MESUT VARLIK/MANŞETİZ- Çeşmeli yazar Mehmet Culum, babasından miras kalan ve Atatürk’ün talimatıyla okullara dağıtılmak üzere hazırlandığını belirttiği 1926 tarihli Türkiye haritasını, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çeşme’ye gelişinin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Culum, eski İstanbul Oteli’nin tavan arasında yaptığı bir arama sırasında, toz toprak içindeki sandıktan bulduğu ve Harf Devrimi’nden önce basılan, yer adları ve açıklamaları Arap harfleriyle yazılan tarihi haritanın detaylarını anlattı.
Çeşmeli yazar Mehmet Culum, ailesinde yaklaşık bir asırdır korunan ve babası Hayri Bey’den kendisine miras kalan tarihi Türkiye haritasını ilk kez sergiledi. Harita, Atatürk’ün Çeşme’ye gelişinin 100. yılı nedeniyle Çeşme Belediyesi tarafından Ilıca’da düzenlenen etkinlikler kapsamında vatandaşların beğenisine sunuldu.
Yıllardır Atatürk’ün Çeşme ve Ilıca’ya gelişi üzerine araştırmalar yapan, kitaplar kaleme alan ve konferanslar veren Mehmet Culum’un sergilediği 1926 tarihli harita, hem taşıdığı aile hikâyesi hem de dönemin Türkiye’sine ilişkin dikkat çekici ayrıntılarıyla ilgi odağı oldu.
Culum, tarihi haritanın öyküsünün Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzandığını belirterek, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde ülkenin büyük ekonomik ve sosyal güçlüklerle mücadele ettiğini, Atatürk’ün ise kalkınmanın temel koşullarından biri olarak eğitime büyük önem verdiğini ifade etti.
“ÖĞRENCİLER VATANIN SINIRLARINI DAHİ BİLMİYORDU”
Cumhuriyet’in ilan edildiği 1923 yılında Türkiye’nin son derece zor koşullar içinde bulunduğunu vurgulayan Culum, haritanın hazırlanma sürecini şöyle anlattı:
“Ulu Önder Atatürk, ‘en büyük eserim’ dediği Cumhuriyetimizi 1923 yılında kurduğunda ülkemiz inanılmaz yoksulluk içindeydi. Ekonomi, geçim, sağlık, ulaştırma gibi çok önemli yaşamsal alanlarda yokluklar ileri boyuttaydı. Yeni kurulan ilk Cumhuriyet Hükümeti ülkenin refah seviyesini artırabilmek amacıyla canla başla çalışırken, Atatürk özellikle okuma oranı çok düşük olan halkın eğitiminin üzerinde duruyordu. Biliyordu ki toplumun eğitim seviyesi yükselmeden hiçbir alanda kalkınma olamazdı.”
O yıllarda okulların da ülkenin içinde bulunduğu yoksulluktan doğrudan etkilendiğini dile getiren Culum, görsel eğitim araçları ile laboratuvar gereçlerinin yok denecek kadar az olduğunu söyledi.
Culum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“En önemlisi de öğrenciler, şehit kanlarıyla sulanan vatanımızın sınırlarını dahi bilmiyorlardı. İşte bu açığı gidermek amacıyla Atatürk, kendi fotoğrafının da yer aldığı yeni Türkiye Cumhuriyeti haritalarının basılıp okullara dağıtılması emrini verdi.”
HARİTA, İZMİR’DE FRANSIZCA ÖĞRETMENLİĞİ YAPAN BABASINA ULAŞTI
Tarihi haritanın ailelerine nasıl geçtiğini de anlatan Mehmet Culum, babası Hayri Bey’in Çeşme’nin Ilıca Mahallesi’ne yerleşmeden önce İzmir’in köklü eğitim kurumlarından birinde uzun yıllar Fransızca öğretmenliği yaptığını söyledi.
Culum, babasının görev yaptığı okulun Osmanlı döneminde İzmir İdadisi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında İzmir Erkek Lisesi ve daha sonra İzmir Atatürk Lisesi adını aldığını belirterek, haritanın öğretmenlere dağıtılması sırasında babasının fazladan bir nüshayı muhafaza ettiğini anlattı.
Culum, şöyle konuştu:
“Babam Hayri Bey, Çeşme-Ilıca’ya yerleşmeden önce, Osmanlı zamanında adı İzmir İdadisi olan ve Cumhuriyetin ilk döneminde İzmir Erkek Lisesi denilen, en sonunda İzmir Atatürk Lisesi’ne dönüşen tarihi okulda uzun yıllar Fransızca öğretmenliği yaptı. Bu harita öğretmenlere dağıtıldığında fazladan bir kopyasını alıp, yanından hiç ayırmadığı, içinde çeşitli kitap ve tapuların yer aldığı sandığına koymuştu.”
ESKİ İSTANBUL OTELİ’NİN TAVAN ARASINDA TESADÜFEN BULUNDU
Mehmet Culum’un anlatımına göre tarihi harita, babasının erken yaşta vefatının ardından uzun yıllar boyunca bir sandığın içinde unutuldu. Haritanın yeniden ortaya çıkışı ise tamamen tesadüf sonucu gerçekleşti.
Culum, aynı zamanda ailelerinin evi olan eski İstanbul Oteli’nin tavan arasında yaptığı bir arama sırasında, toz toprak içindeki sandığı bulduğunu belirterek, o günü şu sözlerle anlattı:
“Babamı çok erken kaybettikten uzun zaman sonra sandığı, aynı zamanda evimiz de olan eski İstanbul Oteli’nin tavan arasında toz toprak içinde tamamen rastlantı sonucu buldum. Altmış yıl kadar oluyor, henüz üniversiteye bile başlamamıştım. Tabii çok heyecanlandım.”
Haritayı bulduğu günden itibaren büyük bir özenle koruduğunu ifade eden Culum, yaşamı boyunca taşındığı her evde haritaya özel bir yer ayırdığını söyledi.
“Hem bekârlığımda hem de evlendikten sonra yıllarca elimden geldiğince korumaya çalıştım. Camlı çerçeve yaptırarak değişen tüm evlerimizin bir duvarına mutlaka astım. En son yerleştiğimiz Alaçatı’daki evimizde ise bir odayı, aileden gelen diğer antika görsellerimle birlikte bu özel ve değerli harita için ayırdım. Yazar olduktan sonra evimize gelen ziyaretçilerime göstermekten hep gurur duydum.”
100. YIL ETKİNLİKLERİ İÇİN İLK KEZ EVİNDEN ÇIKARDI
Atatürk’ün Çeşme’ye gelişi konusunda uzun yıllardır araştırmalar yaptığını, kitaplar yazdığını, söyleşi ve konferanslar verdiğini hatırlatan Culum, 2026 yılındaki 100. yıl etkinlikleri için özel bir katkıda bulunmak istediğini söyledi.
Bu düşünceyle babasından miras kalan haritayı ilk kez geniş kitlelerle paylaşmaya karar verdiğini belirten Culum, şunları söyledi:
“Biliyorsunuz, Atatürk’ün Çeşme’ye gelişi konusunda yıllarca araştırmalar yapıp kitaplar yazan, söyleşiler ve konferanslar veren ülkedeki tek kişiyim. Ayrıca düzenlenen etkinliklere ‘fikir babalığı’ yapıyorum. 2026 yılı Temmuz başlarında Ulu Önder’in ilçemize gelişinin 100. yılı kutlanacaktı. Yine konuşma yaparak kitaplarımı imzalayacaktım ama bu özel yıl için farklı bir şey daha yapmak istiyordum.”
Culum, bu sırada aklına tarihi haritanın geldiğini belirterek, “Getirip götürmek epey zahmetli olsa da Çeşmeli hemşerilerimin görmesini istediğimden etkinlik boyunca sergilemeye başladım. Tabii çok ilgi gördü” dedi.
HARF DEVRİMİ’NDEN ÖNCE BASILDI
Mehmet Culum’un verdiği bilgilere göre 1926 tarihini taşıyan harita, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinde basılan harita gruplarından biri olma özelliğini taşıyor. 1928’de gerçekleştirilen Harf Devrimi’nden önce hazırlanması nedeniyle harita üzerindeki açıklamalarda ve yer adlarında Arap harfleri kullanılıyor.
Haritada Atatürk’ün fotoğrafının da yer aldığını belirten Culum, eserin yalnızca coğrafi değil, dönemin siyasal atmosferine ilişkin de dikkat çekici ayrıntılar taşıdığı görüşünde.
Culum, “Bu olağanüstü tarihi harita Türkiye Cumhuriyeti’nin basılan ilk grup haritalarından biridir. Üzerindeki tarih 1926’dır. Harf Devrimi’nden önce basıldığından açıklamalarda ve yöre adlarında Arap harfleri kullanılmıştır” dedi.

HARİTADAKİ SINIRLAR DİKKAT ÇEKTİ
Tarihi haritanın en dikkat çekici yönlerinden birinin, bazı bölgelerin gösteriliş biçimi olduğunu ifade eden Mehmet Culum, haritaya bakanların ilk olarak Hatay ayrıntısını fark ettiğini söyledi.
1939 yılında Türkiye’ye katılan Hatay’ın haritada ülke sınırları içinde gösterilmediğini belirten Culum, buna karşılık Kıbrıs, Batı Trakya ve Ege Adaları’nın gösterimine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar bulunduğunu ileri sürdü.
Culum, haritaya ilişkin kişisel değerlendirmesini şöyle aktardı:
“Haritaya bakanların ilk dikkatini çeken, 1939’da vatan topraklarına katılan Hatay’ın ülkemiz sınırları içinde gösterilmeyişidir ama haritada başka önemli işaretler de vardır. Kıbrıs Adası, Batı Trakya ve Ege Adaları yurdumuz sınırları içinde görülmektedir.”
Haritadaki bu gösterimlerin anlamına ilişkin görüşünün kişisel bir değerlendirme olduğunu belirten Culum, Lozan Antlaşması’nın üzerinden henüz üç yıl geçmiş olmasına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Benim tahminim şudur: Lozan Antlaşması’nın üzerinden yalnızca üç yıl geçmiştir. 1926 yılında Atatürk’ün düşüncelerinde Kurtuluş Savaşımız henüz bitmemiştir. Vatan topraklarına katılacak, soydaşlarımızın yaşadığı bazı yerler daha vardır, ancak izleyen yıllarda dünya siyaseti buna olanak vermemiştir.”
“MUTLU VE GURURLUYUM”
Yaklaşık 60 yıldır büyük bir özenle koruduğu, babasından kalan tarihi haritayı ilk kez toplumla buluşturmanın kendisi için özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Mehmet Culum, duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Baba mirası bu olağanüstü değerli haritamı toplumla paylaştığım için mutlu ve gururluyum.”
Atatürk’ün Çeşme’ye gelişinin 100. yılı dolayısıyla Ilıca’da düzenlenen etkinliklerde sergilenen 1926 tarihli harita, hem Cumhuriyet’in ilk yıllarının eğitim seferberliğine ışık tutan bir belge hem de bir Çeşmeli ailenin kuşaktan kuşağa aktardığı özel bir miras olarak dikkat çekti.



