Bilim - Teknoloji

Ekran görüntüsü mahkemede delil sayılır mı? Mahkemede büyük şok yaşayabilirsiniz!

Üretken yapay zeka modellerinin hızla gelişmesiyle birlikte hayatımıza giren ses klonlama ve deepfake teknolojileri, yargı mekanizmalarındaki dijital delil güvenliğini kökten sarstı.

Yapay zeka teknolojilerinde yaşanan devrimsel gelişmeler, adli süreçlerde ve hukuki mekanizmalarda yeni bir dönemin kapısını araladı. İnsan gözüyle ya da kulağıyla ayırt edilmesi neredeyse imkansız olan yapay zeka destekli ses klonlama ve deepfake video manipülasyonları, yargı makamlarının dijital delillere yaklaşımını tamamen değiştirdi. Adli Bilişim Uzmanı Adem Kuvat ve Bilgisayar Mühendisi Taha Musa Çapkur tarafından hazırlanan ortak çalışma, adalet sisteminde geleneksel ispat yöntemlerinin artık tek başına yeterli olmadığını gözler önüne serdi.

"Sadece Gözle Görülen Veriyle Kesin Kanaate Ulaşmak Mümkün Değil"

Suç örgütlerinin yapay zekayı korku, panik ve aciliyet gibi psikolojik zafiyetleri hedef alan düşük maliyetli bir araç olarak kullandığına dikkat çeken uzmanlar, sosyal medyadan elde edilen birkaç saniyelik seslerin bile dolandırıcılık amacıyla klonlanabildiğini belirtti. Türk Ceza Kanunu kapsamında nitelikli dolandırıcılık ve bilişim suçları gibi çok boyutlu cezai yaptırımları bulunan bu yöntemlere karşı yargının da gardını aldığını ifade eden Adli Bilişim Uzmanı Adem Kuvat, şu önemli tespitlerde bulundu:

"Yargıtay ve mahkemeler, yapay zeka manipülasyonlarının kolaylığı nedeniyle artık tek başına ham ekran görüntülerini kesin delil saymamakta; sunulan verilerin adli bilişim metodolojisiyle desteklenmesini aramaktadır. Ses klonlama ve deepfake yöntemleri yüzünden dijital dünyada artık sadece gözle görülen veya kulakla duyulan veriler üzerinden kesin kanaate ulaşmak mümkün değildir. Dolandırıcılık faaliyetleri yapay zekayla daha profesyonel ve tespit edilmesi zor bir yapıya büründü."

Ekran Görüntüsü Almak Yetmez: İşte Yapılması Gerekenler

Yapılan çalışmada, yüz hareketlerindeki milimetrik bozulmalar, piksel tutarsızlıkları ve seslerdeki mekanik tınılar gibi teknik anomalilerin adli bilişim yöntemleriyle ayırt edilebildiği aktarıldı. Ancak hukuki süreçlerde hak kaybına uğramamak adına statik bir ekran görüntüsü (screenshot) almanın artık delil zincirini korumaya yetmediği vurgulandı.

Uzmanlar, şüpheli bir dijital durumla veya dolandırıcılık girişimiyle karşılaşıldığında panik yapılmadan şu teknik önlemlerin alınması gerektiğinin altını çizdi:

Sadece fotoğraf çekmekle yetinilmeyip kesintisiz ekran videosu kaydedilmeli,

Sohbet ve verilerin ham veri dışa aktarımı (export) yapılmalı,

Dijital parmak izi olarak kabul edilen hash tespiti gibi teknik yöntemler uygulanmalı,

Orijinal cihazların üzerinde doğrudan çalışmak yerine, özel donanımlarla cihazın birebir kopyasını çıkaran profesyonel imaj alma işlemleri yapılmalıdır.

Yapay zeka çağında dijital okuryazarlığın ve siber hijyen kurallarının en önemli savunma mekanizması haline geldiğini belirten uzmanlar, profesyonel analiz süreçlerinin dijital delillerin adalet önünde korunmasında en kritik kilit taşı olduğunu hatırlattı.