CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, bugün yaptığı basın açıklamasında AKP’nin 24 yıllık tarım politikalarının üretim alanlarını daraltıp ülkeyi ithalata mahkûm ederek sektörde "ağır bir enkaz" yarattığını vurguladı. Çiftçilerin tasfiye edilip büyük şirketlerin korunduğunu belirten Türeli, gıda arz güvenliğini sağlamak ve üreticiyi yeniden ayağa kaldırmak için acilen ithalatı sınırlandıran, maliyetleri sübvanse eden "kamucu ve planlı" bir tarım politikasına dönülmesi çağrısında bulundu. Yaptığı basın açıklamasında,

Bugün, AKP iktidarının 24 yıl boyunca uyguladığı yanlış ve yetersiz tarım politikalarının yarattığı yapısal (üretim alanlarının daralması, ithalat bağımlılığı, düşük verimlilik) ve konjonktürel sorunların (küçülme/üretim-gelir düşüşü, kuraklık) sonucunda ağır bir enkazla karşı karşıyayız.

CHP Lideri Özel genç kiracı yasası ve yeni reformları açıkladı
CHP Lideri Özel genç kiracı yasası ve yeni reformları açıkladı
İçeriği Görüntüle

Tarım hem ekonomik ve sosyal hem de ulusal güvenlik açısından stratejik bir sektör konumundadır. Dünya’da en liberal, piyasacı devletler dahi doğa ve iklim koşullarına bağımlı tarımda kamucu, kendine yeterliliği sağlayan, dış bağımlılığı (ithalatı) azaltan politikaları öncelikli olarak uygulamaktadır.

AKP iktidarı ise bu gerçeği kavramaktan çok uzaktır.

AKP döneminde, gelir ve fiyat istikrarsızlığına açık tarım sektörü, piyasa dinamiklerine ve dolayısıyla büyük sermayenin, çok uluslu şirketlerin, tüccarların ve ithalat lobilerinin insafına terk edilmiştir. Çiftçiler (özellikle küçük üreticiler, hane emeği), tarım işçileri ve kırsal nüfusun refahı baskılanmış, yoksulluk-mülksüzleşme artmış ve ciddi demografik değişimlere (göç, işgücü kaybı) yol açılmıştır.

TÜİK ve Tarım Bakanlığı verileri, tarımdaki çöküşü tüm çıplaklığıyla belgelemektedir. Tarımsal üretim alanlarının daralması, tarımın milli gelir içindeki payının azalması, istihdam hacminde çarpıcı gerilemeler, ithalatta bağımlılığın artması, kırsal nüfusun dinamik kesimlerinin çözülmesi en tipik sonuçlar olarak açığa çıkmaktadır:

● Daralan Üretim Alanları: İktidarın "tarımı bitiren" politikaları sonucunda, işlenen tarım alanları hızla daralmaktadır. TÜİK verilerine göre, 2002 yılında 23,9 milyon hektar olan toplam işlenen tarım alanı, 2024 yılı itibarıyla 20,2 milyon hektara gerilemiştir. Bu, yaklaşık 3,7 milyon hektarlık alanın üretimden çekilmesi demektir.

● Tarımın Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) İçindeki Payının Azalması: 2002 yılında tarımın GSYH içindeki payı yüzde 10,2 iken, 2025 yılında yüzde 5,2’ye gerilemiştir. Bu durum tarımın ekonomideki ağırlığının gittikçe azaldığını açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

● Tarımsal İstihdamın Gerilemesi: 2005 yılında tarımsal istihdamın toplam istihdamdaki payı yüzde 25 dolayında iken 2025 yılında yüzde 14 seviyesine düşmüştür.

● İthalata Bağımlılığın Artması: 2003-2024 döneminde ülke nüfusu 19,3 milyon kişi artarak 85,7 milyona yükselmiş, yıllık turist sayısı ise 60 milyonu aşmıştır.

Tüketici sayısı artarken ekilen üretim alanlarının azalması gıda arz güvenliğini tehlikeye atmaktadır. İktidarın üretim yerine ithalatı önceleyen politikaları, Türkiye’yi "temel ürünlerde kendi kendine yeterli ülke" vasfından koparmış, geniş ürün yelpazesinde (buğday, arpa, pirinç, soya fasulyesi, ayçiçeği tohumu/yağı, mısır, palm yağı, kırmızı mercimek, canlı hayvan, et vs.) ithalatçı konuma sürüklemiştir. İthalata bağımlılık sadece tarım ve gıda ürünleriyle de sınırlı değildir. Kimyasal gübreler, tarımsal ilaçlar, tarımsal araç ve makinelerde de büyük ölçüde dışa bağımlılık söz konusudur.

Bu tablonun oluşmasında temel sorumluluk AKP iktidarına aittir. Adım adım tarımsal desteklerin azaltılması ve etkisizleştirilmesi, tarımda ithalat rejiminin aşırı liberalize edilmesi, tarımsal KİT’lerin ve kooperatiflerin zayıflatılması (kaynak aktarımının kesilmesi, kurumsal kapasitelerin zayıflatılması, liyakatsiz atamalar vs.), Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kapatılması, sözleşmeli çiftçiliğin tarım ve gıda şirketleri ile ticaret kesimine bağımlılığı artıran küçük üretici aleyhine uygulama alanlarının yaygınlaşması gibi birçok politika tarım sektörünü ve kırsal kalkınma potansiyelini aşağı çeken sonuçlara yol açmıştır.

Tarımsal Destekleme: Tarımsal girdi maliyetleri son yıllarda katlanarak artarken, çiftçiye verilen desteklerin Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde belirtilen "Milli Gelirin yüzde 1’inden az olamaz" hükmüne rağmen hiçbir zaman bu seviyeye çıkarılmamıştır. 2026 yılında tarımsal destekleme tutarı 168 milyar TL olarak öngörülmüş olup, bu tutar GSYH’nin binde 2,2 oranına tekabül etmektedir.

Tarımda Özelleştirmeler: Tarımda faaliyet gösteren önemli birçok Tarımsal KİT’in özelleştirilmesi piyasanın yerli ve yabancı özel şirketlerin kontrolüne girmesi sonucunu doğurmuş, kamunun tarımda kural koyucu ve fiyat düzenleyici rolü ortadan kalkmıştır.

Tarımda Sözleşmeli Üreticilik: Sözleşmeli üretim uygulaması küçük üreticilerin tarım ve gıda şirketlerine bağımlılığına yol açmaktadır.

İKTİDARIN TARIM SİYASETİ: ÇİFTÇİ DEĞİL, ŞİRKETLER KORUNUYOR

İktidarın tarım politikası, küçük üreticiyi tasfiye ederek tarımı endüstriyel holdinglerin tekeline bırakmıştır. Küçük ve orta ölçekli çiftçi kendi tarlasında bağımlı, düşük gelirli, güvencesiz bir konuma itilmiştir.

Diğer taraftan, girdi fiyatlarındaki yüksek oranlı artışlar ile birlikte düşük ürün fiyatları çiftçiyi çok ciddi borç yükü altına sokmuştur. Tarlasını ipotek ettiren, traktörü haczedilen çiftçi üretimden koparak kentlerdeki "ucuz iş gücü" ordusuna dahil edilmektedir.

Tüm bu veriler ışığında net bir şekilde görülmektedir ki tarım sektörü piyasanın vahşi koşullarına bırakılamayacak kadar hayatidir. Bu çerçevede yapılması gereken, ithalatı sınırlandıran, çiftçinin girdi ve finansman maliyetlerini sübvanse eden, temel ürünlerde destekleme alım fiyatları politikasını etkin kılan, tarımsal kooperatifçiliği güçlendiren ve üreticiyi yeniden "Milletin Efendisi" yapan kamucu ve planlı bir tarım politikasına dönmektir.

Tarımda Yapılması Gereken Dönüşüm:

● Bütüncül bir perspektiften (kalkınma stratejisi-büyüme modeli) tarımsal üretim planlaması yapılması: Bu Plan; tarımsal üretimde ülkemizin kendine yeterli hale gelmesini sağlamak; çiftçilerimizin ve kırsal nüfusumuzun refah düzeyini yükseltmek; dış ticaret dengesini sağlamak, üretimde verimliliği artırıcı teknolojilere ve tekniklere geçebilmek, arz-talep koşullarına göre ihtiyaç duyulan yeni ürünlerin üretimini özendirmek, kentsel ve kırsal nüfusun ucuz ve dengeli beslenmesinin sağlanması, sanayiye istikrarlı bir biçimde hammadde ve girdi sağlamak, kırsal kalkınmayı gerçekleştirmek gibi çok boyutlu bir dizi amaç setini içermelidir.

● Tarımsal Girdi (tohum, gübre, zirai ilaçlar, mazot, vb.) Maliyetlerinin Düşürülmesi. (Çiftçinin tarımsal amaçla kullandığı mazottan vergi alınmaması, tarımsal girdilerin üzerindeki vergi yükünün azaltılması)

● Güçlü Tarımsal Destekleme Alımları (Plan öncelikleri ve kırsal üreticilerin gelir-refah istikrarını gözeten fiyat ve miktar öncelikleri)

● Tarımsal desteklerin Tarım Kanunu’nda öngörüldüğü gibi milli gelirin yüzde 1’ine çıkarılması

● Zirai kredilerde af ve yeniden yapılandırma yapılması. (Çiftçi borçlarının faizlerinin silinmesi, anapara ödemelerinin ise yeniden yapılandırılması)

● Tarım kredileri sübvansiyonlarının artırılması. (Ziraat Bankasına ve tarım kredi kooperatiflerine bütçeden ayrılacak kaynakların (cari transferlerin) artırılması)

● Üretim sürecinde kamu kurumlarınca zirai uzmanlık (ziraat mühendisi-teknikeri, veteriner hekim-tekniker) sağlanması, yaygın ve etkili eğitim ve bilinçlendirme programlarının uygulanması

● Tarımsal KİT’lerin (TMO, Et ve Süt Kurumu, ÇAYKUR, vd. ) ve kooperatifçiliğin güçlendirilmesi, yeni tarımsal KİT’lerin kurulması veya hibrid yatırım modellerinin geliştirilmesi

● Doğa ve insan dostu ekolojik tarımın teşvik edilmesi

● Dahilde İşleme Rejimi kapsamında gıda sanayi başta olmak üzere çeşitli sanayi kolları tarafından ithal edilen tarımsal hammadde ürünlerinin ülke içinde üretiminin ve ithal ikamesinin sağlanması

● Hal Kanunu’nun gözden geçirilmesi (Gıda ürünlerinde üreticinin kazanmadığı, tüketicinin ise pahalıya yediği çarpık yapının değiştirilmesi)

● Tarım İş Kanunu’nun Çıkarılması ve Sosyal Güvenlik Kapsamının Güçlendirilmesi (Mevsimlik İşçilik), prim yükümlülüğünün azaltılması, aylık ve gelirlerin artırılması

● Merkezi idare ile mahalli idarelerin koordineli ve işbirliği içinde başta tarım olmak üzere yerel kalkınma potansiyelini güçlendirici öncelikleri geliştirilmesi

Kaynak: BÜLTEN