Musa KAÇMAZ-Abdullah GÖNÜLTAŞ/ Honaz İlçesi Yokuşbaşı Mahallesi’nde yer alan NESA Ata Çiftliği’nde İyi Tarım Uygulamaları Projesi çerçevesinde Fransa, İtalya, Yunanistan, Kıbrıs'tan gelen, iyi tarımla ilgilenen Tarım Eğitmenleri ve AB proje uzmanı tarım arazisinde inceleme gezisi gerçekleştirdi. Gelen misafirler İstek Okulları’nın 46 dönüm alana kurduğu tarım alanında üretilen domates, biber ve diğer ürünleri incelediler.

“TAMAMEN ORGANİK TARIM UYGULAMALARI VAR”
Nesa Ata Çiftliği’nin Kurucusu Nihan Özel, “Bugün Nesa Ata Çiftliği'nde hep beraberiz. Yurt dışından misafirlerimiz var. İyi tarım uygulamaları ile ilgili bir proje kapsamında geldiler. Fransa, İtalya, Yunanistan, Kıbrıs'tan gelen, iyi tarımla ilgilenen şeflerimiz, bunu uygulayan kişiler burada. Hep beraber tarlamızı dolaştık. Biz ata tohum üretimi yapıyoruz. Bütün ürünlerimiz ata tohumla üretiliyor. Aynı zamanda hiçbir kimyasal kullanmıyoruz. Tamamen bitkisel bir şekilde, organik tarım uygulamaları var. Burada İstek Denizli Okulları ile beraber, oradaki öğrencilerimizle aynı zamanda buradaki ürünlerin ekilmesine, toplanmasına, hasat edilmesine ve akademik yönden bunun eğitimini almaya dair her bölümünde yer alıyor öğrencilerimiz, beraber çalışıyoruz” dedi.

“ÖRNEK BİR PROJE UYGULAMASINI GÖRMEK İSTEDİLER”
46 dönümlük bir alanda üretim yaptıklarını ifade eden Özel; “Domateslerimiz, sebzelerimiz, meyve ağaçlarımız, zeytin ağaçlarımız 46 dönüm gibi bir yerde bu üretimi yapıyoruz. Bugün yurt dışından gelen misafirlerimiz de bu kapsamda, kendi ülkelerinde bu konuyla ilgili eğitimi vermek için burada örnek bir proje uygulamasını görmek istediler. Bugün buradayız sizlerle beraber. Katılan herkese teşekkür ederiz.”

“ATA TOHUMLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ”
Hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü aktaran Özel; “Bu bir hayaldi. Hep dışarıdan hazır gelen ya da hibrit olan tohumlarımızın yanı sıra, aslında bizim kendi ata tohumlarımıza, sahip olduğumuz çok kıymetli tohumlarımızın olduğu ve bunu üretip çoğaltmamız gerektiği bilinciyle biz buna başladık. Aynı zamanda bunu çocuklara öğretmek için çabaladık. Hem derslerde akademik anlamda hem burada uygulamalı alanlarda birçok ders işledik onlarla beraber. Ata tohumu çok güzel öğrendiler” dedi.

Elde edilen ürünlerin lezzetli ve sağlıklı olduğundan söz eden Özel; “Kesinlikle oradan elde ettiğimiz ürünlerin, diğer tohumlara nazaran hem daha lezzetli hem besin değerinin çok yüksek olduğu, hem de daha çok ürüne sahip olduğumuzu gördük. Bu şekilde biz bu yöntemle devam ediyoruz. Bu yöntemi herkese tanıtmaya çalışıyoruz. Tekrar alıştırmaya çalışıyoruz bu kadim bilgileri.” İfadelerine yer verdi.

“AMACIMIZ ATA TOHUMU BANKASI OLUŞTURMAK”
Nesa Ata Çiftliği Koordinatörü Mustafa Kuruoğlu’da amaçlarının ata tohumunu geleceğe miras bırakmak ve ata tohumu bankası oluşturmak olduğunu dikkat çekti. Kuroğlu şöyle konuştu; “Bildiğiniz üzere ata tohumları bağışıklık sistemi kuvvetli olduğu için bazı hastalıklarla mücadele ediyor. Bu kanıtlanmış bir şey. Fakat yıllardır, geçmiş yılların üzerinden geçtiğinden dolayı bu ata tohumları bulunmuyor. Genelde yurt dışından gelen hibrit tohumlar kullanılıyor. Fakat biz bunu yıkıp, yerini gelecek nesillere ata tohumu miras bırakmak istiyoruz” dedi.
ÖĞRENCİLER SAĞLIKLI GIDAYA ULAŞIYOR
Elde edilen ürünlerin öğrencilere ulaştırıldığını ifade eden Kuruoğlu; “Buradan elde ettiğimiz ürünleri İstek Koleji'nde öğrencilerimize sağlıklı gıdaya ulaşmaları için orada temin ediyoruz ve onlar tüketiyor, sağlıklı gıdaya ulaşıyorlar. Burada da yurt dışından misafirlerimiz geliyor. Erasmus öğrenci değişim programından da öğrencilerimiz geliyor. Kendi öğrencilerimiz burada ekimi yapıyor. İşte ileride nasip ederse, bir turizm, kırsal turizm yapmayı düşünüyoruz. Fakat kırsal turizm yaparken mevzuatlara takılı kalıyoruz bazı. Ondan da devlet büyüklerimizin bu ata tohumunu geleceğe miras bırakmamız için desteklerini bekliyoruz.”
“TOHUMLARIMIZI TEMİN EDİYORUZ”
Kuruoğlu; “Bu şekilde yaptığımız ata tohumlarda mücadelemizde de; sarımsak özü, kül, kükürt, kaolin kili, ısırgan otu suyu, tütün suyu, sarımsak özü ve en önemlisi de solucan gübresi kullanıyoruz. Şu anda gördüğünüz üzere herhangi bir hastalığımız yok. Bu işe geçen sene başladık. Kendi tohumlarımızı aldık. Çanakkale, Seferihisar, Konya ve en büyük destekçimiz Honaz Belediyesi'nden temin ettik tohumlarımızı. Şu anda da kendimiz bu sene aldığımız ürünlerden fide yatakları oluşturduk. Seramızda yetiştirdiğimiz fideleri şu anda toprakla buluşturduk ve meyvelerini görmüş bulunuyoruz. Hemen hemen bir ay sonra da ürünleri soframızda buluşturacağız inşallah” dedi.

“İKLİMSEL DEĞİŞİKLİKLER TARIM FAALİYETLERİNİ ETKİLİYOR”
AB Proje Uzmanı Igor Vitale de ; “Bugün burada olmamızın sebebi bir Avrupa Birliği projesi, adı da Agrimental. Yani tarımda iyi oluş, iyi tarım uygulamaları. Bu kapsamda burada toplanmış bulunmaktayız ve bunların birbiriyle aslında bir bağlantısı olduğunu düşünüyoruz. Tarımsal faaliyetlerde iyi oluş, tarım işçilerinin, tarım emekçilerinin iyi oluşu ve tarımsal iyi tarım uygulamalarıyla birlikte ele aldığımız bir konu aslında. Aslında bugün en büyük sorunlarından biri de climate change yani iklimsel değişikliklerdir. Bu iklimsel değişiklikler bütün tarımsal faaliyetleri etkilemektedir. Biz de bunları bir proje kapsamında daha iyi nasıl bu konuyla başa çıkılabilir adına bir proje yapmaya karar verdik ve burada da bunun uygulamasını yapıyoruz.”
“ÇİFTÇİLERİN RUH SAĞLIKLARINI KORUMAK İÇİN DİĞER FAALİYETLERİ KONUŞTUK”
Proje kapsamında aslında çiftçilerin ruh sağlıklarını korumak için yaptıkları diğer faaliyetler hakkında da konuştuklarını aktaran Vitale; “Bunlar arasında sosyal dayanışma, arkadaşları ve aileleriyle bir araya gelmeleri gibi etkenler de yer alıyor. Peki bu sorun nedir? Bu tür olumlu durumları arttırmamız gerekiyor aslında. Aynı zamanda olumsuz ekonomik koşulların çiftçilerin iyi oluşunu olumsuz etkilememesini de önlemeliyiz. Ekonomik istikrar, hangi sektörde olursa olsun çalışanların ruhsal dengesini koruyabilmeleri açısından son derece önemlidir. Bu nedenle bu projenin ve tarımın ekonomik koşullarını iyileştirmeye yönelik diğer stratejilerin, çiftçilerin daha mutlu, daha verimli ve daha kaliteli bir yaşam sürmelerine gerçekten katkı sağlayacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.





