Milyonlarca ev sahibini doğrudan ilgilendiren köklü bir düzenleme, 1 Temmuz 2026 sabahı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın hazırladığı Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği değişikliği, müstakil konutlarda asansör kurulumundan bahçe düzenlemelerine, süs havuzlarından emsal hesabı kriterlerine kadar pek çok alanda uzun süredir beklenen yenilikleri hayata geçiriyor. Değişiklikler yalnızca inşaat sektörünü değil, kendi evinde yaşayan sıradan vatandaşı, yaşlıları, engelli bireyleri ve kentsel dönüşüm sürecindeki binlerce aileyi de yakından etkiliyor.

YILLARDIR BEKLENEN ADIM NİHAYET ATILDI
Ülkede müstakil ev sahibi olmanın en büyük handikapllarından biri, özellikle yaşlılık ya da engellilik durumunda binanın katlarına erişimin neredeyse imkânsız hale gelmesiydi. Yürürlükteki imar kuralları, çok katlı apartmanlarda asansör zorunluluğunu belirli ölçüde düzenliyor olsa da tek bağımsız bölümlü müstakil konutlar bu tartışmanın tamamen dışında kalıyordu. Yeni yönetmelik, bu boşluğu kapatmak için somut bir adım atıyor.
Düzenlemeye göre bodrum kat hesaba katılmadan yüksekliği üç katı aşmayan müstakil evlerde, yapının iç bölümüne asansör ya da erişilebilirlik standartlarını karşılayan bir kaldırma platformu kurulabilecek. Bunun için gerekli teknik şartların sağlanması ve ilgili belediyeden ya da yapı denetim biriminden gerekli iznin alınması zorunlu tutuluyor. Yani uygulama otomatik bir hak değil; teknik elverişlilik ve idari onaya bağlı, ancak yasal dayanaktan yoksun olmaktan da çıkmış bir imkân.

APARTMANLAR İÇİN NET BİR ÇERÇEVE
Tek bağımsız bölümlü konutların dışında kalan çok katlı yapılar için de yönetmelik daha net bir tablo ortaya koyuyor. Bugüne kadar zaman zaman tartışmalı yorumlara konu olan asansör yükümlülüğü, yeni düzenlemeyle birlikte belirgin bir sınıra kavuşuyor.
Bodrum dahil olmak üzere üç katlı binalarda asansör yeri ayrılması zorunlu hale getirilirken, dört ve üzeri katlı yapılarda artık asansör kurulumu doğrudan zorunlu tutuluyor. Üstelik bu zorunluluk sembolik bir uygulama değil; bağımsız bölüm veya ortak alan barındıran tüm katlara hizmet edecek şekilde tasarlanmış işlevsel bir sistem zorunluluğu. Bu düzenlemeyle beraber özellikle kentsel dönüşüm kapsamında yeniden yapılanacak binalarda asansör planlamasının projenin kuruluş aşamasında ele alınması kaçınılmaz hale geliyor.
BAHÇELERDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR
Yönetmeliğin dikkat çeken bir diğer yeniliği, Türk imar mevzuatında ilk kez resmi bir tanıma kavuşan "süs havuzu" kavramı etrafında şekilleniyor. Bugüne kadar yasal bir dayanaktan yoksun kalan bu yapılar, artık belirli koşullar altında tamamen meşru bir statü kazanıyor.
Mimari projeye uygun biçimde tasarlanan ve yüzme işlevinden bağımsız, salt dekoratif ya da peyzaj amaçlı nitelendirilen havuzların yapımına bu yönetmelik çerçevesinde izin veriliyor. Ancak burada belirleyici olan nokta yalnızca izin değil; söz konusu yapıların emsal hesabına dahil edilip edilmeyeceği meselesi. Yeni düzenlemeye göre süs havuzları, belirli ölçüler içinde kalmak ve projeyle uyumlu olmak şartıyla emsal dışında değerlendirilebilecek. Aynı kural, pergolalar ve belirli bahçe düzenlemeleri için de geçerli; yeter ki bu yapılar binanın ana taşıyıcı sistemiyle bütünleşik olmasın.

EMSAL HESABINDA ESNEKLİK SİNYALİ
Yönetmeliğin belki de inşaat sektörünü en çok heyecanlandıracak boyutu, emsal hesabına getirilen yeni istisnalar. Proje geliştirme süreçlerinde uzun zamandır sıkıntı yaratmakta olan emsal sınırlamaları, bu değişiklikle birlikte kısmen esnetiliyor.
Teknik koşulları sağlamak kaydıyla giriş saçakları, bahçe ve istinat duvarları, asma kat boşlukları ile yönetmelikte tanımlanan belirli kapalı alanlar emsal hesabının dışında tutulacak. Bu düzenleme, özellikle küçük parsellerde inşaat yapacak ya da mevcut binasını tadil ettirecek vatandaşlar için pratikte ciddi bir alan kazanımı anlamına gelebilir. Mimar ve mühendislerin yoğun biçimde tartıştığı emsal meselesinde bu adım, sektörün uzun süredir beklediği ama bir türlü gelemeyen esnekliğin kapısını aralıyor.
MEVCUT BİNALAR DA KAPSAMA GİRİYOR
Yeni yönetmeliğin etkisi yalnızca henüz ruhsat aşamasındaki projelerle sınırlı değil. Teknik koşulların elverişli olduğu mevcut yapılarda yapılacak tadilat ve dönüşüm çalışmaları da bu kurallar çerçevesinde değerlendirilecek. Bu durum, elindeki evi modernize etmek isteyen pek çok vatandaş için hem fırsat hem de dikkat edilmesi gereken yeni bir süreç anlamına geliyor. Binasına asansör eklemek, bahçesini yeniden düzenlemek ya da emsal avantajından yararlanmak isteyen ev sahiplerinin ilgili belediyelerle ve proje müellifleriyle erken temasa geçmesi büyük önem taşıyor.
1 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe giren bu değişiklik, Türkiye'nin kentsel yaşam standartlarını yükseltmeye yönelik adımlardan biri olarak kayıtlara geçiyor. Asıl sınav ise uygulamada: düzenlemelerin sahada tutarlı ve erişilebilir biçimde hayata geçirilip geçirilmeyeceğini önümüzdeki süreç gösterecek.





