaya çıktı.
Ugandalı general, 11 Nisan 2026'da X platformunda Türkiye ile ilgili bir dizi paylaşım yaptı. Uganda'nın Somali'deki güvenlik operasyonlarında uzun yıllar görev yaptığını ve Türkiye'nin Somali'deki altyapı ve ekonomik projelerden faydalandığını öne süren Kainerugaba, Ankara'dan 1 milyar dolar tutarında bir “güvenlik payı” talep etti.
Ancak bu açıklamasını çok daha sıra dışı hale getiren başka bir talebi de vardı. Kainerugaba, istediği ekonomik ödemenin yanı sıra Türkiye'nin “en güzel kadınının” kendisine eş olarak verilmesini istediğini yazdı. Açıklamalar dünya basınında geniş yer bulurken, paylaşımlar kısa süre sonra silindi.
Kainerugaba aynı dönemde Türkiye ile diplomatik ilişkilerin sona erdirilebileceğini ve Türk Hava Yolları'nın Uganda'daki faaliyetlerinin engellenebileceğini öne süren tehditkâr açıklamalarda da bulunmuştu. Bununla birlikte Türkiye veya Uganda hükümetlerinin bu paylaşımları iki ülkenin resmî ortak kararı olarak kabul ettiğine ilişkin açık bir açıklama yapılmadı.

Somali tartışması gerilimin başka ayağı
Ugandalı generalin Türkiye'ye yönelik ekonomik taleplerinin arkasında Somali'deki askeri faaliyetler bulunuyor. Uganda, uzun yıllar Afrika Birliği'nin Somali'deki güvenlik operasyonlarında önemli bir askeri güç olarak görev yaptı. Kainerugaba ise Türkiye'nin Somali'de özellikle liman, havalimanı ve altyapı alanlarında elde ettiği ekonomik kazanımlarda Uganda'nın güvenlik katkısının yeterince dikkate alınmadığını savunuyor.
Bu nedenle nisan ayındaki 1 milyar dolarlık talep yalnızca iki ülke arasındaki ikili ilişkilerle sınırlı bir tartışma olarak kalmadı. Uganda'nın Somali'deki askeri rolü, Türkiye'nin Afrika politikası ve iki ülkenin ekonomik ilişkileri de tartışmanın içine dahil oldu.
18 Eylül'de büyükelçilik önünde gösteri planlanıyor
Gerilimin yeni aşamasında ise gözler 18 Eylül'e çevrilmiş durumda. Kainerugaba, Uganda'daki siyasi yapılanması PLU'ya Türkiye'nin Kampala Büyükelçiliği önünde büyük bir gösteri düzenlenmesi talimatı verdi. Gösterinin organizasyonuyla ilgilenmesi için PLU Genel Sekreteri Twalla Fadhil'i görevlendirdiğini açıkladı.
Ugandalı general, bu kez tutumunun değişmeyeceğini belirtirken Türk vatandaşlarının ülkeden ayrılması çağrısını da yineledi. Böylece nisan ayında sosyal medya üzerinden başlayan tartışma, hazirandaki 30 günlük süre ve eylül ayındaki yeni açıklamayla birlikte diplomatik ilişkiler açısından daha hassas bir noktaya taşındı.
Türkiye-Uganda ilişkilerinde tablo ne?
Türkiye ile Uganda arasındaki diplomatik ilişkiler 1969 yılına kadar uzanıyor. Ankara'nın Kampala'da büyükelçiliği bulunuyor ve iki ülke arasında ticaret, yatırım, eğitim, savunma ve çeşitli ekonomik alanlarda iş birliği yürütülüyor. Türkiye'nin Kampala Büyükelçiliği'nin 2026 yılına ilişkin ticari bilgilerinde de Uganda ile ekonomik ilişkilerin sürdüğü görülüyor.
Bu nedenle Kainerugaba'nın açıklamaları, iki ülke arasındaki mevcut ilişkilerin tamamının bir gecede sona erdiği anlamına gelmiyor. Özellikle generalin açıklamalarının önemli bölümünü doğrudan X üzerinden yapması ve Uganda hükümetinin her açıklamayı ayrı bir resmî karar olarak duyurmamış olması, gelişmelerin nasıl sonuçlanacağı konusunda belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor.
Şimdilik bilinen tablo, Uganda'nın en güçlü siyasi ve askeri figürlerinden biri olan Muhoozi Kainerugaba'nın Türkiye'ye karşı sert tutumunu sürdürdüğü ve Türk vatandaşlarının ülkeden ayrılmasını istediği yönünde. Önümüzdeki süreçte özellikle 18 Eylül'de yapılması planlanan gösterinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve Uganda hükümetinin bu çağrıyı resmî bir devlet kararına dönüştürüp dönüştürmeyeceği, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği açısından belirleyici olacak.




