Politika

Kılıçdaroğlu'ndan NATO zirvesi öncesi mesaj: Türkiye kimsenin taşeronu olmaz

CHP lideri Kılıçdaroğlu, kritik NATO zirvesi öncesinde Türkiye'nin dış politika vizyonunu açıklayarak müttefiklere ve hükümete çok sert taşeronluk uyarısında bulundu.

Ankara'da günler sonra kapılarını açacak NATO Zirvesi'nin gölgesinde, ana muhalefet kulisi hareketli bir sabah geçirdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin genel merkezinde topladığı basın mensuplarına yalnızca bir açıklama yapmadı; Türkiye'nin önümüzdeki on yıllarda nasıl bir dış politika çizgisi izlemesi gerektiğine dair kapsamlı bir vizyon belgesi sundu.

Kılıçdaroğlu'nun sözleri, salonda oturan gazetecilerin kaleme sarılmasına yetecek kadar ağır ve siyasi açıdan keskin bir içerik taşıyordu.

"TÜRKİYE BU MASAYA ONAY ALMAK İÇİN OTURMUYOR"

Kürsüye geçen Kılıçdaroğlu, sözlerine Türkiye'nin NATO içindeki konumunu tanımlamakla başladı. Bunu yaparken alışılmış muhalefet söyleminin ötesine geçti. "Türkiye NATO üyesidir ama NATO'nun ileri karakolu değildir" cümlesi, salonda kısa bir sessizlik yarattı. Ardından gelen cümleler bu çerçeveyi daha da netleştirdi: Türkiye, Avrupa güvenliğinin bir parçasıdır; ancak kıtanın kapısında bekletilecek bir ülke değildir. ABD ile kurulan müttefiklik ilişkisi kurumsal bir zemine dayanır; fakat bu ilişki hiçbir zaman stratejik taşeronluğa dönüşemez.

Kılıçdaroğlu, konuşmasının bu bölümünü özellikle hükümete yönelik bir çağrı olarak kurgulamıştı. Türkiye'nin NATO masasına kimseden onay almak için değil, "tarihinden, coğrafyasından, devlet aklından, millet iradesinden ve Cumhuriyet'in bağımsızlık anlayışından aldığı güçle" oturduğunu vurguladı.

RUSYA DA ÇİN DE, AMA KİMSENİN YÖRÜNGESİNDE DEĞİL

CHP lideri dış politikada denge kavramına özel bir yer ayırdı. Türkiye'nin Rusya ile de Çin ile de diyalog kurabileceğini, ancak hiçbir gücün çekim alanına giremeyeceğini açıkça ifade etti. Bu cümle, Batı'ya da Doğu'ya da eşit mesafede duran; ama ağırlığını hiçbir tarafa tamamen bırakmayan bir dış politika anlayışının özetidir.

Kılıçdaroğlu'na göre Türkiye'nin görevi, küresel cepheleşmenin parçası olmak değil; denge kurmak, güven üretmek ve bölgesel istikrarın taşıyıcısı olmaktır. Bu çerçevede NATO Zirvesi'ni de yalnızca diplomatik bir buluşma olarak değil, Türkiye'nin yeni dünya düzeninde nasıl bir vizyon ortaya koyacağının sınavı olarak değerlendirdi.

GÜVENLİK YALNIZCA BALTIKLAR'DAN İBARET DEĞİL

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında dikkat çeken bir diğer nokta, NATO'nun güvenlik anlayışına yönelik eleştiriydi. Ittifakın gündeminin Baltıklar ve Doğu Avrupa ile sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Güvenlik bölünemez" ilkesini Ankara'daki zirvede Türkiye'nin masaya taşıması gereken temel bir hatırlatma olarak tanımladı.

Türkiye açısından güvenlik denklemi çok daha geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Kılıçdaroğlu bu noktada Suriye'yi, Irak'ı, İran'ı, Doğu Akdeniz'i, Kafkasya'yı, terör örgütlerini, göç meselesini, enerji hatlarını, gıda güvenliğini, su güvenliğini ve devlet dışı silahlı aktörleri tek bir nefeste sıraladı. Bunların tamamı, ona göre NATO güvenlik mimarisinin ayrılmaz bileşenleridir.

"GÜNÜBİRLİK PAZARLIK DEĞİL, UZUN VADELİ VİZYON"

Kılıçdaroğlu, dış politikada asıl meselenin teknik müzakereler ya da diplomatik manevralar olmadığını söyledi. Asıl meselenin Türkiye'nin "Cumhuriyetçi devlet aklı"na dayanan uzun vadeli bir stratejik vizyon geliştirmesi olduğunu savundu. İç politikaya yönelik gösterilerin dış politikada kurumsal sürekliliğin önüne geçemeyeceğini de sözlerine ekledi.

CHP'nin bu vizyonu somutlaştırdığı noktada, Kılıçdaroğlu ittifak hukukundan Avrupa ilişkilerine, Rusya ve Çin ile dengeli diyalogdan bölgesel güç olma hedefine uzanan bütünlüklü bir tablo çizdi. "Türkiye'yi ne maceraya sürükleriz ne de başkalarının planlarında pasif unsur haline getiririz" dedi; ardından Türkiye'yi, kendi tarihine, kurumlarına, millet iradesine ve üretim kapasitesine dayanan saygın bir bölgesel güç olarak konumlandırdı.

ZİRVE MESAJI VERİLDİ, SORU KABUL EDİLMEDİ

Uzun ve kapsamlı açıklamasının sonunda Kılıçdaroğlu, basın toplantısını soruları kapatarak noktaladı. Bu tercih, söylenenin yorum ya da tartışmaya açılmasından çok, bir bildiri niteliği taşıdığını düşündürdü.

Ankara'nın NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağı günlerde ana muhalefet liderinin bu denli kapsamlı ve belirgin bir dış politika metni sunması, CHP'nin gelecek seçim dönemine yönelik uluslararası arenada da kendini konumlandırdığının açık bir işareti olarak okundu.