İsrail'in 1932 yılından bu yana yayın yapan gazetelerinden The Jerusalem Post, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler hakkında tartışma yaratan bir görüş yazısına yer verdi. Kudüs merkezli Misgav Ulusal Güvenlik ve Siyonist Strateji Enstitüsünde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan David M. Weinberg’in kaleme aldığı yazıda, Türkiye’nin bölgesel askeri faaliyetleri İsrail için tehdit olarak gösterildi.

Weinberg, İsrail’in Suriye ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı kesin sınırlar belirlemesi gerektiğini savundu. Aksi durumda Türk Silahlı Kuvvetleri ile Türk donanmasının İsrail’in kuzey sınırlarına ve deniz yetki alanlarına yaklaşabileceğini iddia etti.

Yazıda, gelecekte Golan Tepeleri’nde Türk tanklarının, İsrail kıyılarındaki Caesarea açıklarında ise Türk savaş gemilerinin görülebileceği öne sürüldü. Weinberg, bu değerlendirmeyi adını açıklamadığı üst düzey bir İsrailli istihbarat yetkilisine dayandırdı.

Nagel Komisyonu raporu gündeme getirildi

İsrailli araştırmacı, iddialarını desteklemek için 2025 tarihli Nagel Komisyonu raporuna atıfta bulundu. İsrail’in savunma harcamaları ve askeri yapılanmasını inceleyen raporda, Türkiye’nin Suriye’de artan etkisinin İsrail bakımından güvenlik riski oluşturabileceğine yönelik değerlendirmelerin yer aldığını belirtti.

Milletvekili Melih Meriç entübe edildi
Milletvekili Melih Meriç entübe edildi
İçeriği Görüntüle

Weinberg, İsrail’in Türkiye ve Ankara’yla yakın ilişki içindeki Suriyeli güçlerle olası bir doğrudan çatışmaya hazırlıklı olması gerektiğini ileri sürdü.

Komisyonun değerlendirmelerinde Suriye kaynaklı risklerin zamanla İran’dan gelen tehditten daha ciddi bir boyuta ulaşabileceğinin savunulduğunu aktardı.

Ebu zuhur hava üssü saldırısı Türkiye ile ilişkilendirildi

Yazıda, İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısında yer alan Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı da Türkiye’yle ilişkilendirildi. Weinberg, Ankara’nın söz konusu bölgede İsrail savaş uçaklarının faaliyetlerini sınırlandırabilecek radar ve hava savunma sistemleri kurmaya hazırlandığını iddia etti.

İsrail’in saldırısının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya yönelik bir uyarı niteliği taşıdığını savunan araştırmacı, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığını genişletmesi halinde benzer saldırıların tekrarlanabileceğini öne sürdü.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise saldırı sonrasında Türkiye, İsrail ve Suriye arasında olası askeri gerilimleri önleyecek bir iletişim mekanizması kurulması için çalıştıklarını açıkladı. Barrack, Türkiye’nin saldırı öncesinde bilgilendirilmediğini ve İsrail uçaklarının kuzeye yönelmesinin Ankara tarafından askeri karşılık verilmesini gündeme getirebileceğini belirtti.

Erdoğan hakkında iddialar

Weinberg, yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında antisemitizm ve İsrail karşıtı bölgesel ittifak kurma iddialarında bulundu. Türkiye’nin Suudi Arabistan, Pakistan ve Katar’la birlikte ABD ve İsrail karşıtı bir blok oluşturmaya çalıştığını ileri süren yazar, NATO’nun yerini alması amaçlanan bir İslam konfederasyonu için anayasa taslağı hazırlandığını da iddia etti.

Araştırmacı ayrıca Türkiye’nin İran’a destek verdiğini, Rusya’yla birlikte Batı’ya karşı hareket ettiğini ve Hamas’ın askeri yapılanmasına ev sahipliği yaptığını öne sürdü. Söz konusu iddialara ilişkin herhangi bir somut kanıt paylaşılmadı.

Weinberg, ABD Başkanı Donald Trump’a atıfla Türkiye’nin İran’ın İsrail’le savaşına katılmaya hazırlandığını, ancak Trump’ın talebi üzerine bundan vazgeçildiğini savundu.

Türk ve İsrail donanmaları karşılaştırıldı

Yazının önemli bir bölümünde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz gücü ve doğalgaz sahaları üzerindeki anlaşmazlıklar ele alındı. Weinberg, Türk donanmasının çok sayıda fırkateyn, muhrip ve amfibi çıkarma gemisine sahip olduğunu, envanterinde 12 denizaltı bulunduğunu ileri sürdü.

Türkiye’nin altı yeni denizaltı ile 24 fırkateyn ve muhrip inşa ettiğini iddia eden yazar, buna karşılık İsrail donanmasının 15 füze gemisi, altı denizaltı ve yaklaşık 12 farklı savaş gemisinden oluştuğunu belirtti. Araştırmacı, İsrail’in askeri kapasitesine deniz helikopterleri eklemeyi planladığını ve Nagel Komisyonunun donanmanın güçlendirilmesine öncelik verilmesini önerdiğini aktardı.

NATO ve ABD'ye Türkiye çağrısı yapıldı

Türkiye’nin NATO üyeliğine de değinen Weinberg, ittifakın Türk boğazlarını kontrol eden ve ABD’ye ait nükleer silahlara ev sahipliği yaptığı belirtilen bir ülkeyle ilişkilerini tamamen kesmesinin mümkün olmadığını savundu.

Buna karşın Türkiye’yle yapılan anlaşmaların Ankara’nın dış politikası ve askeri faaliyetleriyle ilişkilendirilmesini istedi. ABD ve Avrupa ülkelerine Türkiye’ye karşı daha sert tutum alma çağrısında bulunan yazar, Washington yönetimini ve Tom Barrack’ı Ankara ile Şam’a fazla yakın davranmakla eleştirdi.

Weinberg, Türkiye’nin Rusya, Çin ve İran’la ilişkilerinin yanı sıra Kuzey Kıbrıs ve kuzey Suriye’deki askeri varlığını da hedef aldı. Ankara’nın yerli savaş uçağı için motor temin etmeye ve F-35 programına yeniden dahil olmaya çalıştığını belirtti. Yazıda Türkiye’de 40 bin yeni cezaevi hücresi inşa edildiği de ileri sürüldü.

Skandal ifadelerle önleyici operasyon çağrısı yapıldı

Weinberg, İsrail’in geçmişte uyguladığı sınırlama ve diplomasi odaklı güvenlik politikalarına geri dönmemesi gerektiğini savundu. Batı Şeria, Gazze, Suriye ve Lübnan’daki çatışmalar ile İran’ın nükleer programını gerekçe gösteren araştırmacı, İsrail’in tehdit olarak gördüğü aktörlere karşı önleyici askeri operasyonlara yönelmesi gerektiğini ileri sürdü. Türkiye’nin de bu yaklaşımın dışında tutulmaması gerektiğini iddia eden Weinberg, yazısında "İdlib’den İstanbul’a kadar İsrail, gerekirse saldıracak, savunmayacak" ifadesini kullandı.

The Jerusalem Post, söz konusu metni "görüş" kategorisinde yayımladı ve yazıda dile getirilen değerlendirmelerin yalnızca yazara ait olduğunu belirtti. İsrail yönetiminden İstanbul’a ya da Türkiye’ye yönelik bir saldırı planına ilişkin resmi açıklama yapılmadı.

Kaynak: HABER MERKEZİ