İngiltere'de 11-24 yaş arasındaki 4 bin 21 gençle gerçekleştirilen araştırma, yapay zekânın gençlerin günlük hayatındaki ağırlığını gözler önüne serdi. Katılımcıların yüzde 87'si en az bir yapay zekâ aracı kullandığını belirtirken, yüzde 47'si bir bilginin doğruluğunu kontrol ederken bir insan yerine yapay zekâya güveneceğini söyledi. Araştırma, eğitim sistemi ile gençlerin teknoloji kullanım alışkanlıkları arasındaki farkı da ortaya koydu.
Yapay zekâ artık gençler için yalnızca yeni bir teknoloji başlığı olmaktan çıkıp bilgiye ulaşma, ödev yapma, anlaşılmayan konuları öğrenme ve hatta kişisel sorunlar hakkında konuşma süreçlerinin bir parçası haline geliyor. İngiltere'de yapılan yeni bir araştırma ise bu değişimin boyutunu rakamlarla ortaya koydu.
Public First tarafından 11-24 yaş grubundaki 4 bin 21 gençle gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların yüzde 87'sinin yapay zekâ araçlarını kullandığı belirlendi. Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise bilgi doğrulama konusunda ortaya çıktı. Gençlerin yüzde 47'si, bir bilginin doğru olup olmadığını kontrol ederken bir insandan ziyade yapay zekâya güveneceğini ifade etti. Aynı soruda bir insana güveneceğini belirtenlerin oranı yüzde 21'de kaldı.

Yapay zekâ günlük hayatın sıradan bir parçasına dönüşüyor
22 Eylül 2026'da yayımlanan ve Sir Anthony Seldon ile Tim Bunting tarafından hazırlanan “Britain's Greatest Education Opportunity Ever” başlıklı rapora dayanan araştırma, gençlerin yapay zekâyla kurduğu ilişkinin yalnızca meraktan ibaret olmadığını ortaya koyuyor.
Ankete göre İngiltere'deki gençlerin yüzde 87'si bugüne kadar en az bir yapay zekâ aracı kullandı. Kullanım oranının 13-14 yaş grubunda yüzde 90 seviyesine kadar çıkması, teknolojinin özellikle daha genç yaşlarda günlük yaşamın doğal bir parçası haline geldiğine işaret ediyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu tablo bununla da sınırlı değil. Gençlerin yüzde 38'i yapay zekâyı kullanma konusunda öğretmenlerinden daha iyi olduklarını düşündüğünü belirtti. Katılımcıların yüzde 71'i ise yapay zekânın gelecekte mevcut işlerin sayısını azaltabileceğine inanıyor. Bu sonuçlar, teknolojinin gençler açısından hem fırsat hem de belirsizlik kaynağı olarak görüldüğünü gösteriyor.
Ödevlerde ve ders çalışırken yapay zekâ kullanımı arttı
Araştırmada eğitime ilişkin veriler de dikkat çekti. Özellikle ortaokul ve lise çağındaki gençlerin yapay zekâyı ders süreçlerine dahil ettiği görülüyor.
Verilere göre ortaöğretim öğrencilerinin yüzde 63'ü ödevlerinde yapay zekâ araçlarından yararlanıyor. Anlamadıkları veya zorlandıkları bir konuyu açıklatmak amacıyla yapay zekâ kullananların oranı ise yüzde 77'ye ulaşıyor. Böylece yapay zekâ, öğrencilerin yalnızca hazır cevap almak için kullandığı bir araç olmaktan çıkarak ders konularını açıklayan, alternatif anlatım sunan ve çalışma sürecine eşlik eden bir teknoloji haline geliyor.
Bu noktada araştırmanın ortaya koyduğu asıl tartışma, gençlerin yapay zekâ kullanıp kullanmamasından çok, eğitim kurumlarının bu dönüşüme ne kadar hazır olduğu konusunda yoğunlaşıyor.

Gençlerin yalnızca yüzde 9'u eğitim sistemini yeterli buluyor
Anket sonuçlarında eğitim kurumları açısından dikkat çeken başka bir veri daha ortaya çıktı. Katılımcıların yalnızca yüzde 9'u okulların ve üniversitelerin kendilerini yapay zekânın belirleyici olduğu bir geleceğe “çok iyi” hazırladığını düşünüyor.
Buna karşılık gençlerin yüzde 42'si yapay zekânın okul eğitimini kendileri açısından daha az önemli hale getirdiğini ifade etti. Yüzde 35'lik kesim ise yapay zekânın okul eğitimini daha önemli hale getirdiğini düşünüyor.
Ortaya çıkan tablo, gençlerin teknolojiye erişim hızı ile eğitim kurumlarının bu teknolojiyi müfredata ve öğrenme süreçlerine dahil etme hızının aynı olmadığını gösteriyor. The Independent'ın aktardığı raporda da İngiltere'deki eğitim sisteminin yapay zekânın hızlı yükselişine ayak uyduramadığı ve bunun öğrencilerin okula bakışında bir değişime yol açabileceği yönündeki değerlendirmelere yer verildi.
Yapay zekâ artık sadece ders konusu değil
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de gençlerin yapay zekâyı eğitim dışındaki alanlarda da yoğun şekilde kullanması oldu.
Public First verilerine göre gençlerin yaklaşık beşte ikisi, yaşadığı sorunlar veya nasıl hissettiği konusunda yapay zekâyla konuştuğunu belirtti. Katılımcıların yüzde 40'ı ise sağlıkla ilgili tavsiye almak amacıyla yapay zekâ araçlarından yararlandığını söyledi.
Bu sonuçlar, yapay zekânın gençlerin gözünde yalnızca bir arama veya üretim aracı olmadığını ortaya koyuyor. Bilgiye ulaşma, öğrenme, karar verme ve kişisel konular hakkında konuşma gibi daha geniş bir kullanım alanı oluşuyor.
Bu durum aynı zamanda bilgi güvenilirliği tartışmasını da beraberinde getiriyor. Çünkü yapay zekâ sistemleri hızlı biçimde yanıt verebilse de ürettikleri bilgilerin her durumda doğru veya güncel olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmadaki “yapay zekâya insandan daha fazla güven” verisi de bu nedenle yalnızca teknoloji kullanımının değil, doğrulama alışkanlıklarının da değişmekte olduğunu gösteriyor.

Genç erkeklerde yapay zekâya güven daha yüksek çıktı
Araştırmada cinsiyetler arasında da dikkat çeken bir fark bulundu. Genel katılımcı grubunda bir bilgiyi kontrol etmek için yapay zekâya güveneceğini söyleyenlerin oranı yüzde 47 olurken, genç erkeklerde bu oran yüzde 52'ye yükseldi. Bir insana güveneceğini belirtenlerin oranı ise genel örneklemde yüzde 21 olarak açıklandı.
Bu bulgu, yapay zekânın yalnızca kullanım yaygınlığı açısından değil, güven ilişkisi bakımından da gençler arasında giderek daha merkezi bir konuma geldiğini gösteren veriler arasında yer aldı.
Eğitim sistemi için yeni bir tartışmanın kapısı açıldı
Araştırmanın sonuçları, İngiltere'de yapay zekânın eğitim sistemindeki rolüne ilişkin tartışmayı da yeniden gündeme taşıdı. Raporun yazarları, eğitim kurumlarının gençlerin teknoloji kullanım hızına aynı ölçüde karşılık veremediği görüşünü savunuyor ve okulların yapay zekânın günlük yaşamın parçası haline geldiği gerçeğine göre yeniden yapılandırılması gerektiğini belirtiyor.
Rapor kapsamında eğitim sistemi için yapay zekâya ilişkin ulusal bir yaklaşım geliştirilmesi, öğretmenlerin bu alandaki eğitimlerinin artırılması ve okulların yapay zekâ kullanımına ilişkin daha net stratejiler oluşturması gibi öneriler de gündeme getirildi. The Independent'ın aktardığına göre rapor, ayrıca Eğitim Bakanlığı bünyesinde yapay zekâ konusunda hızlı çalışacak özel bir birim oluşturulması ve yapay zekâ kullanımında öncü olacak okullardan oluşan bir ağ kurulması önerilerini içeriyor.
İngiltere Eğitim Bakanlığı ise yapay zekânın hem önemli fırsatlar hem de çeşitli zorluklar taşıdığını belirterek müfredatın yenilenmesi, güvenli yapay zekâ destekli eğitim araçlarının geliştirilmesi ve teknolojilerin eğitimdeki etkisinin ölçülmesi için çalışmalar yürütüldüğünü açıkladı. Bakanlığın verdiği bilgiye göre bu kapsamda 23 milyon sterlinlik yatırım da yapılıyor.

Asıl değişim sınıfların dışında başladı
İngiltere'deki araştırmadan çıkan tablo, yapay zekâ tartışmasının artık yalnızca teknoloji şirketleri veya uzmanlar arasında yürütülen bir konu olmadığını gösteriyor. Yapay zekâ, gençlerin günlük hayatına çoktan girmiş durumda.
Araştırmada ortaya çıkan yüzde 87'lik kullanım oranı, yüzde 63'lük ödev kullanımı ve yüzde 47'lik bilgi doğrulama tercihi birlikte değerlendirildiğinde, gençlerin yeni teknolojiyi eğitim sisteminin dönüşümünden daha hızlı benimsediği görülüyor. Public First araştırmasına göre gençlerin yalnızca yüzde 9'unun eğitim kurumlarının kendilerini yapay zekâ çağının geleceğine çok iyi hazırladığını düşünmesi ise bu dönüşümün eğitim alanındaki karşılığının henüz aynı ölçüde oluşmadığını ortaya koyuyor.
İngiltere'de 11-24 yaş grubundan 4 bin 21 kişinin katıldığı bu araştırma, yapay zekânın gençlerin bilgiye yaklaşımını ne kadar hızlı değiştirdiğini gösterirken, önümüzdeki dönemde eğitim kurumlarının bu değişime nasıl yanıt vereceği sorusunu da gündemin merkezine taşıyor.





