Kredi kartı ekstresinin tamamını ödemekte zorlanan tüketicilerin başvurduğu asgari ödeme yöntemi, kısa vadede ödeme baskısını hafifletse de kalan borcun faizle birlikte sonraki aylara taşınmasına neden oluyor. TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez de gelirle uyumsuz harcamalar, yüksek kart limitleri ve bir borcu başka bir borçla kapatma alışkanlığının tüketicileri uzun süreli bir borç döngüsüne sürükleyebildiği uyarısında bulundu.
Türkiye'de kredi kartı kullanımının ulaştığı boyut da tartışmanın önemini artırıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun 18 Eylül 2026 tarihli haftalık verilerine göre bireysel kredi kartı alacakları 3 trilyon 440,3 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Bu tutarın 1 trilyon 336,4 milyar TL'si taksitli, 2 trilyon 103,9 milyar TL'si ise taksitsiz bireysel kredi kartı alacaklarından oluşuyor.

Asgari ödeme nedir, borcu tamamen bitirir mi?
Kredi kartında asgari ödeme, hesap ekstresinde yer alan dönem borcunun tamamını değil, mevzuat çerçevesinde ödenmesi gereken en düşük bölümünü ifade ediyor. Bu tutarın son ödeme tarihine kadar yatırılması, tüketicinin tüm borcunu kapattığı anlamına gelmiyor.
Güncel uygulamada kredi kartının limiti 50 bin TL ve altında ise dönem borcunun yüzde 20'si, 50 bin TL'nin üzerinde ise yüzde 40'ı asgari ödeme tutarı olarak hesaplanıyor. Uygulama, BDDK'nın 26 Eylül 2024 tarihli kararıyla 1 Ekim 2024 itibarıyla yürürlüğe girmişti. Güncel banka bilgilendirmelerinde de aynı oranlar uygulanıyor.
Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan ve limiti 50 bin TL'nin üzerinde bulunan bir kartta asgari ödeme 20 bin TL olur. Tüketici bu ödemeyi yaptığında kalan 30 bin TL'lik borç kapanmış sayılmaz ve ilgili faiz kuralları çerçevesinde sonraki döneme taşınır.
Bu nedenle asgari ödeme, borcu ortadan kaldıran bir yöntemden çok, son ödeme tarihinde borcun tamamının ödenemediği durumlarda gecikmeye düşmemek için kullanılan minimum ödeme mekanizması olarak değerlendiriliyor.
Asgari ödeme yapıldığında kalan borca ne oluyor?
Tüketicinin dönem borcunun tamamı yerine yalnızca asgari tutarı ödemesi halinde, ödenmeyen bölüm sonraki döneme taşınıyor. Asgari tutarın üzerinde ancak dönem borcunun altında ödeme yapılması halinde de tamamen kapanmayan bakiye üzerinde akdi faiz uygulanabiliyor.
Buradaki temel risk, tüketicinin her ay yalnızca asgari tutarı ödeyerek borcun kontrol altında olduğunu düşünmesi. Ancak yeni kart harcamalarının da devam etmesi halinde bir önceki aydan taşınan bakiye ile yeni harcamalar üst üste binebiliyor. Böylece tüketicinin her ay yaptığı ödeme, yeni oluşan borç ve finansman maliyetlerini karşılamaya yetmeyebiliyor.
TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez de asgari ödeme alışkanlığının, özellikle gelir ve gider dengesinin kurulamadığı durumlarda zamanla borç döngüsüne dönüşebileceğini belirtiyor. Ölmez'in değerlendirmesine göre kredi kartı limitinin kişinin gerçek gelirinden bağımsız biçimde harcanabilir para olarak görülmesi, bu sürecin önemli nedenleri arasında yer alıyor.

Kredi kartı faizinde güncel oranlar ne kadar?
Asgari ödeme sonrasında taşınan borcun maliyeti açısından yalnızca ödeme tutarına değil, uygulanan faiz oranına da bakmak gerekiyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın 1 Eylül 2026 itibarıyla yayımladığı azami oranlara göre Türk lirası kredi kartlarında dönem borcu 30 bin TL'nin altında olanlar için aylık azami akdi faiz oranı yüzde 3,25; 30 bin TL ile 180 bin TL arasındaki dönem borçlarında yüzde 3,75; 180 bin TL'nin üzerindeki dönem borçlarında ise yüzde 4,25 seviyesinde bulunuyor. Aynı dönemde azami gecikme faiz oranları sırasıyla yüzde 3,55, yüzde 4,05 ve yüzde 4,55 olarak uygulanıyor.
Bu oranların azami oranlar olduğu, bankaların sözleşme koşullarına göre daha düşük oran uygulayabileceği de önem taşıyor. Dolayısıyla tüketicinin kendi ekstresinde ve kart sözleşmesinde yer alan faiz oranını ayrıca kontrol etmesi gerekiyor.
60 bin TL borcu olan tüketici ne kadar ödeme yapar?
Asgari ödeme sisteminin nasıl çalıştığını basit bir örnek üzerinden görmek mümkün.
Dönem borcu 60 bin TL olan ve kart limiti 50 bin TL'nin üzerinde bulunan bir tüketicinin asgari ödeme tutarı 24 bin TL olur. Tüketici yalnızca bu miktarı yatırdığında 36 bin TL'lik bakiye kapanmaz.
Bu 36 bin TL'nin tamamının sonraki döneme taşındığı bir senaryoda ve yüzde 3,75'lik aylık azami akdi faiz oranının esas alındığı varsayımında, yalnızca faiz kalemi üzerinden yaklaşık 1.350 TL'lik bir maliyet ortaya çıkabilir. Bu hesap, vergi ve diğer olası kalemler ile bankanın gerçek hesaplama yöntemi dikkate alınmadan yapılan basitleştirilmiş bir örnektir; gerçek ekstre tutarı işlem tarihleri ve ödeme zamanına göre farklılaşabilir.
Asıl kritik nokta ise tüketicinin bu sırada kartı kullanmaya devam etmesi. Yeni harcamalar eklendiğinde sonraki ekstredeki borç, yalnızca eski bakiyeden değil yeni alışverişlerden de oluşacağı için ödeme yükü daha hızlı artabiliyor.

Borcu başka borçla kapatmak çözüm mü?
Kredi kartı borcunu kapatabilmek amacıyla ihtiyaç kredisi kullanmak, başka bir karttan nakit çekmek ya da farklı bir finansal ürünü devreye sokmak ilk etapta ödeme yükünü azaltıyor gibi görünebilir. Ancak yeni borcun faiz oranı, vadesi ve aylık ödeme tutarı hesaplanmadan yapılan işlemler toplam maliyeti yükseltebilir.
TÜKONFED temsilcisi Ölmez de özellikle gelir-gider dengesi kurulmadan yeni kredi kullanılarak eski borcun kapatılmasının borcu ortadan kaldırmak yerine ileri bir tarihe taşıyabileceğine dikkat çekiyor.
Burada belirleyici olan, yeni borcun gerçekten daha düşük maliyetli olup olmadığı ve tüketicinin aylık gelirinden bu ödeme için yeterli kaynağın kalıp kalmadığıdır. Yeni kredi kullanıldığı halde kredi kartı harcamalarının aynı biçimde devam etmesi, toplam borç yükünün yeniden büyümesine yol açabilir.
Kredi kartı borçlarının büyüklüğü dikkat çekiyor
Kredi kartı borçlanmasının ulaştığı toplam büyüklük, bireysel finans açısından konunun neden yakından takip edildiğini gösteriyor.
BDDK'nın 18 Eylül 2026 haftasına ilişkin verilerinde bireysel kredi kartı alacakları 3 trilyon 440 milyar TL'nin üzerinde bulunuyor. Aynı veri setinde tüketici kredileri 3 trilyon 451,2 milyar TL seviyesinde yer alıyor. Böylece bireysel kredi kartları, hanehalkının finansmanında önemli bir kalem olmayı sürdürüyor.
Veriler aynı zamanda kart borcunun yalnızca taksitli alışverişlerden oluşmadığını ortaya koyuyor. Bireysel kredi kartı alacaklarının yaklaşık 2,10 trilyon TL'si taksitsiz, yaklaşık 1,34 trilyon TL'si taksitli işlemlerden kaynaklanıyor.

2026'da kredi kartı limitlerine ilişkin yeni düzenleme
Kredi kartı borçlarının gelirle uyumlu hale getirilmesi amacıyla 2026 yılında da yeni düzenlemeler devreye alındı.
BDDK'nın 29 Ocak 2026 tarihli kararıyla yeni kredi kartı çıkarılması ve mevcut kartların limit artırımı süreçlerinde kişilerin gelirlerinin daha etkin biçimde dikkate alınmasına yönelik düzenleme yapıldı. Kurum, bu düzenlemenin borçluluğun gelirle uyumlu olmasını ve sürdürülebilir ödeme performansını desteklemeyi amaçladığını açıkladı.
Bu değişiklik, kredi kartı limitinin yalnızca daha yüksek harcama imkânı olarak görülmemesi gerektiğini de yeniden gündeme taşıdı. Yüksek limit, tüketicinin her ay kullanabileceği ek gelir anlamına gelmiyor; harcanan tutar, ödeme tarihinde yeniden bir borç olarak karşısına çıkıyor.
Borç büyüdüğünde yapılandırma gündeme gelebiliyor
Kredi kartı borcunu düzenli biçimde ödemekte zorlanan tüketiciler için yapılandırma seçeneği de gündemde bulunuyor. BDDK'nın 29 Ocak 2026 tarihli kararı ve TCMB'nin yayımladığı güncel faiz tablosuna göre belirli şartlar çerçevesinde kredi kartı borçlarının yapılandırılmasında uygulanacak aylık akdi faiz oranı yüzde 3,11'lik referans oranı aşamıyor.
Ancak yapılandırma da borcun kendisini ortadan kaldıran bir işlem değil. Borç daha uzun bir vadeye yayılırken toplam geri ödeme miktarı, faiz ve vade koşullarına bağlı olarak değişebiliyor. Bu nedenle yapılandırma kararı verilmeden önce aylık taksit, toplam geri ödeme ve mevcut borcun ne kadar sürede kapanacağı birlikte hesaplanıyor.

Uzmanlardan ortak uyarı: Önce gelir-gider hesabı yapılmalı
Kredi kartı borcunda sorun büyümeden önce yapılması gereken ilk hesap, aylık net gelir ile zorunlu giderler arasındaki farkı belirlemek. Kira, fatura, eğitim, sağlık, ulaşım ve temel yaşam giderlerinin ardından elde kalan para, borç ödeme kapasitesinin sınırını gösteriyor.
TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez de borç yönetiminde tüketicinin kendi gelir ve gider tablosunu gerçekçi biçimde çıkarmasının önemine dikkat çekiyor.
Özellikle yalnızca asgari ödeme yaparak borcun uzun süre taşınması, kartın yeniden kullanılmaya devam etmesi ve eski borcun yeni krediyle kapatılması aynı anda gerçekleştiğinde, tüketicinin toplam maliyeti takip etmesi zorlaşabiliyor.
Kredi kartı borcunda kritik ayrım tam da burada ortaya çıkıyor: Asgari ödemeyi yapmak, borcun tamamını kapatmak anlamına gelmiyor. Tüketicinin borcun tamamını mümkün olan en kısa sürede kapatabilmesi ile sadece asgari tutarı düzenli biçimde yatırması arasında toplam maliyet bakımından önemli fark oluşabiliyor.
Türkiye'de bireysel kredi kartı bakiyesinin 18 Eylül 2026 itibarıyla 3,44 trilyon TL seviyesinde bulunması, ödeme alışkanlıklarının ve kredi kullanımının yakından izlenmesini gerektiren tabloyu ortaya koyuyor.




