Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye finans sektöründe risk konsantrasyonunu önlemek ve sermaye tabanını korumak amacıyla kalkınma ve yatırım bankalarının kredi kullandırım limitlerinde köklü bir değişikliğe imza attı. Finans dünyasında geniş yankı uyandıran bu yeni düzenlemeyle birlikte, söz konusu bankaların tek bir kişi veya risk grubuna açabileceği kredi sınırı ana sermayenin yüzde 30'una düşürülürken, bankaların kendi risk gruplarına sağlayabileceği finansman limiti ise yüzde 25'e çekildi. İki kamu kurumu haricindeki tüm kalkınma ve yatırım bankalarını kapsayan karar, sektördeki sermaye yeterliliği ve risk yönetimi standartlarını baştan aşağı yeniden şekillendiriyor.

İki kurum muaf tutuldu, oranlar sert düştü
Ekonomi yönetiminin finansal istikrarı güçlendirme adımları kapsamında alınan kararın detaylarına inildiğinde, BDDK'nın oransal bazda ciddi ve net bir daralmaya gittiği görülüyor. Daha önceki uygulamalarda kalkınma ve yatırım bankalarının, konsolide ve konsolide olmayan esasta, bir gerçek ya da tüzel kişiye veya risk gruplarına kullandırabilecekleri kredilerin risk tutarı toplamı ana sermayenin yüzde 40'ı ile yüzde 60'ı arasında değişen esnek bir bantta yer alabiliyordu. Yeni kararla birlikte bu esneklik ortadan kaldırılarak üst sınır kesin bir şekilde yüzde 30 olarak sabitlendi.
Benzer bir sıkılaşma, bankaların kendi iç yapılarına yönelik finansmanlarında da kendini gösterdi. Bankanın dahil olduğu kendi risk grubuna kullandırabileceği kredilerin risk tutarı toplamı geçmişte yüzde 35 ile yüzde 55 arasındayken, yayımlanan kararla birlikte bu oran da yüzde 25 ile sınırlandırıldı. Sektörü yakından ilgilendiren bu kapsayıcı yeni düzenlemeden yalnızca İstanbul Takas ve Saklama Bankası AŞ ile İller Bankası AŞ'nin muaf tutulduğu açıklandı.

Mevcut aşımlar için geçiş takvimi belli oldu
Uygulamaya alınan bu katı sınırlandırmaların ardından gözler, halihazırda bu yeni limitlerin üzerinde kredi kullandırmış olan bankaların bilançolarını nasıl düzenleyeceğine çevrildi. BDDK, sektörü zora sokmamak ve geçiş sürecini sağlıklı bir zeminde yönetmek adına bankalara uyum için geniş bir takvim sundu.
Alınan karara göre, bankanın dahil olduğu kendi risk grubuna kullandırılan kredilerde yeni belirlenen yüzde 25'lik sınırın aşılmış olması durumunda, bu aşımların 1 Ekim 2026 tarihine kadar yasal sınırlara çekilmesi zorunlu kılındı. Bir gerçek ya da tüzel kişiye veya genel risk gruplarına kullandırılan kredilerdeki yüzde 30'luk aşımların giderilmesi için ise bankalara 1 Nisan 2027 tarihine kadar süre tanındı. Bu tarihlere kadar bankaların kredi portföylerinde kademeli bir yeniden yapılandırmaya gitmesi bekleniyor.

Kararın arkasındaki strateji: Riski tabana yaymak
Ankara'dan gelen bu kritik hamlenin temelinde yatan neden, bankaların sermaye yapılarını tekil iflas veya kriz şoklarına karşı daha korunaklı hale getirmek olarak okunuyor. Kredilerin belirli kişi, şirket veya gruplarda yoğunlaşmasının önüne geçmeyi hedefleyen ekonomi yönetimi, finansal riskleri azaltmayı amaçlıyor. Verilen uyum sürelerinin bilançoların daralmadan yeniden yapılandırılması için yeterli bir alan açtığını belirten bankacılık çevreleri, önümüzdeki yıllarda yatırım bankalarının kredi musluklarını çok daha çeşitli ve tabana yayılmış bir stratejiyle yöneteceğini vurguluyor.




