ABD Temsilciler Meclisi, 2027 mali yılına ilişkin Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nı (NDAA) dar bir farkla onaylayarak Senato'nun önüne gönderdi. 1,15 trilyon dolarlık dev bütçe paketinde, ABD ordusunun tedarik zincirini İsrail ile bütünleştirmeyi öngören ve Kongre'de sert tartışmalara yol açan 219. madde de yerini korudu.
Washington'daki Kongre binasında 22 Temmuz Çarşamba günü yapılan genel kurul oylamasında Temsilciler Meclisi, 2027 mali yılı savunma harcamalarını düzenleyen dev bütçe tasarısını 216 kabul oyuna karşılık 212 ret oyuyla kabul etti. Altmış beş yıldır kesintisiz biçimde yasalaşan ve her iki partinin geleneksel olarak "mutlaka geçmesi gereken yasa" saydığı NDAA, bu yıl keskin bir parti ayrışmasıyla Meclis'ten geçebildi. Onaylanan metin, bir sonraki aşamada görüşülmek üzere Senato'ya sevk edildi.

Oylamada parti çizgisi belirleyici oldu
Meclis'teki oylamada Cumhuriyetçi kanattan yalnızca yedi temsilci tasarıya karşı oy kullandı; bu isimler arasında dış politikada ve savunma harcamalarında sık sık partisinden ayrışan, ABD'nin egemenlik alanını başka bir ülkeyle iç içe geçirecek düzenlemelere kuşkuyla yaklaşan milletvekilleri yer aldı. Demokrat sıralardan ise altı temsilci tasarıya destek verdi; bu isimlerin bir kısmı, seçim bölgelerindeki tersane ve savunma sanayi yatırımlarının korunmasını öncelik olarak gösterdi. Üç temsilci ise oylamaya katılmadı. Sonuç itibarıyla NDAA, tarihinde nadir görülen ölçüde dar bir marjla ve büyük ölçüde parti disiplini çerçevesinde kabul edilmiş oldu.
Sırada senato onayı var
Tasarının yasalaşabilmesi için önce Senato'da da kabul edilmesi gerekiyor. Ancak Senato, kendi hazırladığı NDAA metnini geçtiğimiz hafta usul oylamasında ilerletemediği için bu tasarıyı henüz genel kurul gündemine dahi alabilmiş değil. Temsilciler Meclisi Bütçe Komitesi Başkanı, geçen hafta yaşanan bu tıkanıklığı Demokratların savunma yasasını Başkan Trump'ın İran politikasını protesto etmek amacıyla engellediği şeklinde yorumlayarak eleştiri yöneltti. Önümüzdeki süreçte iki kanadın farklı metinlerinin uzlaştırma komisyonunda birleştirilmesi ve ortaya çıkacak nihai metnin her iki mecliste yeniden oylanması bekleniyor. Sürecin tamamlanmasının ardından tasarı, imzalanıp yasalaşması için Başkan Donald Trump'ın masasına gönderilecek.
İsrail ile teknoloji entegrasyonunu öngören 219. madde tartışma yarattı
Tasarının en fazla tartışma yaratan bölümü, "ABD-İsrail Savunma Teknolojisi İş Birliği Girişimi" başlığını taşıyan 219. madde oldu. Düzenleme, Savunma Bakanlığı'na bu girişimi yürütmek üzere bir "yürütücü ajan" atama talimatı veriyor. Maddeye göre; insansız sistemlere karşı savunma, füze ve hava savunması, siber güvenlik, yapay zeka, kuantum bilişim ve yönlendirilmiş enerji silahları başta olmak üzere yaklaşık on farklı teknoloji alanında, İsrail menşeli ve iki ülke tarafından ortaklaşa geliştirilen sistemlerin 2030 yılına kadar ABD'nin resmi askeri tedarik programlarına kademeli biçimde entegre edilmesi hedefleniyor. Düzenleme ayrıca ortak Ar-Ge çalışmalarından seri üretime uzanan bir iş birliği çerçevesi kurulmasını ve bu sürecin düzenli aralıklarla Kongre'ye raporlanmasını da öngörüyor.
Madde, komisyon aşamasından genel kurula uzanan süreç boyunca defalarca gündeme geldi. Cumhuriyetçi Kentucky temsilcisi Thomas Massie ile Demokrat Kaliforniya temsilcisi Ro Khanna, hükmün tasarıdan çıkarılması için ortak bir değişiklik önergesi hazırladı. Ne var ki Kurallar Komitesi, bu önergeyi genel kurul gündemine almayarak salon oylamasına taşınmasını engelledi; böylece Meclis üyeleri madde hakkında ayrı bir oy kullanma fırsatı bulamadı. Massie, ABD'nin savunma teknolojisi ve tedarik zincirini başka bir ülkeyle kalıcı biçimde bütünleştirmenin riskli bir adım olduğunu savunarak muhalefetini sürdürdü. Girişimin destekçileri arasında yer alan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ise düzenlemeyi, iki ülke arasındaki savunma ilişkisinin doğrudan askeri yardımdan ortak üretim ve teknoloji paylaşımına dayalı bir ortaklığa evrilmesinin bir parçası olarak nitelendirmişti.

Bütçenin öne çıkan diğer kalemleri
1,15 trilyon dolarlık paketin yaklaşık 1,1 trilyon doları doğrudan Savunma Bakanlığı'na, kalan kısmı ise nükleer cephaneliğin idaresinden sorumlu Enerji Bakanlığı'nın savunma programlarına ayrıldı. Bütçede askeri personel için yüzde beş ile yüzde yedi arasında değişen bir maaş artışı öngörülürken, muharip birlik sayısının artırılmasına yönelik hükümler de yer aldı. Kışla inşaatı ve askeri ailelerin barınma ihtiyaçları için ayrı bir kaynak tahsis edildi.
Tasarı, Savunma Bakanlığı'nın adının resmi olarak "Savaş Bakanlığı" şeklinde değiştirilmesini de kapsıyor. Bir başka hükümle, 2023 yılında Konfederasyon dönemi figürlerinin isimlerinden arındırılmak amacıyla değiştirilen dokuz askeri üssün eski isimlerine döndürülmesi şart koşuluyor. Bütçede, Başkan Trump'ın gündeme getirdiği ve İsrail'in "Demir Kubbe" sistemini model alan "Altın Kubbe" adlı füze savunma projesine ayrılan pay da bulunuyor. Ayrıca B-21 bombardıman uçakları, F-35 savaş uçakları ve deniz karakol uçakları başta olmak üzere hava platformlarının geliştirilmesine milyarlarca dolarlık kaynak aktarılırken, bir Columbia sınıfı balistik füze denizaltısı ile Virginia sınıfı denizaltıların ve Arleigh Burke sınıfı muhriplerin inşasına da yüksek meblağlı ödenek ayrıldı.
Demokratların itirazları ve SAVE America yasası bağlantısı
Demokrat kanat, tasarının büyüklüğüne ve zamanlamasına yönelik sert eleştiriler yöneltti. Muhalefetteki temsilciler, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarını sürdürdüğü bir dönemde savunma harcamalarının bu ölçüde artırılmasının, iç politikada sosyal programlara yönelik kesintilerle çeliştiğini öne sürdü. Meclis'teki oturumlarda söz alan Demokrat temsilciler, tasarıya verilecek desteğin dolaylı yoldan süregelen çatışmanın finansmanına onay anlamına geleceğini vurguladı.
Tasarının Senato'daki akıbetini daha da belirsizleştiren bir diğer gelişme ise, Cumhuriyetçilerin usul oylamasıyla NDAA'ya, Başkan Trump'ın desteklediği ve oy verme süreçlerinde yeni kısıtlamalar getirmeyi amaçlayan "SAVE America Yasası"nı eklemiş olması oldu. Senato'da bu düzenlemeyi tek başına yasalaştıracak çoğunluğun bulunmaması, iki metnin birlikte ilerleyip ilerleyemeyeceğine dair belirsizlik yaratıyor. Nitekim Senato'daki Demokrat grup, geçtiğimiz hafta kendi NDAA metninin usul oylamasını engelleyerek sürece karşı ilk tepkisini ortaya koymuştu. Tasarının önümüzdeki haftalarda Senato'da nasıl bir seyir izleyeceği ise Washington'da yakından takip edilecek.




