İzmir’in kültür ve sanat yaşamında adeta bir okul vazifesi gören İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu, yarım asra yaklaşan tarihi arşiviyle göz kamaştırıyor. Kentin her önemli virajında İzmirlilerin yanında olan bu köklü yapı, çok sesli evrensel eserlerden Türk ve yabancı bestecilerin klasiklerine uzanan zengin bir repertuvara sahip. Müzisyenlerin provalarını gerçekleştirdiği ve "meşkhane" olarak adlandırılan çalışma alanı; obua, flüt, klarnet, trompet, trombon, tuba, korno, saksafon ve vurmalı çalgıların eşsiz uyumuna ev sahipliği yapıyor. Kendi bünyesinden Pop Orkestrası, Metropol Orkestrası ve sadece kadın sanatçılardan oluşan özel bir trio çıkaran bando, sürekli yenilenen modern düzenlemeleriyle çağı yakalamayı da ihmal etmiyor.
41 Yılını Bandoya Adayan Şef: "Gençlerle Çalıştıkça Genç Kalıyorum"
Bandonun neredeyse yarım asırlık serüvenine bizzat tanıklık eden bando şefi Şenol Şentürk, mesleğini ilk günkü tutkuyla sürdüren ender isimlerden biri. Göreve 20 Ağustos 1985 tarihindeki İzmir Enternasyonal Fuarı açılışında 22 yaşında bir genç olarak başlayan ve bugüne kadar klarnet ile saksafonuyla binlerce konsere imza atan Şentürk, bandonun kendisi için bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. Geçmişte kendisinden büyüklere "baba" dediklerini, şimdilerde ise yeni neslin kendisine şaka yollu "amca" diye hitap ettiğini belirten deneyimli şef, genç müzisyenlerin dinamizmi sayesinde enerjisini koruduğunu ifade ediyor. Pandemi döneminde evlerine kapanan İzmirlilere moral vermek için sokak sokak gezerek verdikleri balkon konserlerini ve marşlar eşliğinde ağlayan çocukları unutamadığını söyleyen Şentürk, bu köklü geleneğin İzmir var oldukça yaşayacağının altını çiziyor.
Kadın Sanatçıların Zirvesinde 20 Yıllık Bir Emek Hikayesi
Bando bünyesinde görev yapan dokuz kadın sanatçının en kıdemlisi olan obua sanatçısı Ezgi Çanlıoğlu, kurumun kendileri için bir iş yerinden ziyade büyük bir aileye dönüştüğünü ifade ediyor. Üniversite eğitiminin hemen ardından belediyenin açtığı çetin sınavları başarıyla geçerek göreve başlayan Çanlıoğlu, bandodaki 20. yılını geride bırakmanın gururunu yaşıyor. Günün büyük bölümünü birlikte geçirdikleri mesai arkadaşlarıyla muazzam bir kenetlenme yaşadıklarını belirten kıdemli sanatçı, yıllar içinde pek çok meslektaşını emekliliğe uğurladığını, şimdi ise ekibe yeni katılan genç yeteneklerin varlığıyla ilk günkü şevk ve motivasyonla enstrümanının başına geçtiğini dile getiriyor.
Ekibin En Genç Üyesi: "Burada Her Gün Yeni Bir Şey Öğreniyorum"
Bandonun 83 yıllık tarihi mirasından beslenen ekibin en genç üyesi ise 26 yaşındaki Emre Taşkın. Zorlu sınav süreçlerini geride bırakarak yaklaşık 1,5 yıl önce bandonun kadrosuna dahil olan genç müzisyen, bariton korno çalarak bu dev yapının bir parçası olmanın gururunu yaşıyor. Her gün 43 profesyonel müzisyenle aynı çatı altında, birbirlerini duyarak ve hissederek müzik yapmanın eşsiz bir deneyim olduğunu vurgulayan Taşkın, kendisinden yaşça büyük olan usta ağabey ve ablalarından mesleğin inceliklerine dair her gün yeni bir bilgi öğrendiğini belirterek, böyle köklü bir bando geleneğini geleceğe taşıyan yeni nesil olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade ediyor.