Türkiye'de milyonlarca insanın istihdam edildiği ancak yasal mevzuattaki istisnalar nedeniyle zaman zaman hak kayıplarının yaşandığı ev hizmetleri ile tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik ezber bozan bir yargı kararı geldi. Mevcut hukuki düzende 4857 sayılı İş Kanunu'nun koruyucu şemsiyesi dışında bırakılan bu alanlardaki çalışanlar, haksız şekilde işten çıkarıldıklarında tazminat alamama riskiyle karşı karşıya kalıyordu. Yaşanan son somut olayda, beş yıl boyunca bir at çiftliğinde emek veren evli bir çiftin haksız ve ihbarsız şekilde işten çıkarılması üzerine başlayan hukuk mücadelesi, Yargıtay’ın emsal niteliğindeki yorumuyla iş dünyasında kartların yeniden dağıtılmasına yol açtı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, İş Kanunu kapsamı dışında kalmanın, bir işçinin tamamen hak mahrumiyetine uğrayacağı anlamına gelmediğini net bir biçimde ortaya koydu.
5 Yıllık Emek Bir Anda Silindi
Hukuk sürecine konu olan olay bir at çiftliğinde patlak verdi. Çiftlikte yaşayan Z.M. ve S.M. isimli karı koca, 5 yıl boyunca kesintisiz olarak burada görev yaptı. Koca S.M. çiftlikte yer alan 15 at, 1 inek ve iki köpeğin her türlü bakımı, ahır temizliği ve çevre bahçe işlerini üstlenirken; eşi Z.M. ise çiftlik evinin yemek, temizlik ve genel ev işlerini yürüttü. Ancak çift, iddiaya göre hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden ve ihbar süresi tanınmadan bir anda kapı önüne konuldu.
Haklarını aramak için 1. İş Mahkemesi'nin kapısını çalan mağdur çift; kıdem ve ihbar tazminatlarının yanı sıra fazla çalışma, hafta tatili, resmi tatil ve yıllık izin ücretlerinin ödenmesini talep etti. Davalı çiftlik sahibi ise kendini ilginç bir tezle savundu: S.M.’nin sadece at bakıcılığı (seyislik) yaptığını, sabah işlerinin 3 saat, akşam işlerinin ise 1 saat sürdüğünü, günün geri kalanında boş kaldığını öne sürdü. Ayrıca yapılan işlerin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etti.
Yerel Mahkeme Reddetti, Yargıtay Oy Birliğiyle "İndirim Yok, Ödenecek" Dedi
Davayı karara bağlayan 1. İş Mahkemesi, kanundaki açık maddelere dayanarak trajik bir karara imza attı. Mahkeme, davacı S.M.'nin tarım/hayvancılık (seyislik) işi yapması, eşi Z.M.'nin de ev hizmetlerinde çalışması nedeniyle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca bu kanun hükümlerinin kendilerine uygulanamayacağını gerekçe göstererek davayı tamamen reddetti.
Kararın şokunu yaşayan işçi çift, dosyayı temyize taşıdı. Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozarak iş hukukunda yeni bir dönemi başlattı. Yargıtay, işverenin feshin haklı bir nedene dayandığını kanıtlayamadığını, dosyada herhangi bir devamsızlık tutanağının da bulunmadığını saptadı. Yüksek mahkeme, yapılan işin niteliğinden dolayı işçilerin kıdem tazminatına hak kazanamayacağını doğrulasa da ihbar tazminatı konusunda ezber bozdu.
"Davalı işverence feshin haklı nedene dayalı olduğu ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Şu hâlde yapılan işin niteliği göz önünde bulundurularak davacılar kıdem tazminatına hak kazanamasa da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 432 ve 438. maddeleri uyarınca ihbar tazminatı hakkı kazandıklarından, sözü edilen alacağın hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir."