KARDELEN BAŞOL - Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde KalDer'in 26. kez düzenlediği sempozyumda “Başka Türlü” teması ile iş dünyası, akademi, sivil toplum ve genç profesyoneller bir araya geldi. Yoğun katılım gören etkinlikte, kalite, sürdürülebilirlik, yapay zekâ, liderlik, insan kaynağı, çeviklik ve kurumsal dönüşüm başlıkları masaya yatırıldı.

Sahneye ilk olarak çıkan ünlü yazar ve eğitmen Ahmet Şerif İzgören, kurumsal yönetimde ayakta kalmanın yollarını ve iş dünyasındaki liyakat mücadelesini kendi teorileri üzerinden aktardı.
Şirketlerin kurumsallaşma süreçlerinden ve kendi iş hayatından örnekler vererek liyakat konusuna dikkat çeken Ahmet Şerif İzgören, dürüst ve bağımsız kalabilmenin temel şartını anlattı.

İzgören, sahnedeki anlatımından sonra Manşetiz mikrofonuna verdiği röportajda 26.sı düzenlenen etkinliği ve salondaki kalabalığı değerlendirerek, "Çok değerli bir etkinlikteyiz, 26.'sı yapılıyor. Tam da zamanında başladı, salonda müthiş yetenekli insanlar var her şey harikulade. Biz şimdi böyle beş-altı şirketlik bir grubuz ve küçük iki kişi başladık. Ve mesela geçen bir toplantımız vardı. O toplantıda hep şeyi konuşuyorduk, '3 yıl sonra bunu yapmalıyız, bak sonra, toplantının içeriği falan' Sonra toplantının bir şeyine bir arkadaşımız dedi: 'Hocam, ben yıllarca başka yerlerde çalıştım. Birincisi de insanlarla ilgili hiç konuşulmuyor burada. Konuşulursa da onu nasıl ilerletiriz diye konuşuyor, konuşuluyor.' Bir de dedi: 'Hep dedi o şey konuşuyorsunuz. Bu işi şöyle ilerletelim. Bununla ilgili bunu yapalım, ileride.' ve dedim ki yani biz dedim devletten çok uzağız. Hiçbir torpilimiz yok. Vergimizi falan da ödüyoruz. Tek şansımız ileri bakıp işimizi iyi yapmak. Başka hiçbir şansımız yok. Ülkedeki hiç insanı yok. Yani ya böyle torpilin kötülüğün içinde olup liyakatsiz bir şekilde bir yerde kölelik yapacaksın. Bir siyasi gruba, bir tarikata, bir inanca, bir şeye falan, ya da bu tarafta bağımsız kalmanın tek yolu işini iyi yapmak" dedi.

Kurumların geleceğini görmek için fütürist olmaya gerek yok
Geleceğe dair hesaplamalar yapabilen bir fütürist olmadığını ancak kalıcı kurumların şifrelerini iyi bildiğini belirten İzgören, sunumuna dair detayları da, "Benim anlattığım örnekler, konunun uzmanı, mesela, geleceği okuyan bir fütürist değilim. Ama kurum nasıl yönetiliyor biliyorum. İçeride aslında anlattım insanlara hani ayakta kalan kurumlar nasıl kaldı? Biz nasıl kalıyoruz? Bir de oturup kendi teorimi yapıp hazırlarım. Onu anlattım insanlara" şeklinde anlattı.

Manşetiz okuyucularına özel: "Okuyun"
Konuşmasının sonunda Manşetiz okurları için tavsiyelerde bulunmasını rica ettiğimiz Ahmet Şerif İzgören, "Kişisel olarak biyografi çok okuyorum. Bana çok şey öğretiyor. Tarih çok okuyorum. İnanılmaz yol gösterici oluyor. Çok haddim değil bir şey önermek ama okumak bana çok iyi hissettiriyor" dedi.





