KARDELEN BAŞOL - Tavuk firmalarında haksız rekabetin ortaya çıkması ile hayatımıza giren denetim kayyımı tedbiri, yetki sınırları ve dijital verilere erişim konuları ile akıllarda soru işaretleri yaratıyor. Denetim kayyımının görev tanımı ve şirketlerin ticari itibarı üzerindeki olası riskleri Avukat Bengisu Düzgüner Okyay, Manşetiz'e açıkladı.
Denetim kayyımı nedir?
Denetim kayyımının şirket yönetim kurulunun yerine geçmediğini belirterek yasal çerçeveyi çizen Avukat Bengisu Düzgüner Okyay, "Denetim kayyımı; anonim ve limited şirketlerde ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar, güven kaybı veya haklı sebeplerin varlığında, şirketin malvarlığının korunması ve yönetim organının işlemlerinin denetlenmesi amacıyla atanan bir geçici hukuki koruma tedbiridir. Denetim kayyımı yönetim kurulunun yerine geçmez; ancak yönetim organının işlemlerinin geçerliliği kayyım onayına bağlanır" dedi.

Kayyım onayına tabi olan finansal ve ticari işlemleri detaylandıran Okyay, "Şirketin malvarlığını azaltan, borçlandırıcı veya olağanüstü nitelikteki işlemler (taşınmaz devri, yüksek tutarlı ödemeler, kredi kullanımı, kambiyo senedi düzenlenmesi) kayyım onayına tabidir. Kayyım doğrudan şirketi yönetme ve temsil yetkisine sahip değildir; görevi yönetim organının kararlarının şirket lehine olup olmadığını araştırmaktır" açıklamasını yaptı.
Kayyımların şirket içindeki dijital yazışmalara, e-posta trafiklerine ve WhatsApp mesajlarına erişip erişemeyeceği sorusuna açıklık getiren Okyay, yargı kararlarından örnekler verdi:
"Mevzuat uyarınca kayyım, görevini yerine getirmek için şirketin ticari defterlerini, belgelerini ve işletme ile ilgili özel hesaplarını inceleme hakkına sahiptir (TMK m. 403, 458-460). Ancak bu yetki belirli sınırlar çerçevesindedir. Kayyım, bir 'gizli soruşturmacı' değildir; görevi yargı denetimi ve gözetimi sağlamaktır. Özel haberleşme içeriklerine erişim, mahkeme kararında açıkça yetki verilmedikçe ve denetim faaliyeti için zorunlu olmadıkça haberleşme hürriyetinin ihlali riskini taşır. İncelenen yargı kararlarının büyük çoğunluğunda, kayyımın WhatsApp yazışmaları veya mail trafiklerine erişimine dair bir hüküm veya yetki tanımlaması bulunmamaktadır (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD-2024/266-2024/401; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD-2024/1834-2024/2009)"
Dijital verilerin niteliği konusundaki gri alanlara da değinen Okyay, "Şirket bilgisayarlarındaki verilerin hangilerinin 'ticari belge' hangilerinin 'özel yazışma' olduğu ayrımı, özellikle şahıs şirketlerinde veya ortakların aktif yönetici olduğu anonim şirketlerde gri bir alan oluşturmaktadır" dedi. Kayyım ataması yapılan şirketlerin pazardaki algısının ve ticari itibarının hassas durumda kaldığını vurgulayan Avukat Bengisu Düzgüner Okyay, yasal sorumlulukları, "Kayyım, resmi sıfatı gereği öğrendiği ticari sırları, müşteri listelerini, pazarlama stratejilerini ve üretim metodlarını (TMK m. 403, 458-460 uyarınca) saklamakla yükümlüdür. Bu bilgiler, haklı bir neden olmadıkça açıklanamaz. Kayyım, görevi gereği öğrendiği ticari sırları, müşteri listelerini ve üretim metodlarını saklamak zorundadır" şeklinde açıkladı.

Denetim kayyımı piyasayı nasıl etkileyecek?
Durum karşısında piyasada oluşabilecek finansal ve kurumsal risklere de dikkat çeken Okyay, "Kayyım atandığı bilgisinin piyasada 'ekonomik zorluk' algısı yaratarak banka kredilerine erişimi zorlaştırabileceği ve markanın ticari itibarını olumsuz etkileyebileceği değerlendirilmektedir. Kayyım ataması piyasada 'ekonomik zorluk' veya 'hukuki güvensizlik' algısı yaratabilir. Bu durum bankaların kredi limitlerini kısıtlamasına veya tedarikçilerin vadeli satıştan kaçınmasına yol açabilir" diyerek olumsuz senaryoları özetledi.
Mevzuatta karar alma sürelerine dair net bir bağlayıcılık olmamasının hızlı hareket edilmesi gereken sektörlerde operasyonel aksamalara yol açabileceğini ifade eden Okyay, süreç yönetimindeki riskleri, "Kayyım onay süreçleri, şirketin ani karar alma kabiliyetini kısıtlayabilir ve ticari hareketlilikte yavaşlamaya/gecikmeye neden olabilir. Denetim kayyımının onay süreçlerini makul sürede tamamlamaması, şirketin ticari hareketliliğini kısıtlar. Özellikle hızlı karar alınması gereken sektörlerde bu durum pazar kaybına neden olabilir. Hızlı karar alamama şirketin sürekliliğini etkiler ve dolayısıyla itibarsızlık yaratabilir. Mevzuatta kayyımın onay vermesi için kesin bir süre öngörülmemiştir. 'Makul süre' kavramı belirsizdir ve gecikmelerden kaynaklanan zararların tazmini hususu uygulamada tartışmalıdır" sözleri ile anlattı.

'Kayyım' anlayışı farklılaşıyor
Son olarak doktrinde ve uygulamada kayyımların alanları ve müdahale dereceleri hakkında görüş ayrılıkları olduğunu ifade eden Okyay, "Kayyımın müdahale sınırı konusunda bazı görüş ayrılıkları mevcuttur. Bir görüş, kayyımın sadece 'mevcut durumu muhafaza' etmesi gerektiğini savunurken; diğer bir görüş, şirketin kârlılığının ve ticari hayatının devamı için kayyımın daha aktif bir denetim (örneğin yeni iş olanaklarının değerlendirilmesinde onay süreçlerini hızlandırması) yürütmesi gerektiğini vurgular. Kayyımın hukukçu mu yoksa ekonomist/mali müşavir mi olması gerektiği tartışmalıdır. Doktrinde, şirketin faaliyet gösterdiği alanda uzmanlığı olan kişilerin seçilmesinin, operasyonel hataları ve gecikmeleri önleyeceği belirtilmektedir" açıklaması ile sözlerini tamamladı.




