Türkiye siyasetinde uzun süredir kırılma noktasında seyreden CHP içi gerilim, Salı günü TBMM kürsüsünden tarihi bir çağrıyla yeni bir boyut kazandı. CHP Grup Başkanı Özgür Özel, parti grubunun önünde seslini yükselterek eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na doğrudan ve sert bir meydan okuma yöneltti: İkisi de genel başkanlık yarışına girsin; kim kaybederse hem partiyi bıraksın hem de siyaseti.
Meclis koridorlarında uzun süredir fısıltı halinde dolaşan hesaplaşma, bu kez açık bir siyasi ilanla aleniyet kazandı.
KÜRSÜDEN YÜKSELEN MEYDAN OKUMA
Özel, grup toplantısında yaptığı konuşmada önce partinin son dönemde aldığı "mutlak butlan" kararını değerlendirdi, ardından sözlerini doğrudan Kılıçdaroğlu'na yöneltti. "Sayın Kılıçdaroğlu, açık açık söylüyorum; ikimiz tüm üyelerle genel başkanlık yarışına girsin. Kaybeden CHP'yi salsın, kaybeden siyaseti bıraksın" diyen Özel'in bu çıkışı, salondaki milletvekillerinden sert bir alkış aldı.
Söz konusu cümlelerin arka planında yalnızca kişisel bir rekabet değil, partinin geleceğine dair derin bir kırılma yatıyor. Özel'e göre Kılıçdaroğlu'nun son dönemde sıkça dile getirdiği "Ben aday olmam, aday gösterirsem olurum" söylemi, hem kararsız hem de sorumluluğu başkasına yıkan bir tutum olarak okunabilir. Özel bu tutumu reddederek masayı net biçimde kurdu: Hesaplaşma açık ve demokratik zeminde olsun, sonucu da her iki taraf için bağlayıcı olsun.
"MİLLETİN UMUDUNU TÜKETİRSEN…"
Özel, Kılıçdaroğlu'na seslenerek yalnızca kişisel bir çekişmenin ötesinde siyasi bir uyarıda da bulundu. "Milletin umudunu tüketirsen, umudunu yeni partiye bağlar" cümlesiyle Kılıçdaroğlu'nun süregelen belirsiz tutumunun seçmen nezdinde ne tür bir karşılık bulabileceğini açıkça ortaya koydu. "Bu partinin evlatlarına kıyıyorsunuz" ifadesi ise mevcut tablonun yalnızca iki isim arasında bir hesaplaşma olmadığını, bunun aynı zamanda partinin tabanını ilgilendiren varoluşsal bir kriz olduğunu vurgulamak için kullanıldı.
SOKAK SİYASETİNDEN SARAY ELEŞTİRİSİNE
Özel konuşmasının bir bölümünde muhalefet-iktidar farkını sembolik bir dille çerçeveledi. "Başta Sayın Erdoğan olmak üzere salonlara hapsolanlara, siyaseti masa başında yapanlara, sokağa çıkamayanlara sesleniyorum" diyerek başladığı satırlarda Özel, milletin korkusuz ve teslimiyetsiz olduğunu, inanç ile kararlılıkla yoğrulduğunu anlattı. "Belki makamlarımız, şatafatlı sahnelerimiz yok. Bazen bir bankı, bazen bir sandalyenin üzerindeyiz ama hepimizin içi rahat olsun ki biz milletimizin gönlündeyiz" sözleriyle muhalefet için mütevazı ama güçlü bir imge çizdi.
AVRUPA PARLAMENTOSU KARARINA SERT TEPKİ
Özel'in konuşması yalnızca iç siyasi gerginlikle sınırlı kalmadı. Kürsüden Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs Barış Harekâtı'na ilişkin kararını da defalarca sert sözcüklerle hedef aldı. "İğrenç ithamlarla harekât ordumuzu lekelemeye çalışan bu kararı CHP olarak en sert biçimde kınıyor, reddediyor ve lanetliyoruz" diyen Özel, "kahraman ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri bizim onurumuzdur" vurgusunu da sözlerine ekledi.
16 YAŞINDA BİR ÇOCUĞUN ÖLÜMÜ VE MESEM HESABI
Özel'in konuşmasının belki de en yürek sıkıştıran bölümü, Osmaniye'den gelen acı haberdi. MESEM projesi kapsamında traktör tamiri yaptıran 16 yaşındaki Yiğit Mehmet Kesme, aracın hidrolik aksamına sıkışarak yaşamını yitirdi. Bu trajik ölüm, Özel'in Milli Eğitim Bakanı'na yönelik en sert sözlerinin fitilini de ateşledi.
"Türkiye'de sadece bu yıl 34 çocuk çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybetti, bunların 21'i MESEM kapsamındaydı" diyen Özel, Almanya'da mesleki eğitim uygulamalarının 40 yıldır tek bir can almadığını, tek bir uzuv kaybına yol açmadığını hatırlattı. Milli Eğitim'in başına atanan isme "hadsiz, liyakatsiz, kifayetsiz" nitelendirmelerini yapıştıran Özel, bakanın Kurtuluş Savaşı'nın adını değiştirmekle vakit harcarken görev yerinde çocukların can verdiğini söyledi. "21 evladımızın hesabını o hadsizden sormayacağız da kimden soracağız? Eninde sonunda soracağız" diyerek hesap sorma kararlılığını da tescil etti.
47 YILLIK REKOR VE YENİ CHP İDDİASI
Konuşmasının ilerleyen dakikalarında Özel, 2023 Kasım'ında gerçekleştirilen iç dönüşüme geri döndü. Yeni kadrolarla, daha fazla kadın ve gençle, anket ve ölçme değerlendirmeye dayalı aday belirleme metoduyla gidilen ilk seçimde AKP'nin ilk kez yenildiğini ve CHP'nin 47 yıl aradan sonra birinci parti olduğunu anlattı. "Biz kaybetmeyi reddeden CHP'yiz" cümlesi, bu dönemin özetidir. Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Seçim kaybedersem kurultaya gideceğim ve aday olmayacağım" restini yıllarca kimsenin görmediğini, oysa CHP'nin şimdi benzer bir soruyu iktidar partisine sormayı başardığını da ekledi.
24 BELEDİYE BAŞKANI TUTUKLU, YARGI TARTIŞMASI BÜYÜYOR
Özel, siyasi baskı ve yargı tartışması ekseninde çarpıcı rakamlar aktardı. Cumhurbaşkanı adayı dahil toplamda 34 belediye başkanına operasyon düzenlendiğini, bunlardan 24'ünün hâlâ tutuklu olduğunu söyleyen Özel, söz konusu operasyonların önemli bir bölümünün İstanbul'da "talimatlı" bir yapı tarafından gerçekleştirildiğini öne sürdü. Bir savcının cübbesini çıkarır çıkarmaz bakan koltuğuna oturup "Partimin başarısı için çalışmaya devam edeceğim" dediğini aktararak bunu herkesin gözü önünde yaşanan açık bir tarafsızlık ihlali olarak tanımladı.
Ankara'da başsavcı vekillerinin değiştirileceğine dair iddiaları da gündeme taşıyan Özel, bir belediyenin nasıl denetleneceğinin hukuki çerçevesini de net biçimde ortaya koydu. Rutin denetim ya da somut şikâyet üzerine yürütülmesi gereken bu sürecin dışına çıkılmasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını vurguladı. Denetim mekanizmalarının siyasi iradenin yönlendirmesiyle işletildiği iddiası ise salonda sert tepkilere neden oldu.




