KARDELEN BAŞOL- Sokak hayvanlarının popülasyonunu azaltma gerekçesiyle hayata geçirilen yasal düzenleme ve ardından yerel yönetimlere gönderilen toplama talimatları, İzmir’de kitlesel bir protestoyla karşılandı. Kentteki hayvan hakları savunucuları, iktidar ve ortaklarının "çocukların güvenliği" bahanesiyle ortaya attığı bu politikaların doğrudan bir "katliam" olduğunu savunarak, sokaktaki canlıların yaşam hakkını savunmaktan vazgeçmeyeceklerini ilan etti. Yapılan açıklamada, toplanan her bir hayvanın sadece bir rakamdan ibaret olmadığı, hisseden ve yaşamak isteyen birer birey olduğu vurgulandı.
''BARINAK DEĞİL, ÖLÜM KAMPI''
Hak savunucuları, sokaklardan işkence yöntemleriyle alınan hayvanların götürüldüğü barınakları "ölüm kampı" olarak nitelendirdi. Belediyelerin son dönemde toplama işlemlerini kendi personeliyle değil, dışarıdan para ile tuttukları kişilere yaptırdığını iddia eden eylemciler, mahallelerde ve parklarda hukuksuz toplamaların sürdüğünü belirtti. Eylem sırasında "İçeride, dışarıda kafesleri parçala!" sloganları atıldı.

FATURA HAYVANLARA KESİLDİ
2004 yılında yürürlüğe giren 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun belediyelere kısırlaştırma, aşılama, tedavi ve rehabilitasyon sonrası yerine bırakma görevini çok net bir şekilde yüklediğini hatırlatan hak savunucuları, yerel yönetimlerin bu sorumlulukları yıllarca yerine getirmediğini söyledi. Birçok belediyenin yeterli veteriner hekim istihdam etmediğini, kısırlaştırma merkezleri kurmadığını ve günü kurtaran politikalara sığındığını ifade eden eylemciler, şu soruyu sordu:
"Dün 'Biz bu yasayı asla uygulamayacağız' diyenler, şimdi 'Toplamak zorundayız, cezalandırılırız' diyorlar. Sizler önce neden yıllardır kısırlaştırma yapmadığınızı, bu iş için size ayrılan bütçeleri ne için kullandığınızı açıklayın! Görevini yap, hayvanları yaşat!"
Mevcut yasanın 2028 yılına kadar rehabilitasyon merkezlerinin yapımını ve kısırlaştırma işlemlerinin devamını öngördüğünü belirten eylemciler, sadece Ankara'da barınak kapasitesi 13 bin olmasına rağmen 52 bin köpeğin toplandığını iddia ederek, "Nerede bu köpekler?" sorusuyla tepkilerini dile getirdiler.

''YASA HEM ANAYASAYA HEM MESLEK ETİĞİNE AYKIRI''
Toplama baskısının yerel yönetimleri cezalandırma tehdidiyle yürütüldüğünü söyleyen hak savunucuları, bu durumun "suçta ve cezada kanunilik" ile "cezaların şahsiliği" ilkelerine tamamen aykırı olduğunu, anayasal bir ihlal doğurduğunu savundu. Ayrıca, insan hekimliğinde rızaya dayalı bir hak olarak tanınan ötenazi uygulamasının hayvanlara uygulanamayacağı, veteriner hekimlerin bu işe zorlanmasının ise mesleki etik ve doğalarına tamamen aykırı olduğu aktarıldı. Ülkedeki ekonomik, hukuki ve sosyal krizlerin üstünün sokak hayvanları üzerinden örtülmeye çalışıldığını belirten eylemciler, "Ülkenin bakanları, valileri işi gücü bıraktı, 7/24 sokaktaki canlarla uğraşıyor. Köpekleri değil, katilleri topla!" dedi.
İZMİR VALİSİ SÜLEYMAN ELBAN'A SORULAR
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Türkiye genelinde sokak hayvanlarının yüzde 89'unun toplandığına ve yıl başına kadar sokakların tamamen temizleneceğine yönelik açıklamalarına değinilen eylemde, İzmir’deki durumun da farksız olduğu belirtildi. İzmir'de son bir haftadır üniversitelerden parklara, AVM'lerden hastanelere kadar her yerde toplama yapıldığını iddia eden hak savunucuları, kendisi de bir tıp doktoru olan İzmir Valisi Süleyman Elban’a şu soruları yöneltti:
İzmir’de sokaklardan kaç köpek toplandı? Toplanan köpeklerin kaçı yaşıyor?
Barınak kapasitesi İzmir’de nedir ve barınakların tek tek doluluk oranları nelerdir?
Köpekler tedavi ediliyor mu, yeterli miktarda mama veriliyor mu? Ölüm nedenleri nedir?
5199 No'lu Kanunun 1. maddesi olan hayvan refahını sağlama ilkesi çiğneniyor mu?
"İzmir'i Köpek Mezarlığına Çevirmenize İzin Vermeyeceğiz"
Kendilerine yönelik "mama lobisi" ve "rant ordusu" suçlamalarını kesin bir dille reddeden eylemciler, arkalarında bakanların, polislerin ya da trollerin olmadığını ancak haklı olmanın verdiği güce sahip olduklarını söyledi. İzmir’in dayanışma ve yaşam hakkı mücadelesinde her zaman öncü olduğunu hatırlatan hak savunucuları, açıklamalarını şu sözlerle noktaladı:
"Yaşamı savunmak çoğu zaman iktidar baskısına, kamuoyu baskısına, nefret söylemine rağmen doğru bildiğin yerde durabilme cesaretidir. İzmir, korkunun değil cesaretin, ölümün değil yaşamın yanında duracaktır. Yaşamı savunmak suç değildir. Sizler gideceksiniz, bizler İzmir sokaklarında köpeklerimizle yaşamaya devam edeceğiz. İzmir'i köpek mezarlığına çevirmenize asla izin vermeyeceğiz. Bizler buradayız, sokakları bırakmıyoruz!"



