Yapay zekâ artık yalnızca sağlık hizmetlerinden eğitime, savunma sanayisinden enerjiye kadar uzanan alanlarda verimlilik sağlayan bir teknoloji olarak değerlendirilmiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, bu teknolojinin yalnızlık, depresyon, yaşlılık ve engellilik gibi doğrudan insan hayatını etkileyen sosyal sorunlarda da yeni çözüm alanları oluşturabileceğine dikkat çekildi. Raporda, yapay zekâ destekli zihinsel sağlık uygulamalarından sosyal arkadaşlık sağlayan robotlara, engelli bireylerin iş hayatına katılımını kolaylaştıran destekleyici teknolojilerden günlük yaşamı daha bağımsız hale getiren sistemlere kadar geniş bir kullanım alanı ortaya konuldu.

Yapay Zeka Tbmm 1

Yapay zekânın kullanım alanı genişliyor

TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu'nun raporu, yapay zekânın sadece ekonomik ve teknolojik dönüşüm açısından değil, sosyal refah bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Komisyon çalışmalarına 14 Ocak 2025'te başladı, hazırlanan rapor ise 30 Mart 2026'da 260 sıra sayısıyla dağıtıldı. Komisyon Başkanı Fatih Dönmez de raporun yalnızca mevcut tabloyu ortaya koyan bir çalışma olmadığını, Türkiye'nin yapay zekâ politikalarına yön vermesi amaçlanan bir yol haritası niteliği taşıdığını açıklamıştı.

Raporda özellikle insanın sosyal çevresiyle bağ kurmasını güçlendirebilecek yapay zekâ tabanlı uygulamalara dikkat çekiliyor. Araştırmalarda yalnızlığın dünya genelinde giderek daha görünür bir sosyal ve halk sağlığı sorunu haline geldiği belirtilirken, yapay zekânın kişiye özel iletişim kurabilme kapasitesinin bu alanda yeni imkanlar oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Dünya Sağlık Örgütü de yalnızlık ve sosyal izolasyonun yalnızca psikolojik bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. WHO'nun 2025 tarihli çalışmasına göre dünya genelinde yaklaşık her 6 kişiden biri yalnızlık yaşıyor. Kurum, yalnızlık ve sosyal izolasyonun depresyon ve anksiyete başta olmak üzere fiziksel ve ruhsal sağlık üzerinde ciddi sonuçlar doğurabildiğini belirtiyor.

Yapay Zeka Tbmm 3

Zihinsel sağlıkta milyarlarca dolarlık pazar

TBMM raporunda yer verilen uluslararası pazar tahminleri, yapay zekâ ile zihinsel sağlık arasındaki ilişkinin yalnızca akademik araştırmalarla sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Rapora göre yapay zekâ destekli zihinsel sağlık çözümlerinin küresel pazarının 2023 yılında 1,13 milyar dolar seviyesinde bulunduğu, yıllık ortalama yüzde 24,1 büyüme ile 2030'da 5,08 milyar dolara ulaşmasının beklendiği ifade ediliyor. Raporda bu büyümenin arkasındaki önemli toplumsal sorunlardan biri olarak yalnızlık gösteriliyor.

Buradaki temel fikir, yapay zekânın bir insanın yerine geçmesi değil, özellikle profesyonel desteğe ulaşmanın zor olduğu durumlarda ek bir iletişim ve destek kanalı oluşturabilmesi. Kişiselleştirilmiş konuşma sistemleri, günlük ruh hali takibi yapan uygulamalar, hatırlatıcılar ve gerektiğinde kullanıcıyı profesyonel yardıma yönlendiren dijital araçlar bu alanın öne çıkan örnekleri arasında bulunuyor.

Ancak sağlık alanında yapay zekânın yaygınlaşması, beraberinde önemli sorumlulukları da getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü, yapay zekânın sağlıkta kullanımında mahremiyet, veri güvenliği, doğruluk, ayrımcılık, önyargı ve hesap verebilirlik gibi konuların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Kurum, yapay zekânın sağlık çalışanlarının ve insan uzmanlığının yerine kontrolsüz biçimde geçirilmesi yerine güvenli, etik ve insan merkezli bir yapıyla kullanılması gerektiğini vurguluyor.

Türkiye yaşlanıyor, yapay zekâ yeni bir bakım aracı olabilir

Raporda dikkat çekilen bir diğer başlık ise Türkiye'nin hızla değişen yaş yapısı. Türkiye'de yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2040'ta yüzde 17,9'a, 2060'ta ise yüzde 27'ye yükselmesinin beklendiği belirtiliyor. Rapora göre 65 yaş ve üzerindeki nüfusun artması, sağlık ve bakım hizmetlerine yönelik talebi de artıracak ve bu nedenle klasik yöntemlerin yanında yeni teknolojik çözümlere ihtiyaç duyulacak.

Bu noktada yapay zekâ, yaşlı bireylerin günlük hayatının takibinden sağlık durumlarının izlenmesine, ilaç ve randevu hatırlatmalarından sosyal iletişime kadar farklı işlevler üstlenebilir. Özellikle tek başına yaşayan yaşlılar açısından sesli asistanlar ve sosyal robotlar, günlük yaşamda ek bir iletişim kanalı oluşturabilir.

Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan uygulamalar da bu yaklaşımın artık laboratuvar sınırlarını aşmaya başladığını gösteriyor. New York Eyaleti Yaşlanma Ofisi, ElliQ adlı yapay zekâ destekli arkadaş robotuyla yürütülen pilot programda yaşlı kullanıcıların yalnızlık düzeyinde önemli bir düşüş bildirildiğini açıkladı. Programda 800'den fazla yaşlı bireyin uygulamaya dahil edildiği ve kullanıcıların günlük yaşam, sağlık ve sosyal etkileşim başlıklarında yoğun biçimde sistemi kullandığı belirtildi.

2026 yılında Amerika'da yürütülen yeni araştırmalar da bu alanın büyümeye devam ettiğini gösteriyor. UC Davis araştırmacıları, demans hastalarının bulunduğu bir bakım merkezinde insansı bir arkadaş robotu olan Abi'nin yaşlılarla etkileşimini incelemeye başladı. Araştırmanın temel sorularından biri, robotun bakım personelinin yerine geçmesi değil, özellikle personelin daha az erişilebilir olduğu saatlerde yaşlılara ek bir etkileşim ve iletişim imkânı sağlayıp sağlayamayacağı.

Yapay Zeka Tbmm 4

Engelli bireyler için daha fazla bağımsızlık

TBMM raporunda yapay zekânın engelli bireylerin çalışma hayatına ve günlük yaşama katılımı açısından da önemli fırsatlar sunduğu belirtiliyor. Raporda yer verilen araştırmaya göre engelli çalışanların yüzde 55'i iş yerinde problem çözmek amacıyla yapay zekâ kullanıyor. Diğer çalışanlarda ise bu oranın yüzde 39 olduğu ifade ediliyor. Bu tablo, yapay zekânın engelli çalışanlar tarafından yalnızca yardımcı bir teknoloji olarak değil, iş süreçlerini kolaylaştıran ve verimliliği artıran bir araç olarak da daha yoğun kullanılabildiğine işaret ediyor.

Yapay zekâ destekli erişilebilirlik teknolojileri, görme veya işitme engeli bulunan kişilerin bilgiye erişiminden iletişim kurmasına, fiziksel engeller nedeniyle zorlandığı bazı görevleri gerçekleştirmesine kadar çok sayıda alanda kullanılabiliyor. Metinden sese ve sesten metne sistemler, gerçek zamanlı altyazı, görüntü tanıma ve kişiselleştirilmiş dijital yardımcılar bu dönüşümün öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü de yapay zekânın engelli bireylerin istihdamında hem fırsat hem de risk barındırdığını vurguluyor. Kurumun 2025 tarihli değerlendirmesine göre kişisel kullanımda metinden sese ve gerçek zamanlı altyazı gibi araçlar erişilebilirliği artırabilirken, işe alım süreçlerinde kullanılan bazı yapay zekâ sistemleri yanlış tasarlandığında engelli adayların dışlanmasına yol açabilecek önyargılar üretebiliyor.

Teknoloji insanın yerini değil, eksik kalan alanı doldurabilir

TBMM raporunun ortaya koyduğu tablo, yapay zekânın önümüzdeki dönemde sosyal sorunların çözümünde daha görünür hale gelebileceğine işaret ediyor. Özellikle yaşlıların yalnızlığı, engelli bireylerin bağımsızlığı ve ruh sağlığı hizmetlerine erişim gibi başlıklarda teknoloji, insan desteğinin bulunmadığı veya sınırlı kaldığı anlarda tamamlayıcı bir rol üstlenebilir.

iPhone 18 ve iPhone Fold çıkış tarihi ne zaman? İşte iPhone 18 serisinin teknik özellikleri ve fiyat beklentileri
iPhone 18 ve iPhone Fold çıkış tarihi ne zaman? İşte iPhone 18 serisinin teknik özellikleri ve fiyat beklentileri
İçeriği Görüntüle

Fakat burada kritik nokta, yapay zekânın “her derde deva” olarak görülmemesi. Özellikle depresyon, ağır psikolojik sorunlar veya sağlık problemlerinde dijital bir sistemin uzman hekim, psikolog, psikiyatrist ya da bakım personelinin yerini alması söz konusu olmamalı. WHO, sağlıkta kullanılan yapay zekâ sistemlerinin doğruluk, güvenlik, veri gizliliği ve insan denetimi açısından sürekli değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

Bugün gelinen noktada asıl değişim, yapay zekânın insan hayatına yalnızca daha hızlı ve daha ucuz hizmet üretmek için değil, toplumun görünmeyen sorunlarına ulaşmak için de kullanılmaya başlanması. Türkiye'nin yaşlanan nüfusu, yalnızlıkla mücadele ihtiyacı ve engelli bireylerin sosyal ve ekonomik hayata daha güçlü katılması gibi konular büyüdükçe, yapay zekânın bu alanlardaki rolünün de daha fazla tartışılması bekleniyor.

Önümüzdeki yıllarda soru artık yapay zekânın hayatın hangi alanlarına gireceği olmayacak. Asıl tartışma, bu teknolojinin insanın hayatını ne ölçüde kolaylaştıracağı, kimin erişebileceği ve bunu yaparken insan onuru, mahremiyet ve güvenliğin nasıl korunacağı üzerinden şekillenecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ