KENAN YEŞİL/MANŞETİZ/ÖZEL HABER - Yaz aylarında artan orman yangınlarının temelinde ihmal faktörü yatsa da mangal ateşi ve sigara izmariti gibi kişisel nedenlerin yanı sıra elektrik şebekelerindeki teknik kusurlar da bu kayıplarda önemli bir pay sahip.
Elektrik iletim ve dağıtım hatları, özellikle rüzgârlı havalarda iletkenlerin birbirine teması, bakımsız trafoların patlaması veya ekonomik ömrünü tamamlamış direklerin devrilmesi gibi nedenlerle orman yangınlarının en kritik faktörlerinden biri haline geldi.
Elektrik dağıtımında yapılan özelleştirmelerin sonrasındaki süreçte altyapıdaki eskime ve yetersiz denetimler yangın riskini doğrudan tetikliyor.
Nitekim 2021'de Muğla ve Antalya, 2023'te Çanakkale, 2024'te Diyarbakır-Mardin ve 2025'te İzmir Çeşme’de yaşanan büyük yangınların enerji nakil hatlarındaki arızalardan kaynaklandığı resmi raporlarla belgelendi ve yetkili makamlar tarafından açıklandı.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi, 2026 yazına girildiği kritik günlerde, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda aynı risklerin kapıda olduğuna dikkat çekti.
İHA’LARLA HATA TESPİTİ YAPILMALI
EMO İzmir Şubesi, elektrik dağıtım şirketlerinin ormanlık alanlardan geçen enerji nakil hatlarını yaz mevsimi öncesinde ve periyodik aralıklarla titizlikle denetlemesi gerektiğini vurguladı.
Bu kapsamda, iletkenler üzerindeki standart dışı veya gevşek bağlantılar ile işlevini yitirmiş izolatörler süratle yenilenmesini, seçicilik ve kapasite açısından uygun olmayan yüksek gerilim (YG) sigortaları teknik kriterlere uygun hale getirilmesini önemi belirtildi.
Sistemin can ve mal güvenliği açısından kritik önemdeki topraklama tesisatının işlerliği ve yönetmeliklere uygunluğu ölçülmeli, elektriksel koruma testleri yapılmasını öneren EMO İzmir Şubesi, ulaşılması zor bölgelerde hata tespiti ve giderilmesinde insansız hava araçlarının kullanılmasını istedi.
GÜZERGAHLARDA TEMİZLİK
EMO İzmir Şubesi, yangın riskini azalmak için elektrik direklerinin zemin çevresi yanıcı materyallerden arındırılmasını ve hat boyunca temiz bir koridor oluşturulması gerektiğini dile getirdi.
Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin, enerji nakil hatları altındaki ve yakınındaki ağaçların periyodik budama işlemlerini yapmasını gerektiğini değinen EMO İzmir Şubesi, dalların iletkenlere temas etme ihtimalini ortadan kaldırması gerektiğini ifade etti.
ÖZELLEŞTİRME İLE GELEN RİSK UNSURU
Özelleştirme sonrası kâr odaklı yaklaşımla taşeronlaşan elektrik dağıtım hizmetlerindeki teknik yetersizlik ve denetim eksikliğİ olduğuna dikkat çekilirken bu durumun ciddi bir risk unsuru oluşturduğu vurgulandı.
Elektrik şebekelerin, uzaktan izleme ve akıllı şebeke yatırımlarıyla dönüştürülerek geliştirilmesi gerektiğini dile getiren EMO İzmir Şubesi, “Günümüz teknolojisiyle, yapay zekâ destekli sistemler aracılığıyla bağlantı noktalarındaki sıcaklık artışları gibi şebeke anormalliklerinin izlenmesi ve risklere uzaktan müdahale edilmesi mümkündür. Örneğin; helikopter veya insansız hava araçlarına (İHA) entegre edilen lidarsensörleri ile ağaç dallarının iletkenlere olan mesafesi santimetre hassasiyetinde ölçülebilir ve emniyet mesafesinin altına düşen kritik noktalar önceden tespit edilebilir. Buna ek olarak, her yaz başında tüm hatların termal haritası çıkarılarak ‘gizli’ ısınma noktaları belirlenmeli, yangın riskinin yüksek olduğu bölgelerde ise çıplak iletkenler yerine vakit kaybetmeksizin izoleli kablo sistemlerine geçilmelidir. Orman yangınlarıyla mücadelede temel ilke, yangının yayılmadan kontrol altına alınmasıdır. Bu doğrultuda, pasif bekleyiş yerine proaktif müdahale stratejileri geliştirilmelidir. Yeni teknoloji olanaklarından yararlanılarak; görüntü işleme ve yapay zekâ yazılımlarıyla donatılmış termal kameralar ve duman algılayıcı sensör ağları kurulmalıdır. Yangın söndürme araç ve gereçlerinin yanı sıra, dijital erken uyarı sistemlerine yapılacak yatırımlar, müdahale süresini minimuma indirecektir” ifadelerine yer verildi.
MEVCUT İŞLETME MODELİ İFLAT ETTİ
Enerji nakil hatlarının ve ormanların güvenliğinin özel şirketlerin kâr hırsına, taşeronlaşma zincirine ve piyasanın insafına terk edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğu vurgulandı. 2026 yılında hâlâ aynı ihmalleri konuşuluyor olmanın ve can güvenliği endişesinin her geçen gün artması, mevcut işletme modelinin iflas ettiğinin en somut kanıtı olduğu belirtildi.
KAMUSAL HİZMET VURGUSU
Yazın kavurucu sıcaklarda yangınlara, kışın ise kar yağışıyla birlikte yaygın elektrik kesintilerine ve trajik can kayıplarına yol açan bu yıpratıcı sarmaldan çıkışın, enerjinin yeniden temel bir “kamusal hizmet” olarak ele alınması tek yol olduğu ifade edilerek, “ Bu kronik ihmaller zincirini kırmanın kesin çözümü, elektrik dağıtım şebekesinin derhal kamulaştırılması, uzman teknik personelin işbaşına getirilmesi, teknoloji odaklı yatırımlarla enerji altyapısının merkezi bir planlama ve kamusal anlayışla yeniden yapılandırılmasıdır” açıklaması yapıldı.
YANGINLARIN ÇIKIŞ NEDENLERİ ARASINDA ENERJİ ALTYAPI EKSİKLİĞİ YER ALIYOR
İklim değişikliği ile birlikte küresel sıcaklıkların artması, özellikle Akdeniz kuşağında yer alan Türkiye ve İzmir’i yangın risklerine karşı çok daha kırılgan hale getirdiğini belirten EMO İzmir Şube Başkanı Gülhan Gürler, “Ancak biz biliyoruz ki afetlerin büyüklüğü sadece doğanın dengesiyle değil, bizim ne kadar hazırlıklı olduğumuzla doğrudan ilgilidir. Doğru mühendislik çözümleri üretildiğinde riskler elbette düşecektir. Elektrik Mühendisleri Odası olarak bizim bu alandaki en büyük sorumluluğumuz, elektrik kaynaklı yangınların önlenmesi için çaba sarf etmektir. Bugün ne yazık ki kırsal alanlarda ve orman sınırlarında başlayan yangınların çıkış nedenleri arasında, eskiyen elektrik iletim hatları, bakımı zamanında yapılmayan trafolar, izolasyon eksiklikleri ve standartlara aykırı enerji altyapıları yer almaktadır. Mühendislik, kuşkusuz kriz anında kahramanlık yapmaktan ziyade, krizin hiç çıkmamasını sağlayacak sistemlerin tasarlanmasıdır. Ormanlardan geçen yüksek gerilim hatlarının periyodik kontrollerinin eksiksiz yapılması, enerji dağıtım şirketlerinin altyapı yenileme yatırımlarını hızlandırması ve akıllı erken uyarı sistemlerinin enerji şebekelerine entegre edilmesi hayati bir önem taşımaktadır” diye konuştu.