Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından kameraların karşısına geçen Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Terörsüz Türkiye' sürecinde artık yeni bir evreye girildiğini açıkladı. Çelik, yasal çerçevenin oluşturulmasının ardından sürecin şimdi "daha ince işçilik" gerektiren bir aşamaya taşındığını söyledi ve toplumsal atmosferin korunmasının bu dönemde kritik önem taşıdığının altını çizdi.
Süreç yeni bir evrede: Yasal zemin tamamlanma aşamasında
Açıklamasına sürecin geldiği noktayı özetleyerek başlayan Ömer Çelik, daha önce de kamuoyuyla paylaştığı üzere 'Terörsüz Türkiye' çalışmalarının yeni bir aşamaya ulaştığını yineledi. Çelik'in aktardığına göre bu yeni aşama, silah bırakılmasının sağlanması ile Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşılabilmesi için gerekli yasal çerçevenin ve hukuki zeminin oluşturulmasını kapsıyor.
AK Parti Sözcüsü, bu doğrultuda çok sayıda toplantının gerçekleştirildiğini, çalışmaların neredeyse her gün sürdürüldüğünü belirtti. Çelik, sürecin yalnızca tek bir boyutla sınırlı olmadığını, siyasi, hukuki, istihbari ve stratejik pek çok başlığın eş zamanlı olarak yürütüldüğü kapsamlı bir çalışmadan söz edildiğini vurguladı. Sözcü, bugüne kadar ortaya konan iradenin Cumhur İttifakı bileşenleri tarafından paylaşıldığını, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Meclis Başkanı yönetiminde kurulan komisyon aracılığıyla çalışmaların sürdürüldüğünü ve Cumhurbaşkanı'nın talimatlarıyla konunun bir devlet politikası haline getirildiğini ifade etti. Bu tabloya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin sürecin önünü açan stratejik açıklamalarının da eklendiğini belirten Çelik, tüm bu unsurların son dönemi oldukça hareketli geçirdiğini söyledi. Sözcü, bu yoğun sürecin hiçbir aşamasında devletin niteliklerine ya da milletin değerlerine gölge düşürecek bir adım atılmadığını da sözlerine ekledi.
Çelik: Şimdi daha ince işçilik aşamasındayız
Sürecin bundan sonraki seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ömer Çelik, esas hedefin her zaman vurgulandığı gibi Türkiye'nin temel değerlerinin korunması ve ülkenin terör yükünden kurtarılması olduğunu yineledi. Bu noktaya kadar gelinmiş olmasının önemine dikkat çeken Çelik, "Bundan sonrasında yürümeyeceksek buraya kadar niye geldik?" sözünü hatırlatarak sürecin devamlılığına işaret etti.
Çelik, gelinen noktayı "Şimdi daha ince işçilik aşamasındayız. Aslında bir bakıma, başka bir boyutuyla mesele yeni başlıyor" sözleriyle özetledi. Sözcüye göre Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşılması bakımından yasal zeminin oluşması büyük önem taşısa da, bununla eş zamanlı olarak şekillenen politik atmosfer ve bu atmosferin toplumsal alana yapacağı katkı da en az yasal düzenlemeler kadar belirleyici konumda bulunuyor.
"Yapıcı eleştiri değerli, yıkıcı yaklaşım zararlı"
Konuşmasında sürece yönelik katkı ve eleştirilerin niteliğine de değinen Ömer Çelik, bu dönemde yapılacak katkıların ve yapıcı eleştirilerin son derece kıymetli olduğunu belirtti. Ancak Çelik, katkı sağlama iddiasıyla dar mahalle ideolojilerinin gündeme taşınmasının sürece zarar vereceği uyarısında bulundu. Sözcü, benzer şekilde eleştiri adı altında yapıcı bir tutum yerine yıkıcı bir dilin benimsenmesinin de olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Çelik bu değerlendirmesinin gerekçesini, konunun yalnızca belirli siyasi bakış açılarına göre var olan ya da yok sayılabilen bir mesele olmadığını, aksine bütün Türkiye'yi ilgilendiren bir başlık olduğunu vurgulayarak açıkladı.
Terörle mücadelede geçmişten bugüne uzanan reform süreci
Konuşmasının devamında Türkiye'nin terörle mücadele geçmişine de değinen Çelik, ülkenin uzun yıllardır bu sorunla mücadele ettiğini hatırlattı. AK Parti hükümetleri döneminde demokrasi alanındaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla pek çok reformun hayata geçirildiğini belirten Sözcü, bu adımların vesayetin en baskın ve en zorlu olduğu dönemlerde dahi atıldığını söyledi. Çelik, bu noktada en büyük takdirin milletin her bir ferdine ait olduğunu ifade etti.
Ömer Çelik, geçmiş dönemlerde toplum içerisine Türk-Kürt ya da Alevi-Sünni ayrımı üzerinden fitne sokmayı hedefleyen çok sayıda istihbarat operasyonu, provokasyon ve suikast girişimiyle karşı karşıya kalındığını hatırlattı. Türkiye'nin siyasi tarihini ve siyasi partilerini yönlendirmeye dönük çok sayıda dış müdahaleyle de karşılaşıldığını belirten Çelik, buna rağmen ne Türk ne Kürt ne Alevi ne de Sünni kimliğinden hiçbir vatandaşın bu provokasyonlara kapılarak bir diğerine önyargıyla yaklaşmadığını sözlerine ekledi.




