KARDELEN BAŞOL/MANŞETİZ - İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla hayvanseverlerle Kıbrıs Şehitleri’nde bir araya geldi.

Melodi Zengin ve Pınar Alp Asil’in okuduğu basın açıklamasında, hayvanların sokaklardan toplanmasına ve mevcut yasal düzenlemeye tepki gösterildi. “Bugün burada hatırlamak için toplanmadık. Bugün hesap sormak için toplandık” denilen açıklamada, hayvanların yaşam hakkına yönelik politikalar eleştirildi.

Mevcut düzenlemeye tepki
İzmir Yaşam Hakkı Savunucuları adına Melodi Zengin ve Pınar Alp Asil tarafından okunan basın açıklamasında, hayvanlara yönelik yasal düzenleme "Katliam Yasası" olarak nitelendirildi. Düzenlemenin hak savunucuları, bilim insanları, hukukçular ve veterinerlerin itirazlarına rağmen AK Parti ve MHP’nin oylarıyla Meclis’ten geçirildiği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca CHP’li belediyeler de eleştirilerek, yasayı uygulamayacağını vadeden bazı yerel yönetimlerin daha sonra hayvanları toplamaya başladığı öne sürüldü.

“Toplanan bu köpekler nerede?”
Açıklamada, yerel yönetimlerin yasa öncesinde “kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” yöntemlerini yeterince uygulamadığı iddia edildi.

Yaşam hakkı savunucularının aktardığı rakamlara göre, resmi kayıtlarda toplam barınak kapasitesinin 413 bin olduğu belirtilirken, dernek raporlarında bu sayının 200 bini geçmediği ve 1400 belediyeye karşılık tesis sayısının 322'den az olduğu ileri sürüldü.

Son bir buçuk yılda 1 milyon 200 bin köpeğin toplatıldığını iddia eden savunucular, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin 27 Eylül 2026 tarihli konuşmasında hayvanların yüzde 99,6’sının toplandığı yönündeki açıklamalarını hatırlatarak, "Kapasite rakamları bu haldeyken toplanan bu köpekler nerede?" diye sordu.

Bakımevleriyle ilgili ağır iddialar
Toplanan hayvanların bazı belediye tesislerinde açlık, susuzluk, tedavisizlik ve aşırı yoğunlukla karşı karşıya bırakıldığı iddia edildi. Hayvanların birbirlerini yemek zorunda kaldığı ve işkenceyle öldürüldüğü öne sürülen açıklamada; barınaklardan çekildiği belirtilen fotoğraf ve videolar, toplu mezar görüntüleri ile tesislerin önünden duyulan sesler iddialara kanıt olarak gösterildi. Grup, yaşananları "adım adım planlanmış organize bir soykırım" olarak tanımladı.

GÜSODER’e yönelik suçlamalar
Açıklamada GÜSODER ve bazı sosyal medya hesaplarına yönelik de suçlamalar yöneltildi. Grup, GÜSODER’in iktidardan maddi destek aldığını ve sosyal medya üzerinden hayvanlara yaşam alanı sağlamaya çalışan kişileri hedef alan içerikler yayımladığını öne sürdü.

GÜSODER avukatlarından Meltem Zorba’ya da “silahlanma çağrısı” yaptığı iddiasıyla tepki gösterildi. Açıklamada, uygulandığı savunulan cezasızlık politikalarının bazı kişilerin psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmasına yol açtığı ileri sürüldü.

Hayvanların “meta” olarak görülmesine tepki
Sokaktaki canların yanı sıra kaçak üretim, av ihaleleri, akvaryumlar, yunus parkları, sirkler ve dövüş festivallerine de dikkat çekilen açıklamada, "4 Ekim’de buradan bir kez daha hayvanların bir meta, bir eğlence aracı olarak görülmesini reddediyoruz" denildi.

“Mücadele etmeye devam edeceğiz”
İktidarın yanı sıra muhalefetin de verilen sözleri tutmadığını belirten savunucular, "Hayvanların hayatı sizin siyasi hesaplarınızın malzemesi değildir" mesajını verdi. Kadınlar, çocuklar, emekliler ve madencilerle dayanışma içinde olacaklarını belirten grup, açıklamasını şu sözlerle noktaladı:
"Katliam Yasası geri çekilene, toplama ve öldürme politikaları sona erene ve hayvanların yaşam hakkı güvence altına alınana kadar sokaklarda, meydanlarda, hukuk önünde ve hayatın her alanında mücadele etmeye devam edeceğiz!"




