DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türk siyasetini derinden sarsacak bir adımın fitilini ateşledi. Babacan, Yeniden Refah Partisi ile Saadet Partisi'nin arasındaki köklü anlaşmazlıkları geride bıraktığını, Gelecek Partisi ve başka partilerin de dahil olacağı kapsamlı bir ittifakın kuruluş sürecinin hız kazandığını kamuoyuyla paylaştı. Ankara'da gazetecilerle gerçekleştirdiği buluşmada konuşan Babacan, "Bu şartlarda mevcut iktidarın gerçek alternatifi ancak biz olacağız" diyerek muhalefet sahasında yeni bir dönemin kapılarını araladı.
Türkiye'nin siyasi gündeminde yıllarca tartışılan ama bir türlü somutlaşamayan İslamcı ve merkez sağ partiler arası birliktelik, bu kez farklı bir ivmeyle şekillenmeye başlıyor. Yeniden Refah ile Saadet'in "sorunları aştığını" bizzat ilan eden Babacan'ın açıklamaları, yalnızca bir ittifak duyurusu olmanın çok ötesine geçiyor; bu satırlar, Türkiye'nin bir sonraki seçim dönemine giden yolda dengeleri yeniden kuracak bir siyasi projenin ilk resmi müjdesi niteliğini taşıyor.

ANKARA'DA KRİTİK BİR KIRILMA ANI
Ankara'da bir grup gazeteciyle bir araya gelen Babacan, uzun süredir perde arkasında yürütülen müzakerelere dair ilk kez bu denli açık ve net bir tablo çizdi. Yeniden Refah Partisi ile Saadet Partisi'nin tarihsel arka planlarından, liderlik farklılıklarından ve ideolojik ayrışmalarından beslenen gerilimin sonunda aşıldığını vurgulayan Babacan, iki partinin de ittifakın zorunluluğu konusunda ortak bir iradeye kavuştuğunu aktardı. Bu noktada Babacan'ın sözleri dikkat çekiciydi: Sorunlar aşıldı, zorluklar geride kaldı ve önümüzdeki dönemde yeni partilerin de katılımıyla bu yapı büyüyecek.
Ancak DEVA Partisi lideri, henüz müzakereleri süren partileri açıklamak için doğru zamanın gelmediğini de özenle vurguladı. Mutabakat sağlandıkça isimlerin gün yüzüne çıkacağını ifade eden Babacan, siyasi bir noktada sızdırma değil, netleşme stratejisini benimsediğini ortaya koydu. Bu tutum, hem ittifak içi dengeleri koruma çabasını hem de kamuoyu önünde erken taahhütte bulunmaktan kaçınan bir siyasi olgunluğu yansıtıyor.
KLASİK SEÇİM İTTİFAKININ ÖTESİNDE BİR MODEL
Üzerinde çalışılan yapının sıradan bir seçim koalisyonuyla sınırlı tutulamayacağını açıkça ortaya koyan Babacan, ortak liste oluşturma ve ortak aday belirleme gibi daha derin entegrasyon modellerinin de masada olduğunu söyledi. Seçim takviminin netleşmesiyle birlikte bu seçeneklerin daha somut bir çerçeveye oturtulacağını belirten Babacan'ın bu yaklaşımı, kurulmak istenen yapının gelecekte kalıcı bir siyasi güç olmayı hedeflediğine işaret ediyor.
Siyasi gözlemcilerin yakından takip ettiği bu süreç, aynı zamanda CHP'nin dışında konumlanan bir muhalefet bloğunun nasıl şekilleneceğini de gözler önüne seriyor. Babacan öncülüğündeki bu ittifak girişimi, ana muhalefet partisiyle ortak bir zemin aramak yerine bağımsız ve alternatif bir siyasi kimlik oluşturma iddiasını taşıyor.
"AK PARTİ'DEN SOĞUYANLAR İÇİN YOL AÇIYORUZ"
Babacan'ın en vurucu ifadelerinden biri, hedef kitlenin kim olduğunu belirleyen satırlarda saklıydı. Bir dönem AKP'ye oy vermiş, ancak artık o partiyi yeterli bulmayan, çıkış arayan seçmenler için yeni bir güvenli liman yaratma arzusunu dile getiren Babacan, "Özellikle AK Parti'den soğuyan, bir zamanlar AK Parti'ye oy vermişken artık olmuyor, yürümüyor olanlara bir yol lazım" dedi.
Bu cümle, Türk siyasetinin son on yılına damgasını vuran denklemin tam ortasına oturuyor. AKP seçmeninin çözülmesiyle ortaya çıkan o büyük kitleyi kimin sahiplenebileceği, Türkiye muhalefetinin en stratejik sorusu olmaya devam ediyor. Babacan ve çevresindeki partiler, bu soruya verdikleri yanıtla hem CHP'den hem de mevcut iktidardan kendilerini konumlandırmaya çalışıyor.

MESELE SEÇİMİ DEĞİL, TÜRKİYE'Yİ KAZANMAK
Babacan'ın kamuoyuna yönelik mesajının belki de en çarpıcı boyutu, salt seçim hesabının ötesine geçen felsefi vurgusuydu. Yalnızca sandıkta galip gelmekle yetinmenin yeterli olmadığını, asıl hedefin ülkeyi kazanmak olduğunu söyleyen Babacan, "Seçimi kazanmışım, Türkiye'yi kaybetmişim, ne işe yarar?" sorusunu kamuoyunun gündemine bıraktı. Bu retorik, yalnızca bir seçim vaadi değil, aynı zamanda kendini "sorumluluk siyaseti" üzerine konumlandıran bir siyasi felsefenin ürünü olarak okunabilir.
CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞINDA NET MESAJ
Gazetecilerin ittifakın ortak bir cumhurbaşkanı adayı çıkarıp çıkarmayacağını sorması üzerine Babacan, şimdilik önceliklerinin ittifakı büyütmek olduğunu, adaylık meselesinin ilerleyen süreçte konuşulacağını ifade etti. Bununla birlikte kendi konumunu açıkça ortaya koydu: "DEVA Partisi'nin adayı benim. Genel başkanlar doğal adaydır." Bu açıklama, Babacan'ın ittifak içindeki ağırlığını ve potansiyel bir seçim sürecindeki iddiasını net biçimde işaret ediyor.
Türkiye'nin siyasi gündeminde yeni bir sayfa açılıyor. Babacan liderliğindeki bu ittifak hamlesi, önümüzdeki aylarda hem içerik hem de kapsam bakımından şekillenmeye devam edecek. Masaya oturan partilerin sayısı arttıkça, bu yapının Türk siyasetindeki ağırlığı da giderek netleşecek.





