Türkiye sermaye piyasalarında eylül ayının ikinci yarısında başlayan fon tasfiye sürecinde yeni bir aşamaya giriliyor. SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla 7 portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmesinin ardından, şimdi yatırımcıların hesaplarına yapılacak ödemelerin nasıl ve hangi takvim çerçevesinde gerçekleştirileceği üzerinde çalışılıyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre bugün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında ilgili kurum ve kuruluşların katılımıyla teknik bir toplantı gerçekleştirilecek. Toplantıda tasfiye sürecinin uygulama esasları, ödeme mekanizması, kurumlar arasındaki koordinasyon ve izlenecek yol haritası değerlendirilecek. Çalışmaların yarın da devam etmesi bekleniyor.
Böylece yaklaşık bir haftadır yatırımcıların en fazla merak ettiği konu olan “Fonlardaki para ne zaman ve nasıl ödenecek?” sorusunun teknik çerçevesinin netleştirilmesi amaçlanıyor. Ancak mevcut aşamada yatırımcılara tek tek hangi tarihte ödeme yapılacağını gösteren kesinleşmiş bir ödeme takvimi açıklanmış değil. Toplantıların temel amacı da bu uygulamanın ayrıntılarını belirlemek olarak öne çıkıyor.

Sürecin merkezinde yatırımcıların paralarının nakde çevrilmesi var
SPK’nın 17 Eylül tarihli 2026/61 sayılı bülteninde tasfiye işleminin nasıl yürütüleceğine ilişkin ayrıntılı bir mekanizma oluşturuldu. Buna göre Tera Portföy Yönetimi AŞ tarafından kurulan fonların tasfiye sürecinde Türkiye İş Bankası, A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula Portföy Yönetimi şirketlerinin kurucusu olduğu fonlarda ise Ziraat Bankası görevlendirildi. Bankalar aynı zamanda söz konusu fonların portföy saklayıcısı olarak tasfiye sürecinin yürütülmesinde yetkilendirildi.
Tasfiye mekanizmasının ilk aşamalarından biri, yatırımcıların fonlardaki payları ile varsa rehin, haciz, tedbir ve diğer takyidatların belirlenmesi. SPK düzenlemesine göre Merkezi Kayıt Kuruluşu ile görevli bankalar arasında bu kayıtların mutabakatının tasfiye usul ve esaslarının yürürlüğe girmesinden sonraki iki iş günü içinde yapılması gerekiyor. Fonların borç, alacak ve giderlerine ilişkin mutabakatların ise Kurul kararını takip eden en geç 10 iş günü içinde tamamlanması öngörülüyor.
Bu aşama tamamlandıktan sonra asıl önemli süreç, fon portföyündeki varlıkların nakde dönüştürülmesiyle başlayacak.
Varlıklar hangi yöntemle satılacak?
SPK’nın belirlediği sisteme göre fon portföyünde bulunan finansal varlıklar doğrudan tek seferde satılmak yerine piyasanın koşulları dikkate alınarak nakde çevrilecek. Bankalar, varlıkların türüne göre doğrudan satış talimatı verebilecek veya işlemlerin bir yatırım kuruluşu aracılığıyla gerçekleştirilmesini sağlayabilecek.
Buradaki temel unsurlardan biri piyasa derinliği ve likidite koşulları. Düzenlemede satış işlemlerinde yatırımcı menfaati, piyasanın derinliği ve likidite şartlarının gözetilmesi öngörülüyor. Böylece fon portföyündeki varlıkların mümkün olduğunca piyasa koşulları dikkate alınarak paraya dönüştürülmesi hedefleniyor.
Vadesi bulunan para piyasası araçları ve benzeri işlemlerden vade sonunda fona aktarılacak nakit ile diğer finansal varlıkların satışından elde edilen tutarlar da belirlenen ödeme planı çerçevesinde para piyasası araçlarında değerlendirilebilecek. Elde edilen nakdin belirli dönemlerde yatırımcıların mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına, sahip oldukları fon payları oranında aktarılması öngörülüyor.
Dolayısıyla tasfiye sürecinde yatırımcıya yapılacak ödeme, fon portföyündeki varlıkların tasfiye sırasında nakde dönüşmesi ve yatırımcının sahip olduğu pay miktarı üzerinden hesaplanacak.

Ödeme tek kalemde mi yapılacak?
Tasfiye kararının ardından kamuoyunda oluşan önemli soru işaretlerinden biri de yatırımcıların parasının tek seferde mi yoksa aşamalı biçimde mi ödeneceği oldu.
SPK’nın yayımladığı usul ve esaslar, elde edilen nakdin bankaların belirleyeceği dönemlerde yatırımcıların bireysel saklama hesaplarına aktarılmasına imkan tanıyor. Bu da ödeme mekanizmasının, portföydeki varlıkların nakde çevrilme hızına ve oluşturulacak uygulama planına bağlı olarak yürütülebileceğini gösteriyor.
Bu nedenle bugün yapılacak teknik çalışmaların yalnızca bir “son ödeme tarihi” belirlenmesinden ibaret olması beklenmiyor. Hangi varlıkların hangi yöntemle nakde dönüştürüleceği, satışların hangi periyotlarda yapılacağı, oluşan nakdin hangi aralıklarla yatırımcı hesaplarına aktarılacağı ve kurumlar arasındaki koordinasyonun nasıl sağlanacağı da sürecin önemli parçaları arasında bulunuyor.
SPK süreyi 3 aydan 6 aya çıkardı
Tasfiye sürecinin başlangıcında SPK tarafından azami süre 3 ay olarak belirlenmişti. Ancak piyasadaki şartlar ve fonların portföy yapıları dikkate alınarak bu süre 21 Eylül 2026 tarihinde değiştirildi ve 6 aya çıkarıldı. SPK, değişikliğin fon varlıklarının mümkün olduğunca uygun koşullarda satılabilmesine imkan sağlamak amacıyla yapıldığını açıkladı.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. SPK’nın açıklamasına göre 6 aylık sürenin belirlenmesi, tasfiyenin mutlaka 6 ay boyunca devam edeceği anlamına gelmiyor. Koşulların elvermesi halinde işlemlerin daha erken tamamlanabilmesi mümkün. Kurul, 17 Eylül tarihli tasfiye usul ve esaslarının yalnızca ilgili maddesinde değişiklik yaptı; diğer hükümler aynı şekilde geçerli kaldı.
Bu değişiklik, yatırımcıların “Paralar ne zaman hesaplara geçecek?” sorusunun neden bugün yapılacak teknik toplantılar açısından önem taşıdığını da ortaya koyuyor. Çünkü 6 aylık süre bir ödeme günü değil, tasfiye işlemlerinin tamamlanabileceği azami çerçeveyi ifade ediyor.
455 bin 758 yatırımcı bulunuyor
Fon tasfiyesine ilişkin kamuoyunda son günlerde farklı yatırımcı sayıları gündeme gelmişti. SPK, bu tartışmaya 23 Eylül'de yaptığı resmi açıklamayla son verdi.
Kurulun Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına dayandırdığı açıklamaya göre 7 portföy yönetim şirketine ait tasfiye kapsamındaki 131 fonda bulunan tekil yatırımcı sayısı 455 bin 758 kişi. SPK, yatırımcı sayısına ilişkin farklı bilgilerin kamuoyuna yansıması üzerine yalnızca resmi kaynaklarda yer alan açıklamaların dikkate alınmasını istedi.
Buradaki “tekil yatırımcı” ifadesi önem taşıyor. Fon sayılarının veya toplam yatırımcı kayıtlarının toplanmasıyla ortaya çıkan rakamlarla aynı anlama gelmeyen bu veri, MKK kayıtlarına göre tasfiye kapsamındaki fonlarda bulunan birbirinden farklı yatırımcıların toplamını gösteriyor. Bu nedenle güncel ve resmi referans noktası 455 bin 758 kişi olarak öne çıkıyor.
Hangi bankalar süreci yönetecek?
Tasfiye sürecindeki görev paylaşımı da SPK tarafından açık biçimde belirlendi. Tera Portföy Yönetimi AŞ tarafından kurulan fonlarda Türkiye İş Bankası görevli olurken, A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula Portföy tarafından kurulan fonların tasfiye sürecinde Ziraat Bankası yetkilendirildi.
Bankaların görevi yalnızca finansal varlıkların saklanmasıyla sınırlı değil. SPK düzenlemesinde, tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için fon kurucularına mevzuatla yüklenmiş ve tasfiye için zorunlu olan iş ve işlemlerin ilgili bankalar tarafından yerine getirilebilmesine de imkan tanınıyor.
Fonların finansal varlıkları Takasbank nezdinde ilgili bankalar altındaki hesaplarda tutulurken, fonların borç ve alacaklarına ilişkin mutabakatların da önceki saklama kuruluşu, banka ve Takasbank arasında yürütülmesi gerekiyor.

TEFAS işlemleri neden durduruldu?
Tasfiye kapsamına alınan fonlarda yatırımcı işlemleri de normal akışından çıkarıldı. SPK kararına göre 17 Eylül 2026'dan itibaren tasfiye kapsamındaki fonlarda TEFAS dışında yer alan dağıtım kanalları üzerinden yeni katılma payı alım veya iade talimatı gerçekleştirilemiyor.
TEFAS üzerinden verilen ve henüz gerçekleşmemiş bazı iade talimatlarının karşılığı ise tasfiye sürecinde fonun borcu olarak kayda alınacak ve elde edilen nakitten öncelikli olarak karşılanacak. 17 Eylül ve öncesinde verilen ve henüz takası gerçekleşmemiş varlık ve işlem talimatlarının ise olağan süreç içerisinde tamamlanmasına imkan tanındı.
Bu düzenleme, tasfiyenin başlamasıyla birlikte yeni alım-satım işlemlerinin kontrol altına alınması ve mevcut yatırımcıların haklarının tasfiye mekanizması üzerinden ele alınması amacı taşıyor.
Sürecin arka planında ne var?
Fon tasfiyeleri, yalnızca 17 Eylül’de alınan kararlarla ortaya çıkan bir gelişme olarak değerlendirilmiyor. SPK, 18 Eylül’de yaptığı açıklamada, 2025 yılının son çeyreğinde özellikle bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları aracılığıyla düşük fiili dolaşım oranına sahip hisselerde ekonomik gerçeklik ve şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri gözlemlendiğini bildirdi.
Kurul, bu gelişmeler sonrasında 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi’nde konunun gündeme geldiğini, daha sonra bir çalışma grubu oluşturulduğunu ve yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerin aylar süren bir hazırlık sürecinin ardından 28 Ağustos 2026’da güncellendiğini açıkladı. SPK ayrıca söz konusu düzenlemelerin fonlar üzerinden oluşabilecek manipülasyon imkanlarının sınırlandırılması, yatırımcı tasarruflarının korunması ve finansal istikrara yönelik risklerin azaltılması amacı taşıdığını belirtti.
Bu çerçevede 17 Eylül’de alınan tasfiye kararları, daha geniş bir düzenleme ve denetim sürecinin sonraki aşaması olarak ortaya çıktı.
Şimdi sırada ödeme planının netleşmesi var
24 Eylül itibarıyla süreçteki en yeni gelişme, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında gerçekleştirilecek teknik toplantılar. Toplantılarda yatırımcı haklarının korunması, tasfiye işlemlerinin sağlıklı şekilde yürütülmesi, kurumlar arası koordinasyon ve ödeme sürecinin uygulama esasları üzerinde durulması bekleniyor. Çalışmaların ikinci gün de sürmesi öngörülüyor.
Ancak bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış, yatırımcı bazında kesin ödeme tarihlerini gösteren nihai bir takvim bulunmuyor. SPK'nın mevcut düzenlemesine göre fon varlıklarının piyasa koşulları dikkate alınarak nakde çevrilmesi ve oluşan nakdin yatırımcıların bireysel saklama hesaplarına payları oranında aktarılması esas alınıyor. Tasfiye için öngörülen azami süre ise 6 ay olarak güncellenmiş durumda ve gerekli şartların oluşması halinde süreç daha erken tamamlanabilecek.
Bundan sonraki aşamada yatırımcıların dikkati, bugün ve yarın yapılacak teknik çalışmaların ardından açıklanacak uygulama ayrıntılarına çevrilecek. Özellikle varlık satışlarının hangi periyotlarla gerçekleştirileceği, nakit oluşumunun ardından ödemelerin hangi sıklıkla yapılacağı ve tasfiyenin fon bazında nasıl yürütüleceği, sürecin yatırımcı açısından en yakından takip edilecek başlıkları olacak.





