Çinli elektrikli araç devi BYD, Avustralya'da müşterilerine 2026 model olarak teslim ettiği araçların gerçekte 2025 üretimi olduğunun ortaya çıkmasının ardından tam para iadesi kararı alarak krizin boyutunu büyüttü. Toplam bin 265 müşteriyi etkileyen skandal, şirketin ülkedeki yükselişini gölgelerken tüketici hakları otoriteleri de devreye girdi.
Avustralya genelinde bin 265 ayrı alıcıya imzalatılan satış sözleşmeleri incelendiğinde, belgelerde 2026 model yılı olarak kayıt altına alınan araçların imalat tarihinin aslında 2025 yılına işaret ettiği anlaşıldı. Avustralya Rekabet ve Tüketici Komisyonu'nun (ACCC) da gündemine taşınan bu durum, ülkede otomotiv tarihinin kayda değer idari hatalarından biri olarak yerini aldı.

DÖRT TEKERLEKTEN FARKLI BİR ŞEY YOKTU
Teknik açıdan bakıldığında, söz konusu araçların mekanik yapısında, donanım paketinde ya da sürüş performansında herhangi bir eksiklik ya da farklılık tespit edilmedi. Motor gücünden güvenlik sistemlerine, iç mekân tasarımından şarj kapasitesine kadar her özellik, müşterilere taahhüt edilen seviyenin tam olarak karşılığını veriyordu. Sorunun kaynağı yalnızca kağıt üzerindeydi; ancak o kağıt, alıcılar için son derece değerliydi.
Zira ikinci el otomobil piyasasında model yılı, bir aracın fiyatını doğrudan belirleyen kritik etkenlerden birini oluşturmaktadır. "2026 model" ibaresiyle satın aldığı aracın galeriye girdiğinde "2025 model" damgasıyla çıkacağını öğrenen alıcılar, yalnızca yanıltıcı bir belgeden değil, ceplerindeki somut değer kaybından şikayetçi oldu. Sigorta primlerinin hesaplanmasında da model yılının belirleyici bir unsur olduğu göz önüne alındığında, mağduriyetin salt sembolik kalmadığı açıkça ortaya çıktı.

BYD, BAŞLANGIÇTA KÜÇÜK BİR JEST YAPTI
Kriz ilk kez kamuoyunun gündemine düştüğünde BYD yönetimi, etkilenen müşterilere yaklaşık bin 100 Avustralya doları tutarında bir tazminat ödemeyi teklif etti. Bu rakam, araçların teslimat ücretine karşılık geliyordu. Ancak müşterilerden yükselen sesler ve basında artan baskı, şirketi bu tutumundan geri adım atmaya mecbur bıraktı.
BYD Avustralya Halkla İlişkiler Direktörü Paul Ellis, konuya ilişkin yaptığı açıklamada durumu bir "idari hata" olarak tanımladı. Ellis, "Herhangi bir aldatma söz konusu değildi. Müşteriler tam para iadesi alabilecek, isterlerse daha sonra yeniden BYD satın alabilecekler" diyerek şirketin niyetini kamuoyuyla paylaştı. Tam para iadesi seçeneğinin kabul edilmesi halinde alıcıların mevcut araçlarını iade edip yeni bir satın alma sürecine başlayabilecekleri de duyuruldu.

REGÜLATÖR KENAR ÇİZGİSİNDEN ÇIKTI
ACCC, yaşanan gelişmeleri yakından izlediğini açıklayarak Avustralya tüketici mevzuatının temel ilkelerini bir kez daha hatırlattı. Komisyon, ülkedeki yasal düzenlemeler çerçevesinde satışa sunulan her ürünün, teslim anındaki tanımıyla birebir örtüşmesi gerektiğinin altını çizdi. Otomobilin fiziksel niteliklerinin değil, belgelerdeki tanımın esas alındığı bu yaklaşım, BYD'nin "mekanik fark yok" savunmasının yasal zeminde karşılık bulmadığını gözler önüne serdi. ACCC ayrıca söz konusu koşulların oluşması durumunda tüketicilerin çeşitli yasal haklara sahip olduğunu ve işletmelerin çözümü doğrudan müşterileriyle birlikte üretmesi gerektiğini vurguladı.
HATA, TAM DA ZİRVEDE GELDİ
BYD'nin Avustralya için bu tablo pek de elverişli bir zamanda çıkmadı. Şirket, son yıllarda hem elektrikli hem de şarj edilebilir hibrit modelleriyle ülke pazarında hızlı bir genişleme sürecine girmiş ve satış rakamlarını kısa sürede zirveye taşımıştı. Öyle ki BYD, Avustralya'da Toyota'nın hemen ardından en fazla satış hacmine ulaşan markalar arasına girmeyi başarmıştı. Bu yükseliş hikayesinin tam ortasında patlak veren model yılı krizi, yalnızca marka güvenilirliğini değil, şirketin bu coğrafyadaki uzun vadeli büyüme stratejisini de soru işaretleriyle doldurdu.
Satın alma sürecinden belge düzenlenmesine, teslimat noktasından satış sonrası desteğe uzanan zincirin herhangi bir halkasında yaşanan kırılmanın nasıl büyük sonuçlar doğurabileceğini gösteren bu dava; küresel ölçekte yükselen elektrikli araç üreticilerinin yabancı pazarlarda karşılaştığı bürokratik ve idari açmazların da somut bir yansıması oldu.




