Türkiye, AHBAP Derneği etrafında şekillenen soruşturma iddialarını yakından takip ederken, müzik dünyasının kalbinden kopan bir itiraf silsilesi gündemi adeta sarsıntıya uğrattı. 1992 yılında Haluk Levent'i keşfederek şöhret basamaklarına taşıyan ünlü aranjör ve besteci Yıldıray Gürgen, yılların getirdiği sessizliğini bozarak dudak uçuklatan açıklamalara imza attı. Gürgen'in ifadelerine göre, ünlü şarkıcının geçmişi mafya tehditlerinden cezaevi günlerinde bile devam eden kumar alışkanlıklarına ve devasa sahte fatura ağlarına kadar uzanan karanlık bir sır perdesiyle kaplı. Tüm bu yaşananları "Haluk Levent müzik dünyasının Susurluk'udur" diyerek özetleyen Gürgen, yıllardır gizlenen bir dönemin kapılarını ardına kadar araladı.

"Beni mafya öldürecek" korkusuyla gelen rekor albüm
Haberin detaylarına inildiğinde, hikayenin en çarpıcı noktalarından biri Haluk Levent'in ikinci albüm sürecinde yaşananlar olarak karşımıza çıkıyor. Yıldıray Gürgen, o dönemi anlatırken ünlü şarkıcının büyük bir panik halinde yanına geldiğini, mafya tarafından ölümle tehdit edildiğini ve sadece dokuz günü kaldığını söylediğini aktarıyor. Bu korku dolu itirafın ardından Gürgen, Türkiye'nin en çok satan ikinci albümünü sadece sekiz gün gibi inanılmaz bir sürede tamamladıklarını ifade ediyor. Bu dönemin hemen ardından Levent'in karanlık bir kumar batağına sürüklendiğini fark ettiğini dile getiren usta müzisyen, sanatçının kapısına dayanan alacaklıların ve bitmek bilmeyen borçların o dönem bağlı bulunduğu yapım şirketi tarafından ödendiğini vurguluyor.
Prestij meselesi filminin ardındaki gizlenen gerçekler
Yıldıray Gürgen'in hedefindeki bir diğer nokta ise dönemin efsanevi müzik şirketi Prestij Müzik ve şirketin ortaklarından Mahsun Kırmızıgül oldu. Yakın zamanda beyaz perdeye aktarılan "Prestij Meselesi" filminin, yaşanan acı gerçekleri ve karanlık borç sarmalını romantik bir kılıfla örttüğünü savunan Gürgen, sistemin arka planda nasıl işlediğini açıkça gözler önüne seriyor. Mahsun Kırmızıgül'ü otuz üç, Haluk Levent'i ise otuz dört yıldır tanıdığını belirten deneyimli aranjör, Kırmızıgül'ün her şeyden haberdar olduğunu ve şirketin kasasından Levent'in şahsi kumar borçlarının defalarca kapatıldığını iddia ediyor. Bu çarpıcı açıklamalar, doksanlı yılların ışıltılı müzik dünyasının perde arkasında dönen kurtarma operasyonlarını tüm çıplaklığıyla yeniden tartışmaya açıyor.
Demir parmaklıklar ardında bitmeyen kumar tutkusu
İddiaların en can alıcı kısımlarından birini, Haluk Levent'in geçmişte karşılıksız çek suçlamasıyla cezaevinde yattığı döneme dair anlatılanlar oluşturuyor. Sanatçının hapse girmesinin temelinde yatan asıl sebebin dizginlenemeyen kumar tutkusu olduğunu öne süren Gürgen, cezaevi ziyaretlerinde karşılaştığı manzaranın kendisini dehşete düşürdüğünü belirtiyor. Parmaklıklar ardında bile bir yolunu bulup gizlice kumar oynandığını iddia eden Gürgen, o günlerde içlerinde taşıdıkları düzelme umudunun nasıl boşa çıktığını ve sanatçının etrafındaki herkesi nasıl yanılttığını "Büyük bir kara delik" benzetmesiyle kelimelere döküyor.

Müzik sektörünü bekleyen sahte fatura depremi
Sadece geçmişteki kumar ve mafya ilişkileriyle sınırlı kalmayan bu ifşalar, maliyeyi ve tüm müzik sektörünü derinden sarsacak yepyeni bir boyuta da taşınıyor. Yıldıray Gürgen, Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in sektördeki mali krizleri çözmek adına kilit bir rol üstlendiğini ve sayısız sahte fatura düzenleyerek birçok kişiyi yasal yükümlülüklerden yasa dışı yollarla kurtardığını ileri sürüyor. Bu durumun sadece kendi çevreleriyle sınırlı kalmayacağını, bu sahte fatura ağından faydalanan diğer popüler sanatçıların ve şarkıcıların da artık uykularının kaçması gerektiğini vurgulayan Gürgen, maliyenin çok yakında bu devasa usulsüzlüklerin peşine düşeceğinin altını kalın çizgilerle çiziyor. Müzik dünyası şimdi, yıllar sonra ortaya çıkan bu ağır suçlamaların hukuki ve toplumsal yansımalarının ne olacağını büyük bir merakla bekliyor.




